m. 308/A, 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'la CMK'ya eklenen, bir önceki yazıda incelenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin (m. 308) Bölge Adliye Mahkemesi düzeyindeki yansımasıdır. Kanun koyucu, iki kurumu, aynı sistematik konumda (Altıncı Kitap, Olağanüstü Kanun Yolları) ve neredeyse aynı cümle kalıplarıyla, peş peşe kurmuştur. Her ikisi de kesinleşmiş bir karara karşı işler, her ikisinde de itiraz eden bir savcılık makamıdır, her ikisinde de mekanizma önce kararı veren dairenin kendi kendini düzeltmesine, sonra daha geniş bir kurula gönderilmesine dayanır. Ancak bu yakın akrabalık, üç noktada belirgin biçimde kırılır.

I. m. 308 ile Üç Temel Fark

Birincisi, istem hakkının zamanlaması: m. 308'de sanık/katılanın istem hakkı ancak 2026'daki 7589 sayılı reformla tanınmışken, m. 308/A'da bu hak, ‘re'sen veya istem üzerine’ ifadesiyle, 2017'den, yani kurumun ilk kabulünden beri zaten mevcuttur. İkincisi, esaslı hata şartı. M. 308/A'da sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması açıkça arandığı hâlde, m. 308'de böyle bir nitelik şartı yoktur. Yalnızca lehe itirazda süre aranmaması gibi bir asimetri öngörülmüştür. Bu fark, öğretide, kanun koyucunun BAM kararlarının kesinleşme eşiğinin, Yargıtay kararlarınınkinden farklı bir hassasiyetle ele alınması gerektiği düşüncesine dayandırılarak, BAM Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisini, sanık aleyhine kullanımda kasıtlı olarak daha dar bir eşiğe bağlayan bilinçli bir tercih olarak okunmuştur.1 Doktrinde her iki kurum karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, BAM Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi esas alınarak düzenlendiği, ancak kanun koyucunun bu iki düzenlemeyi birebir kopyalamak yerine, her birini kendi denetim mercisinin yapısına uyarlayarak farklılaştırdığı vurgulanır.6

Üçüncüsü, başvurulacak merci: m. 308'de itirazı nihai olarak çözen merci Yargıtay Ceza Genel Kurulu iken, m. 308/A'da bu görev ceza daireleri başkanlar kuruluna, dörtten fazla dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen dört üyeden oluşan bir kurula, aittir. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları kesindir. Öğretide bu farklılık, kanun koyucunun ‘peş peşe ve çok benzer cümle ve düzenlemelerle’ aslında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü itirazına benzer bir kurum yaratmak istediği, ancak bunu Yargıtay'ın kendi iç hiyerarşisine değil, bölge adliye mahkemelerinin kendi iç örgütlenmesine uyarlayarak yaptığı şeklinde değerlendirilmiştir.2

II. Usul: Süre, Tebliğ/Cevap Hakkı ve İnceleme

Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz sanığa/müdafiine daire tarafından tebliğ edilir. İlgililer tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir. m. 297'de görülen tebliğ/cevap mantığının aynı silahların-eşitliği kaygısıyla burada da tekrarlandığı görülür.3 Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler. Yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz için, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından bir rapor hazırlanır. Bu raporlama zorunluluğu, m. 308'in CGK sürecinde bulunmayan, BAM'a özgü ek bir usul güvencesidir.

III. m. 308/A'nın Diğer Kanun Yollarıyla İlişkisi: Münhasır Değil, Tamamlayıcı

m. 308/A'nın varlığı, aynı usul hatasının başka bir kanun yolunda, örneğin zaten açılmış bir temyiz davasında, ele alınmasını engellemez. Bir bölge adliye mahkemesi dairesinin, kanunda tahdidi olarak sayılan hâller dışında usulsüz biçimde bozma kararı vermesi ve bu usulsüzlüğün kanun yolu başvuru hakkını fiilen ortadan kaldırması durumunda, Yargıtay, konu m. 308/A itirazına da elverişli görünse dahi, meseleyi doğrudan temyiz denetiminde ele alabilir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2). Bu, m. 308/A'nın bir münhasır çözüm yolu değil, sistemin sunduğu birden fazla düzeltme aracından biri olarak tasarlandığını gösterir.7

Yargı Kararları

1) Daire itirazı reddederse süreç bitmez: Başkanlar Kurulu itirazı kabul edip dairenin kararını kaldırabilir

