Sözleşme hazırlama ve inceleme

Balıkesir merkezli avukatlık büromuz, kira sözleşmesinden hizmet ve eser sözleşmesine, danışmanlık sözleşmesinden ortaklık protokollerine kadar her türlü sözleşmenin, tarafların gerçek menfaat dengesini yansıtacak biçimde hazırlanması ve mevcut bir sözleşmenin imzalanmadan önce incelenmesi konusunda destek sağlar. Bir sözleşmenin yalnızca tarafların o an anlaştığı noktaları değil, ileride ortaya çıkabilecek ihtimalleri (gecikme, ayıplı ifa, mücbir sebep, fesih koşulları gibi) da düzenlemesi gerekir; aksi hâlde bu boşluklar sonradan uyuşmazlık konusu olur.

Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar

Bir tarafın sözleşmeye aykırı davranması, borcunu zamanında ifa etmemesi (temerrüt) veya hiç ifa etmemesi hâlinde; sözleşmenin feshi, aynen ifanın talep edilmesi veya tazminat davası açılması gündeme gelebilir. Bu seçenekler arasından hangisinin öne sürüleceği, sözleşmenin niteliğine ve tarafın menfaatine göre belirlenir; yanlış seçilen talep davanın reddine yol açabilir. Sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın (yoksun kalınan kâr dâhil) kapsamının doğru hesaplanması ve gecikme faizinin hangi tarihten itibaren işletileceğinin belirlenmesi de sonucu doğrudan etkiler.

Uyuşmazlık çıkmadan önce alınabilecek önlemler

Bir sözleşme uyuşmazlığının dava aşamasına gelmeden çözülmesi, hem zaman hem maliyet açısından taraflar için genellikle daha avantajlıdır. Karşı tarafın borcunu ifa etmediği durumlarda, öncelikle usulüne uygun bir ihtarname çekilerek borcun ifası talep edilir; bu, hem karşı tarafı temerrüde düşürür hem de ileride açılacak bir davada tarafın iyi niyetini ve talebini gösteren bir belge işlevi görür. Sözleşmede tahkim veya arabuluculuk şartı bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi de önemlidir; bazı ticari sözleşmelerde dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunlu olabilir. Sözleşmenin ifasının imkânsızlaşması, mücbir sebep (deprem, salgın gibi) veya aşırı ifa güçlüğü hâllerinde tarafların hangi haklara sahip olduğu, sözleşmede bu durumların ayrıca düzenlenip düzenlenmediğine göre değişir; düzenlenmemişse Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine başvurulur.

Sık karşılaşılan sözleşme türleri

Kira sözleşmelerinde kiracının ve kiraya verenin hakları, kira artış oranının nasıl belirleneceği ve tahliye sebepleri (kiracının kira bedelini ödememesi, kiraya verenin ihtiyaç nedeniyle tahliye talep etmesi gibi) sıkça danışmanlık verdiğimiz konulardır. Eser sözleşmelerinde (bir yapının inşası, bir ürünün üretimi gibi) işin sözleşmeye ve teknik şartlara uygun tamamlanmaması hâlinde ayıplı ifa hükümleri devreye girer; yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunun süresi ve kapsamı sözleşmede ayrıca düzenlenmemişse kanunun genel hükümlerine bakılır. Danışmanlık, komisyonculuk veya acentelik gibi hizmet ilişkilerinde ise, tarafların birbirine karşı sadakat ve bilgilendirme yükümlülüklerinin sınırları önem kazanır. Genel işlem koşulları (matbu sözleşmeler, standart abonelik sözleşmeleri gibi) içeren metinlerde, karşı tarafın aleyhine olan ve beklenmedik nitelikteki hükümlerin geçersiz sayılabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Elektronik sözleşmeler ve dijital imza

Günümüzde birçok sözleşme e-posta yazışması, mobil uygulama onayı veya elektronik imza yoluyla kuruluyor; bu tür sözleşmelerin hukuken geçerli sayılabilmesi için hangi koşulların sağlanması gerektiği, özellikle ticari işletmeler için önemli bir konudur. Bir sözleşmenin ispatı için yazılı şekil şartı arandığı hâllerde, elektronik yazışmaların bu şartı karşılayıp karşılamadığının bilinmesi, uyuşmazlık çıktığında büyük fark yaratır. Sözleşmede yer alan cezai şart hükümlerinin (gecikme cezası, sözleşme ihlali tazminatı gibi) aşırı bulunması hâlinde mahkemeden indirim talep edilebileceği de bilinmesi gereken bir husustur.

Kefalet ve teminat sözleşmeleri

Bir borç ilişkisinde üçüncü bir kişinin kefil olması, kefilin kendi mal varlığını borçlunun borcuyla riske atması anlamına gelir; kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına (kefil olunan miktarın el yazısıyla yazılması gibi) uyulması zorunludur, aksi hâlde kefalet geçersiz sayılabilir. Evli bir kişinin kefil olması için eşinin rızasının aranması da kanunun getirdiği koruyucu bir düzenlemedir. Kefil olan kişilerin, borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde ne zaman ve ne şekilde sorumlu tutulacağının önceden bilinmesi, ileride karşılaşabilecekleri riski anlamaları açısından önemlidir.

İlgili çalışma alanları

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Süreler ve içtihat zamanla değişebilir.