Alacak takibi ve haciz süreci

Balıkesir merkezli avukatlık büromuz, alacak takibi ve haciz süreçlerinde danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktadır. İlamlı icra (bir mahkeme kararına dayanan) ve ilamsız icra (bir senede veya borç ilişkisine dayanan) takiplerinin başlatılması, borçlunun mal varlığının araştırılması, haciz ve satış işlemlerinin takibi bu alanın temel işlemleridir. Borçlunun takibe itiraz etmesi hâlinde itirazın iptali davası, alacaklının haklılığının önceden tespiti isteniyorsa menfi tespit davası gündeme gelebilir.

Konkordato ve borç yapılandırması

Mali durumu bozulan ama iflasın önüne geçmek isteyen işletmeler için konkordato süreci, alacaklılarla yapılandırma anlaşması yoluyla borçların yeniden ödenebilir hâle getirilmesini sağlar.

Üçüncü kişilerin hakları ve istihkak davaları

Bir icra takibinde haczedilen malın aslında borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğu iddia edilebilir; bu durumda istihkak davası açılarak malın haczin dışında bırakılması talep edilir. Borçlunun maaşının, emekli aylığının veya kira gelirinin haczedilmesi durumunda, kanunun öngördüğü haczedilmezlik sınırlarının doğru uygulanıp uygulanmadığının kontrol edilmesi önemlidir; örneğin asgari geçim düzeyine ilişkin bazı gelirler kısmen haciz dışıdır. Alacaklı tarafında olan kişiler için de, takibin hangi mal üzerinden ilerletileceğinin (banka hesabı, taşınmaz, araç, üçüncü kişilerdeki alacaklar) doğru belirlenmesi, tahsilatın hızını doğrudan etkiler.

Alacaklı ve borçlu için doğru strateji

Alacağını tahsil etmek isteyen bir kişi için ilk adım, hangi takip türünün (ilamlı, ilamsız, kambiyo senedine dayalı) duruma en uygun ve en hızlı sonuç verecek yol olduğunun belirlenmesidir; yanlış takip türü seçimi süreci gereksiz yere uzatabilir. Borçlu tarafında olan kişi için ise, ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi hâlinde takibin kesinleşeceği ve haciz aşamasına geçileceği unutulmamalıdır; itiraz süresi genellikle yedi gündür ve bu süre kaçırıldığında borcun gerçekte olmadığı iddiası dahi ayrı bir dava (borçtan kurtulma davası) açılmasını gerektirebilir. Borçlunun ödeme gücü olduğu hâlde mal varlığını kaçırdığının tespiti hâlinde, alacaklı tarafından tasarrufun iptali davası açılarak bu işlemlerin geçersiz sayılması talep edilebilir.

İflas ve şirketlerin borç yapılandırması

Bir sermaye şirketinin borçlarını ödeyemez hâle gelmesi, yönetim organının iflasın ertelenmesi yerine ya iflas başvurusunda bulunmasını ya da konkordato yoluna gitmesini gerektirebilir; bu tercihin zamanında yapılmaması, yöneticilerin kişisel sorumluluğunu doğurabilir. Konkordato sürecinde şirketin faaliyetine devam ederken alacaklılarla yapılan yapılandırma anlaşmasının mahkeme tarafından tasdiki gerekir; bu süreçte alacaklıların menfaatleri ile borçlu şirketin toparlanma imkânı arasında bir denge kurulmaya çalışılır.

İpotek ve rehinli alacaklarda takip

Bir taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilerek verilen krediler geri ödenmediğinde, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması gerekir; bu özel takip türü, adi ilamsız takipten farklı usul kurallarına tabidir. Taşınır rehni (araç, ticari işletme rehni gibi) kapsamındaki alacaklarda da benzer bir özel takip yolu izlenir. Borçlunun birden fazla alacaklısı bulunduğu hâllerde, hangi alacaklının hangi sırayla tahsilat yapacağını belirleyen sıra cetveli işlemlerine itiraz hakkı da alacaklıların önemli bir güvencesidir.

İlgili çalışma alanları

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Süreler ve içtihat zamanla değişebilir.