2863 sayılı Kanuna (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu) muhalefet suçundan yargılanan bir sanığın davasında, bölge adliye mahkemesi dairesi önce ‘düzeltilerek esastan ret’ kararı vermişti. BAM Cumhuriyet başsavcılığının bu karara yönelik m. 308/A itirazı, önce dairenin kendisi tarafından reddedildi; ancak süreç orada bitmedi:

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 308/A itirazı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi… Ek kararı ile itirazın reddine karar verilmiş, … İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu kararı ile itirazın kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi… kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.4

Karar, m. 308/A'nın iki katmanlı yapısının pratikte nasıl işlediğini eksiksiz gösterir: Dairenin itirazı reddetmesi bir son nokta değildir, yalnızca sürecin ilk aşamasıdır; Başkanlar Kurulu, Dairenin bu ilk değerlendirmesine bağlı değildir ve itirazı bağımsız biçimde yeniden değerlendirip kabul edebilir. Kurulun bu kabul kararı üzerine Daire, dosyayı yeniden ele alıp, ilk kararından farklı bir sonuca ulaşarak, yeniden hüküm kurmuştur. Bu, ceza daireleri başkanlar kurulunun m. 308/A sistemindeki rolünün biçimsel değil, gerçekten bağlayıcı bir denetim organı rolü olduğunu doğrular.

2) m. 308/A münhasır bir yol değildir: kanun yolu hakkını ortadan kaldıran usulsüzlük, açılmış bir temyiz davasında da incelenebilir

Bir bölge adliye mahkemesi dairesi, kanunda tahdidi olarak sayılan bozma sebepleri dışında usulsüz biçimde bozma kararı vermiş. Bu usulsüz bozmaya uyan ilk derece mahkemesi sanığın cezasını artırmış ve bu yeni hükme yönelik istinaf başvurusu da, kesinlik sınırı içinde kaldığından, ‘düzeltilerek esastan ret’ ile sonuçlanarak kesinleşmişti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu durumda m. 308/A'nın yerini ve sınırını şöyle belirlemiştir (kararın kendisi bir m. 308/A itirazı değil, ayrı bir m. 308 itirazına dayalı bir temyiz incelemesidir, ancak m. 308/A'nın sistemdeki konumuna dair değerli bir tespit içerir):

Buradaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca giderilebileceği ileri sürülebilir ise de, kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıracak nitelikteki usul hükümlerine aykırılığın, temyiz davası açılmış olması koşuluyla Yargıtay tarafından incelemeye konu edilebileceği değerlendirilmiştir.5

Karar, m. 308/A'nın sistemdeki konumunu netleştirir. Kurum, BAM Cumhuriyet başsavcılığına tanınmış bir olanak sunar, ama bu olanağın varlığı, aynı hatanın, eğer bir temyiz davası zaten usulüne uygun biçimde açılmışsa, Yargıtay tarafından doğrudan ele alınmasını engellemez. Bu yaklaşım isabetlidir. Aksi hâlde, kanun yolu hakkını fiilen ortadan kaldıracak kadar ağır bir usul hatası, yalnızca m. 308/A'nın bir aylık dar süresi kaçırıldığı için hiçbir denetime tabi olamayacak ve mağduriyet, tam da önlenmek istenen sonuçla, kalıcı hâle gelecekti.

Dipnotlar

  1. Sinan Sürücü, “Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının CMK'nın 308/A Maddesine Dayanan İtiraz Yetkisi” (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2020). ↩
  2. Sinan Sürücü, “Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının CMK'nın 308/A Maddesine Dayanan İtiraz Yetkisi” (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2020). ↩
  3. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/A. ↩
  4. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 05.03.2026, E. 2025/5654, K. 2026/2314. ↩
  5. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12.02.2026, E. 2025/14826, K. 2026/1958. ↩
  6. Sıddık Çinko, “Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraz Yetkisi” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 141, Mayıs 2018). ↩
  7. Nazmiye Güveyi, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik” (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 147-148, Kasım-Aralık 2016). ↩

Kaynakça

  • Çinko, Sıddık. “Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraz Yetkisi.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 141 (Mayıs 2018).
  • Güveyi, Nazmiye. “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik.” Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 147-148 (Kasım-Aralık 2016).
  • Sürücü, Sinan. “Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının CMK'nın 308/A Maddesine Dayanan İtiraz Yetkisi.” İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2020.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.