Yargılama giderlerinin kime yükletileceği sorusu, davanın sonucu kadar önemli pratik sonuçlar doğurur: bir beraat kararı, kendiliğinden vekalet ücretinin karşı taraftan alınacağı anlamına gelmez; bir mahkûmiyet kararı ise, tersine, neredeyse otomatik olarak tüm giderlerin sanığa yüklenmesi sonucunu doğurur. m. 324-330, bu yükün kurallarını ve, daha da önemlisi, istisnalarını düzenler.
I. Yargılama Giderlerinin Kapsamı ve Belirlenmesi (m. 324)
Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcama ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama gideridir. Hüküm ve kararda bu giderlerin kime yükletileceği gösterilir ve miktarı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından belirlenir.1 Kanun, bu genel tanıma bilinçli bir istisna ekler: Türkçe bilmeyen veya engelli olan şüpheli, sanık, mağdur ya da tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri yargılama gideri sayılmaz ve doğrudan Devlet Hazinesince karşılanır. Bu, adaletin dil veya engellilik nedeniyle mali bir yük hâline gelmemesini güvence altına alan bilinçli bir tercihtir.
II. Sanığın Yükümlülüğü: Kural ve Hakkaniyet İstisnası (m. 325)
Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilme hâlinde bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. Bu kural hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hâllerinde de aynen uygulanır. HAGB'nin ‘hukuki sonuç doğurmama’ etkisi, gider yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.2 Ancak kanun, bu katı kurala bir hakkaniyet süzgeci ekler. Yargılamanın çeşitli evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler doğmuş, ama sonuç sanık lehine çıkmışsa (örneğin gereksiz yere yaptırılan bir bilirkişi incelemesi sanığın suçsuzluğunu doğrulamışsa), bu giderlerin sanığa yüklenmesi hakkaniyete aykırı görülebilir ve mahkeme bunları kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yükleyebilir. Son olarak: hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmaz. Bu, önceki yazıda incelenen m. 313'ün (yargılamanın yenilenmesinde ölümün engel olmaması) mali boyuttaki bir yansımasıdır.
III. Bağlantılı Davalar ve Karşılıklı Hakaret (m. 326, m. 328)
Birden çok suçtan yargılanıp bunların yalnızca bir kısmından mahkûm olan kişi, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir. İştirak hâlinde işlenen bir suçta ise mahkûm edilenlere, sebebiyet verdikleri giderler ayrı ayrı yükletilir. Bu, müşterek değil, kişiselleştirilmiş bir sorumluluktur (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2). Karşılıklı hakaret hâllerinde ise, taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş olması, bunların giderleri karşılamaya mahkûm edilmelerine engel olmaz. Karşılıklılık nedeniyle cezasızlık, mali sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.3
IV. Beraat veya CVYO Halinde Gider: Kusur İlkesi (m. 327)
Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir, örneğin haksız yere mazeretsiz gelmeyerek zorla getirilmesine sebep olduğu giderler gibi; önceden ödemek zorunda kaldığı diğer giderler ise Devlet Hazinesince üstlenilir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1). Bu kural, beraat eden kişinin adli sürece maruz kalmasının, kendi kusuru olmadıkça, kendisine mali bir yük olarak yansımaması gerektiği ilkesini somutlaştırır.4 Kuralın pratikte en sık tartışılan uzantısı, vekalet ücreti meselesidir: beraat eden ve kendisini özel bir vekille temsil ettiren sanık lehine Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir; ancak sanığa CMK gereği baro tarafından atanmış bir zorunlu müdafi görevlendirilmişse, bu ücret zaten Adalet Bakanlığı bütçesinden ayrı bir tarifeyle ödendiğinden, sanığın kendisine ayrıca bir vekalet ücreti gideri doğmaz.
V. Suç Uydurma ve İftira Gibi Hâllerde Gider (m. 329)
Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir. Bu düzenleme, m. 327'nin ‘kendi kusuru’ ölçütünün en açık örneklerinden biridir. Asılsız bir ihbarın yol açtığı soruşturma/kovuşturma masrafları, bunu başlatan kişinin üzerinde kalır.
