Bir kişinin hayatının büyük bölümü artık bir telefonun veya bilgisayarın içindedir. Fotoğraflar, mesajlar, arama kayıtları, konum verileri, sağlık bilgileri, banka işlemleri, hepsi tek bir cihazda birikir. Kanun koyucu bu gerçeği 2005 yılında henüz tam kavramamışken, dijital delillerin genel arama ve elkoyma hükümleriyle yönetilemeyeceği kısa sürede anlaşılmış ve 134. madde klasik arama ve elkoymadan bilinçli olarak ayrılan kendine özgü ve çok daha sıkı bir rejim olarak tasarlanmıştır. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla madde, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmiş durumdadır. Bu iptalin kapsamı ve yürürlük tarihi yazının sonunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
I. Kanun Metni
CMK m. 134 beş fıkradan oluşur:
(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
II. Genel Arama ve Elkoymadan Farkları
Doktrinde bilgisayarlarda arama ve elkoymanın, m. 116 vd.'daki genel aramadan ve m. 123 vd.'daki genel elkoymadan farklı, kendine özgü bir koruma tedbiri olduğu vurgulanır. Çünkü bu tedbirin konusu klasik anlamda bir eşya değil, bilişim sisteminde depolanan soyut veridir. m. 134'ün 116 ve 123. maddelerdeki genel hükümlerden ayrı, kendine özgü şartlarla donatılmış olması, kanun koyucunun bilişim sistemleri üzerindeki delillerin niteliğini, verinin kopyalanabilir, değiştirilebilir ve silinebilir olması, ayrıca içeriğinin klasik bir eşyaya göre çok daha geniş bir özel hayat alanını barındırması, ayrıca gözettiğinin göstergesidir.1 Bu fark, m. 134/1'in şart cümlesinde somutlaşır. Genel arama “makul şüphe” eşiğiyle yetinirken (m. 116), bilgisayarda arama “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe” ve ayrıca “başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması” şartlarını birlikte arar. Yani tedbir, yalnızca son çare olarak (ultima ratio) başvurulabilecek bir niteliktedir. m. 134/1'in ikinci cümlesinden itibaren gelen usul de klasik aramadan daha sıkıdır. Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde verdiği karar yalnızca yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmakla kalmaz, hâkimin de aynı yirmi dört saat içinde karar vermesi zorunludur. Süre dolduğunda veya hâkim onay vermediğinde elde edilen kopya ve metinler derhâl imha edilir. Klasik arama ve elkoymada (m. 127/3) onay süresi kırk sekiz saat olduğu hâlde, burada bu süre yarıya indirilmiştir.
m. 134/2'nin şifre çözümü güçlüğüne bağladığı elkoyma imkânı, tedbirin “son çare” niteliğinin bir başka görünümüdür. Cihaza elkonulması, yalnızca yerinde inceleme yetersiz kaldığında başvurulan bir istisnadır. Şifre çözülüp kopyalar alındığında cihazın gecikmeksizin iadesi zorunludur. Bu noktada Ünver ve Hakeri'nin bir eleştirisi dikkate değerdir. m. 134/1'in hâlihazırdaki lafzı, yalnızca “şüphelinin kullandığı” bilgisayara arama izni tanıdığından, aynı ağ veya sunucu üzerinden erişilebilen fakat fiziken şüphelinin kullanımında olmayan bilgisayar kütüklerinde arama yapılıp yapılamayacağı belirsiz kalmaktadır. Uygulamada mahkemelerin bu boşluğu “arama ve elkoyma kararı icra edildiği, bilgisayar kütüğünde arama yapılmadığı” türünden gerekçelerle aştığı örnekler bulunmaktadır. Bu, kanunilik ilkesi bakımından tedirgin edici bir uygulamadır.2
m. 134/3-4 elkoyma yapıldığında izlenecek teknik usulü kurar. Sistemdeki tüm veriler yedeklenir ve bu yedekten çıkarılan bir kopya şüpheliye veya vekiline verilip tutanağa bağlanır. Bu, incelemenin şeffaflığını ve şüphelinin kendi verisine erişimini güvence altına alan önemli bir haktır. m. 134/5 ise ayrı bir alternatif sunar. Bilgisayara veya kütüklere hiç elkonulmadan da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Bu kopyalar kâğıda yazdırılıp tutanağa kaydedilir ve ilgililerce imzalanır. Yani cihazın fiziken alıkonulması her zaman zorunlu değildir, yerinde kopyalama da kanuni bir seçenektir. Bu tedbirin bir başka işlevi de dikkat çekicidir. Bilişim sistemine izinsiz girme suçunu (TCK m. 243) düzenleyen hükmün fail bakımından kolluk görevlisini de kapsayabileceği ihtimaline karşı m. 134 uyarınca usulüne uygun verilmiş bir arama/elkoyma kararının icrası kolluk görevlisi için TCK m. 24'teki “kanun hükmünü yerine getirme” hukuka uygunluk sebebini oluşturur. Bu, m. 134'ün yalnızca bir koruma tedbiri değil, aynı zamanda bir ceza hukuku hukuka uygunluk mekanizması olarak da işlediğini gösterir.3
Doktrinde ayrıca, maddenin lafzındaki “soruşturma” ibaresinin bilinçli bir tercih olup olmadığı tartışmalıdır. Bir görüşe göre madde yalnızca soruşturma evresi için kaleme alınmıştır. Kovuşturma evresinde bu tedbire başvurulması gerekiyorsa bunun ayrıca yazılı bir düzenlemeye bağlanması gerekir. Buna karşılık başka bir görüş, kanun koyucunun “soruşturma” ibaresini bilinçli olarak seçtiğini, zira m. 129 ve m. 133 gibi başka maddelerde hem soruşturma hem kovuşturma evresinin ayrıca belirtildiğini, dolayısıyla kanunilik ilkesi gereği bu koruma tedbirine ancak soruşturma evresinde karar verilebileceğini savunur. Bu görüş ayrılığının pratik sonucu önemlidir. Kovuşturma evresinde bir mahkemenin m. 134'e dayanarak bilgisayarda arama kararı verip vermeyeceği hangi görüşün benimsendiğine göre değişir.
