CMK'nın Yedinci Kitap İkinci Kısmı, kanunun son bölümü, ceza yargısının yıllık çalışma takvimini, bilgi isteme yükümlülüğünü ve kolluk görevlilerine ilişkin özel bir soruşturma güvencesini düzenler. İçlerinde en pratik önemi taşıyan m. 331, her yıl binlerce dosyada süre hesabını doğrudan etkileyen, göz ardı edildiğinde bir tarafın kanun yoluna erişim hakkını fiilen ortadan kaldırabilen bir kuraldır.5
I. Adli Tatilin Kapsamı ve Süresi (m. 331/1-3)
Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler, her yıl 20 Temmuzdan 31 Ağustosa kadar çalışmaya ara verir. Yeni adli yıl 1 Eylülde başlar. Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresince ne şekilde yürütüleceği Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay ise tatil boyunca yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya suçüstü hâllerine dair işlerin incelemesini yapar.1 Bu düzenleme, adli tatilin mutlak bir çalışma durması olmadığını, yalnızca, kişi özgürlüğünü ilgilendirmeyen, ivedi olmayan, sıradan işlerin ertelendiği kontrollü bir ara olduğunu gösterir. Tutukluluğun sürmesi gibi özgürlükten yoksun bırakmayla doğrudan bağlantılı meseleler, adli tatilde dahi denetimsiz bırakılmaz.
II. Sürelere Etkisi: 'İstisnasız' Bir Kural (m. 331/4)
Maddenin son ve en sık başvurulan fıkrası nettir: adli tatile rastlayan süreler işlemez; bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. Pratikte bu, 20 Temmuz-31 Ağustos aralığına denk gelen herhangi bir kanun yolu süresinin (itiraz, istinaf, temyiz gibi) bu tarihler arasında hiç işlemediği, sürenin fiilen 1 Eylülden başlayıp, üç günlük ek süreyle birlikte, 4 Eylüle kadar kullanılabileceği anlamına gelir.2 Kuralın en tartışmalı yönü, m. 331/3'ün tutuklu işlerde mahkemelerin tatilde de çalışmaya devam etmesini öngörmesiyle birlikte okunduğunda ortaya çıkar. Tutuklu bir dosyada kanun yolu süresinin de adli tatilde işleyeceği sonucuna varmak mümkün müdür? Yargıtay içtihadı bu soruya kesin bir olumsuz yanıt vermiştir. m. 331/3, mahkemelerin çalışmasına ilişkin bir düzenlemedir, taraf sürelerine ilişkin (4) numaralı fıkranın istisnası değildir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1).
Doktrinde adli tatilin yargısal verimliliğe etkisi ve sürelerle ilgili uygulamada ortaya çıkan tereddütler ayrıca incelenmiştir. Kırk iki günlük bu ara döneminin, ceza muhakemesindeki katı süre rejimiyle nasıl bağdaştığı, taraflara tanınan üç günlük ek sürenin uygulamada bazen yanlış hesaplandığı ve bu hataların kanun yoluna erişim hakkını fiilen kısıtlayabildiği vurgulanmıştır.6
III. Bilgi İsteme Yükümlülüğü (m. 332)
Soruşturma ve kovuşturma sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Bu süre içinde cevap verilmesi imkânsızsa, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir. Bilgi istenen yazıda, bu yükümlülüğe aykırılığın TCK m. 257'ye (görevi kötüye kullanma) aykırılık oluşturabileceği açıkça belirtilir. İzin veya karara bağlı kişiler hakkında ise, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılabilir. Bu düzenleme, ceza muhakemesinin üçüncü kişi ve kurumlardan bilgi talep etme yetkisine somut bir yaptırım gücü kazandırır.
IV. Yönetmelik Çıkarma Yetkisi (m. 333)
CMK'da öngörülen yönetmelikler, aksine hüküm bulunmadıkça, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılır. Kanunun uygulama ayrıntılarını idareye bırakan, standart bir yetkilendirme hükmüdür.
V. Kolluk Görevlilerine Yönelik Özel Hükümler (Ek Madde 1)
CMK'nın son maddelerinden biri, hesap verebilirlik açısından önemli bir güvence taşır. Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence, zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin iddiaların soruşturmasını Cumhuriyet savcıları bizzat ve öncelikle yürütür. Bu suçlardan açılan davalar acele işlerden sayılır ve kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak yapılır. Bu düzenleme, kolluk yetkisinin kötüye kullanılmasına ilişkin iddiaların, soruşturma makamına devredilmeden, doğrudan savcılık eliyle ve hız kaybetmeden, ele alınmasını güvence altına alır.