VI. Kanun Yollarına Başvuru Sonucunda Gider (m. 330)
Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya reddolunmasından doğan giderleri öder. Ancak kanun burada da tanıdık bir asimetriyi tekrarlar. Kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir. Savcının kendi girişimiyle açtığı bir kanun yolu süreci, başarısız olsa dahi, sanığa mali bir yük bindirmez. Bu, m. 265 ve m. 290'da görülen ‘savcının hareketi sanığı ek risk altına sokmamalı’ ilkesinin yargılama giderleri alanındaki bir başka görünümüdür.5 İstemin kısmen kabulü hâlinde mahkeme giderleri uygun gördüğü şekilde bölüştürür. Bu kural yargılamanın yenilenmesi isteminden doğan giderler için de aynen geçerlidir. Eski hâle getirme isteminden doğan giderler ise, karşı tarafın esassız bir direnişinden kaynaklanmadığı sürece, istemi ileri süren tarafa yükletilir.
Yargı Kararları
1) Baro tarafından atanan zorunlu müdafi ile temsil edilen beraat eden sanığa ayrıca vekalet ücreti ödenemez
Uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılanan bir sanık beraat etmiş, bölge adliye mahkemesi de bu sanık lehine Hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmetmişti. Ne var ki sanık, yargılama boyunca özel bir vekille değil, CMK gereği baro tarafından atanan bir müdafi ile temsil edilmişti. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bu ayrımın sonucunu netleştirmiştir:
…beraat eden sanık kendisini özel vekille temsil ettirdiği takdirde yargılama gideri olarak kendisine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen maktu vekalet ücreti ödenecek… kendisine özel vekil atamayan sanığın vekalet ücreti gideri bulunmadığından CMK gereği baroca atanan müdafi tarafından savunulan ve beraat eden sanık için vekalet ücreti ödenmesi mümkün değildir.6
Karar, m. 327'nin ‘gider’ kavramını isabetle sınırlar. Vekalet ücreti, ancak sanığın gerçekten katlandığı bir masraf olduğunda yargılama gideri sayılabilir ve karşı taraftan (Hazineden) tahsil edilebilir. Zorunlu müdafi ücreti zaten ayrı bir kalemden (Adalet Bakanlığı bütçesi) ve ayrı bir tarifeyle ödendiğinden, sanığın bu başlık altında ikinci kez bir ödeme alması hem m. 324'ün gider tanımıyla hem de mükerrer ödeme yasağıyla bağdaşmaz. Yargıtay bu hatayı yeniden yargılamaya gerek duymadan m. 303 uyarınca düzeltmiştir.
2) İştirak hâlinde işlenen bir suçta yargılama giderleri müşterek değil, kişiselleştirilmiş biçimde yükletilir
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılanan bir sanık, dolandırıcılık suçundan beraat etmiş, sahtecilik suçu ise düşmüştü. Sanık müdafii yalnızca vekalet ücretine ilişkin bir eksiklik nedeniyle temyize başvurmuştur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, m. 326'nın bağlantılı davalardaki gider mantığını hatırlatarak şu sonuca ulaşmıştır:
…aynı davada sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, resmi belgede sahtecilik suçundan düşme kararı verilen sanık hakkında, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından, beraat ettiği nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.7
Karar oyçokluğuyla alınmıştır. Karşı oyda bulunan üyeler, dolandırıcılık suçundan beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine bu suç yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşündedir. Çoğunluk ile azınlık arasındaki ayrılık, m. 326'nın ‘beraat edilen suçun giderinden muafiyet’ ilkesinin, tek bir avukatlık hizmetiyle yürütülen bağlantılı davalarda vekalet ücretine nasıl yansıyacağı konusundaki güncel bir tartışmayı yansıtır. Çoğunluk, avukatlık hizmetinin bölünmezliği ilkesini m. 326'nın önüne koyarken, azınlık m. 326'nın gider muafiyetinin, suç bazında ayrı ayrı, vekalet ücretine de sirayet etmesi gerektiğini savunmaktadır.
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 324. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 325/1-2. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 326, m. 328. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 327; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 14/4. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 330. ↩
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 02.05.2025, E. 2024/7991, K. 2025/5096. ↩
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 26.02.2024, E. 2023/6415, K. 2024/2227. ↩
Kaynakça
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.