Bu tartışmayı farklı bir açıdan besleyen bir karşılaştırma da vardır. Vergi Usul Kanunu'nda CMK m. 134'e benzer bir bilgisayarlarda arama ve elkoyma rejimi bulunmamakta, 199 sayılı Kanun'un 359. maddesindeki vergi kaçakçılığı suçlarının delillerinin elde edilmesinde dahi doğrudan CMK m. 134'ün genel koşulları uygulanmaktadır. Bu durum, m. 134'teki güvencelerin (kuvvetli şüphe, son çare niteliği, sıkı onay süreleri) yalnızca klasik ceza soruşturmalarında değil, vergi kaçakçılığı gibi idari boyutu da olan suçlarda da aynı katılıkta uygulanması gerektiğini, dolayısıyla maddenin dar yorumlanmaması gerektiğini destekler.4
III. Kişisel Verilerin Korunması Boyutu: Sonradan Doğrulanan Bir Eleştiri
m. 134'ün 2026 yılında kısmen iptaline yol açan temel sorun, elde edilen kişisel verilerin saklanması ve silinmesi rejiminin kanunda hiç düzenlenmemiş olması, aslında iptal kararından yıllar önce doktrinde açıkça işaret edilmiştir. CMK'daki arama ve elkoyma hükümleri, hem genel arama/elkoyma hem de m. 134'teki özel rejim dahil bu işlemler sırasında ele geçirilen kişisel verilerin sonradan nasıl korunacağına, ne kadar süreyle saklanacağına ve nasıl silineceğine dair CMK'da özel bir hüküm içermez. Bu, kanundaki önemli bir boşluktur.5
Bu tespit, aşağıdaki Yargı Kararları bölümünde ele alınan Anayasa Mahkemesi'nin 2026 tarihli iptal kararının gerekçesiyle neredeyse birebir örtüşmektedir. Doktrinin yıllar önce işaret ettiği boşluk, nihayet anayasal bir denetimle somutlaşmıştır.
Yargı Kararları
1) Anayasa Mahkemesi'nin m. 134/1 ve m. 134/2'yi kısmen iptal etmesi
Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla en güncel ve en önemli gelişme, Anayasa Mahkemesinin bir itiraz başvurusu üzerine CMK m. 134'ün büyük bölümünü iptal etmiş olmasıdır. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, kaçakçılık suçundan görülen bir davada maddeyi Anayasa'nın 2. ve 20. maddelerine aykırı bularak yaptığı itiraz üzerine Anayasa Mahkemesi, esastan yaptığı incelemede m. 134/1'in birinci cümlesinin hâkim kararıyla arama, kopyalama ve metne dönüştürmeye izin veren ana hükmünü ve m. 134/2'nin birinci cümlesinin şifre çözülememesi hâlinde elkoyma imkânı tanıyan ana hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iki hükmün iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan m. 134/3 ve m. 134/4 de 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca resen iptal edilmiştir. Buna karşılık m. 134/5, bilgisayara elkonulmaksızın verilerin kopyalanması imkânı, itiraz başvurusuna konu davada uygulanma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle incelemeye dahi alınmamış, bu fıkraya ilişkin başvuru mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir. Dolayısıyla m. 134/5 iptal kapsamı dışında kalmış olup yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Mahkeme, önce kuralların “kanunilik” şartını taşıdığını kabul etmiştir. Ancak kararın can alıcı noktası “ölçülülük” denetiminde ortaya çıkmıştır:
Kurallar uyarınca elde edilen kişisel verilerin yargılamanın kesin bir hükümle sonuçlanmasından sonra saklanmasına, silinmesine, buna ilişkin süre ve usule, silinmediği takdirde verilerin işlenmesinin sınırlandırılmasına ilişkin gerekçe ve yönteme, ilgili kişinin bu verilerin silinmesine veya sınırlandırılmasına ilişkin olarak sahip olduğu haklara dair herhangi bir yasal düzenlemeye yer verilmemiştir. (…) Bu itibarla kurallarla özel hayata saygı gösterilmesini ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına getirilen sınırlamanın orantısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır.6