Yargı Kararları
1) Tutuklu işlerde dahi adli tatilde kanun yolu süreleri işlemez: m. 331/3, m. 331/4'ün istisnası değildir
Kasten öldürme suçundan mahkûm edilen ve tutuklu bulunan bir sanığın istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, karar adli tatil içinde (21 Temmuz) tebliğ edilmiş, sanık müdafii de adli tatil bitiminden sonra (31 Ağustos) temyiz dilekçesi sunmuştu. Yargıtay ilgili dairesi, işin tutuklu olması nedeniyle adli tatilde de sürelerin işleyeceği gerekçesiyle temyizi süre yönünden reddetmişti. Anayasa Mahkemesi, bu yorumu mahkemeye erişim hakkı bakımından denetlerken, önce Ceza Genel Kurulunun aynı soruna ilişkin yerleşik içtihadını aktarmıştır:
…tutuklu işlerde adli tatil süresince temyiz sürelerinin işleyeceğinin kabulü, ilgili Kanun maddesinin 3. ve 4. fıkralarının bir arada değerlendirilmesi sonucu varılan bir yorum olup, tutuklu sanığın temyiz süresini kısıtladığı göz önüne alındığında da aleyhe bir yorumdur… Bu açıklamalara göre adli tatilde tutuklu işlerde de temyiz süresinin işlemeyeceği kabul edilmelidir.3
Bu içtihadı esas alan Anayasa Mahkemesi, somut olayda Yargıtay dairesinin aksi yöndeki yorumunun ‘açık bir kanuni düzenlemeye rağmen… öngörülemez’ olduğunu, dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığını tespit ederek oybirliğiyle ihlal kararı vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Karar, m. 331/3'ün, mahkemelerin tatilde de tutuklu işlere bakmaya devam etmesini sağlayan bir düzenleme olarak, m. 331/4'ün ‘süreler işlemez’ kuralına dokunmadığını kesin biçimde ortaya koyar. Mahkemenin tatilde çalışması ayrı bir meseledir, tarafın süresinin işlemesi ayrı bir meseledir.
2) Adli tatil içinde tebliğ edilen bir karara karşı, tatil bitmeden yapılan başvuru da süresindedir
Uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûm edilen bir sanığın istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar, adli tatil içinde (24 Temmuz) tebliğ edilmiş. Sanık müdafii de yine tatil devam ederken (9 Ağustos) temyiz dilekçesi sunmuştu. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, tebliğnamedeki ‘süre yönünden ret’ görüşüne katılmayarak şu değerlendirmeyi yapmıştır:
…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 331/4. maddesinde düzenlenen; ‘Adli tatile rastlayan süreler işlemez’ şeklindeki hüküm dikkate alındığında; adli tatil içerisinde temyiz dilekçesini sunan sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki temyiz isteğinin süre yönünden reddine ilişkin görüşe iştirak edilmeyerek…4
Karar oy birliğiyle verilmiştir ve m. 331/4'ün en basit, ama en sık karşılaşılan, uygulamasını gösterir: tebliğ adli tatil içinde yapılmış olsa dahi, bu tebliğle başlayacak süre yine ancak 1 Eylülden itibaren işlemeye başlar; tatil devam ederken erken davranıp başvuruda bulunan taraf, elbette süresini kaçırmış sayılmaz. Erken başvurmak hiçbir zaman bir hak kaybına yol açmaz. Yargıtayın burada tebliğnamedeki (savcılığın) aksi yöndeki görüşünü resen düzeltmesi, m. 331/4'ün artık istikrarlı ve otomatik biçimde uygulanan, tartışmasız bir kural hâline geldiğini de teyit eder.
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 331/1-3. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 331/4. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.06.2021, E. 2019/16-292, K. 2021/275, alıntılayan Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, 06.01.2026, B. 2021/37483. ↩
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 25.02.2026, E. 2025/15073, K. 2026/2741. ↩
- Recep Akcan, “Adli Tatilin Gerekli Olup Olmadığı Meselesi” (Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2, Haziran 2013). ↩
- Mustafa Taşkın, “Adli Tatilin Yargısal Verimliliğe Etkisi” (Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S. 5, Haziran 2015); Eda Kaya ve Mustafa Alpaslan, “Mali Tatil ve Adli Tatil Uygulamasında Sürelerle İlgili Ortaya Çıkan Tereddütler” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 24, Ağustos 2008). ↩
Kaynakça
- Akcan, Recep. “Adli Tatilin Gerekli Olup Olmadığı Meselesi.” Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Haziran 2013).
- Kaya, Eda, ve Mustafa Alpaslan. “Mali Tatil ve Adli Tatil Uygulamasında Sürelerle İlgili Ortaya Çıkan Tereddütler.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 24 (Ağustos 2008).
- Taşkın, Mustafa. “Adli Tatilin Yargısal Verimliliğe Etkisi.” Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S. 5 (Haziran 2015).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.