Bu gerekçe, “Muayene, Gözlem Altına Alınma ve Genetik İnceleme” başlıklı yazımızda da ele alınan ve genetik verilerin süresiz saklanabilmesini Anayasa'ya aykırı bulan 2025/141 sayılı karardaki mantığın neredeyse birebir tekrarıdır. Anayasa Mahkemesi, ceza muhakemesinde elde edilen kişisel verilerin, ne kadar sıkı şartlarla toplanırsa toplansın, kanunun ayrıca bir saklama süresi ve silme usulü öngörmesi gerektiğini artık istikrarlı bir içtihat hâline getirmiştir. İptal hükmü, Resmî Gazete'de yayımlandığı 25.05.2026 tarihinden itibaren dokuz ay sonra, yani yaklaşık olarak 2027 yılı Şubat ayında yürürlüğe girecektir. Kanun koyucunun bu süre içinde m. 80'de yapıldığı gibi m. 134'e de bir veri saklama/silme rejimi eklemesi beklenmektedir. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla madde hâlâ yürürlüktedir. Ancak önümüzdeki aylarda yapılacak bir kanun değişikliği bu içeriği güncelleyecektir. Uygulayıcılar bakımından pratik sonuç şudur. İptal hükmü yürürlüğe girdiğinde soruşturma makamları hâkim kararıyla dahi doğrudan bilgisayarda arama, kopyalama veya elkoyma kararı veremeyecek. Buna karşılık m. 134/5 kapsamındaki, elkoymaksızın veri kopyalama imkânı, kanun koyucu ayrıca müdahale etmedikçe, yürürlükte kalmaya devam edecektir.
2) m. 134'e aykırı elkoyma sonrası tazminat talebinin incelenmemesi
Bir başvurucunun ev ve işyerindeki bilgisayarlarına, soruşturma kapsamındaki arama kararı doğrultusunda elkonulmuştur. Başvurucu, m. 134 uyarınca yalnızca kopya alınmasıyla yetinilmesi gerekirken doğrudan elkoyma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek beraatinin kesinleşmesi üzerine m. 141 uyarınca tazminat davası açmıştır. Derece mahkemesi yalnızca cep telefonlarındaki değer kaybına ilişkin tazminata hükmetmiş, bilgisayarlara elkoymanın m. 134'e uygun olup olmadığı iddiasını hiç incelememiştir:
Başvurucunun elkoyma tedbirinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddiası açısından bir değerlendirme yapılmamasının ve bunun bir sonucu olarak söz konusu talep yönünden hüküm kurulmamasının başvurucunun iddialarının incelenmesine ve uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli olmadığı (…) Neticede somut olayın şartlarında özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında oluşan zararlarının tazmini konusunda başvurucuya asgari güvenceleri içerecek şekilde etkili bir hukuk yolu sunulmadığı sonucuna varılmıştır.7
Karar, m. 141'deki tazminat davasının kâğıt üzerinde etkili bir hukuk yolu olmasına yetmediğini, derece mahkemesinin m. 134'ün özel şartlarına aykırılık iddiasını fiilen incelemesi gerektiğini gösterir. Salt cihazın maddi değer kaybına odaklanıp elkoymanın m. 134 bakımından hukuka uygunluğunu hiç tartışmamak, tazminat yolunu kâğıt üzerinde bırakır.
Dipnotlar
- Cengiz Topel Çiftcioğlu, Ceza Muhakemesi Hukukunda Dijital Delillerin Toplanması Yöntemi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025). ↩
- Meltem Dündar, İngiliz ve Türk Ceza Muhakemesi Hukuklarında Hukuka Aykırı Deliller (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ağustos 2018). ↩
- Büşra Özçelik, Bilişim Sistemine Girme Suçu (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021). ↩
- Cevat Koç, Vergi Hukuku Açısından Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ağustos 2024). ↩
- Neslihan Can, Kolluk ve Adli Makamlar Tarafından İşlenen Kişisel Verilerin Korunması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021). ↩
- Anayasa Mahkemesi, Norm Denetimi, 12.02.2026, E. 2023/128, K. 2026/36 (İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı'nın karşı oylarıyla oyçokluğuyla). ↩
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, 11.01.2024, 2018/11489 Başvuru No. ↩
Kaynakça
- Can, Neslihan. Kolluk ve Adli Makamlar Tarafından İşlenen Kişisel Verilerin Korunması. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021.
- Çiftcioğlu, Cengiz Topel. Ceza Muhakemesi Hukukunda Dijital Delillerin Toplanması Yöntemi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025.
- Dündar, Meltem. İngiliz ve Türk Ceza Muhakemesi Hukuklarında Hukuka Aykırı Deliller. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ağustos 2018.
- Epözdemir, Rezan. “Bilişim Sistemlerinde Arama ve Elkoyma Tedbirleri.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 142 (Haziran 2018).
- Koç, Cevat. Vergi Hukuku Açısından Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ağustos 2024.
- Özbalcı, Yalım Yarkın. Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025.
- Özçelik, Büşra. Bilişim Sistemine Girme Suçu. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.