Ceza muhakemesi, kural olarak sanığın hazır bulunduğu bir yargılamayı varsayar. Doğrudan doğruyalık ve çelişmeli yargılama ilkeleri, ancak sanık duruşmada mevcutken tam anlamıyla işler. Peki sanık hiçbir şekilde bulunamıyorsa? Kanun bu soruya, sanığın bulunamama sebebine göre iki farklı kurumla cevap verir: “gaip” (m. 244-246) ve “kaçak” (m. 247 vd., ayrı bir yazının konusu).
I. Gaibin Tanımı (m. 244/1)
Kanun, gaibi iki alternatif hâlden biriyle tanımlar: bulunduğu yer bilinmeyen sanık ya da yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık. Bu tanımın kaçak kurumundan (m. 247) ayrıldığı nokta, kusur unsurunun yokluğudur. Kaçaklık, soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla saklanmayı veya yurt dışında bulunmayı gerektirir. gaiplik ise sanığın niyetinden bağımsız, saf bir olgudur. Sanık kasten mi saklanıyor yoksa gerçekten mi bulunamıyor, bu ayrım gaiplik bakımından önemsizdir.1
II. Gaip Hakkında Yapılabilecek İşlemler: Duruşmasız Delil Koruma (m. 244/2-4)
Gaip hakkında duruşma açılamaz. Kanun, mahkemeye yalnızca delillerin ele geçirilmesi veya korunması amacıyla gerekli işlemleri yapma yetkisi tanır. Bu, gaip sanığın yokluğunda tam bir kovuşturma yürütülemeyeceği, ancak zamanla kaybolabilecek delillerin, tanık ifadelerinin, maddi delillerin, ileride yapılacak bir yargılama için muhafaza altına alınabileceği anlamına gelir. Bu işlemler, naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yerine getirilebilir.2 Gaibin savunma güvencesi de gözden kaçırılmamıştır. Bu işlemler sırasında sanığın müdafii, kanuni temsilcisi veya eşi hazır bulunabilir. Gerektiğinde mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Böylece gaip sanık, fiziken ortada olmasa da, delillerin toplanma sürecinde temsilsiz bırakılmaz.
III. Gaipliğin Kamu Davasının Açılmasına Engel Olmaması
m. 244'ün en sık karıştırılan noktası, gaipliğin yargılama sürecinin hangi aşamasını engellediğidir. Madde metni yalnızca “duruşma açılamaz” der, kamu davasının açılmasına, yani soruşturmanın tamamlanıp iddianame düzenlenmesine ve mahkemece kabul edilmesine değil. Sanığın gaip olması, savcının iddianame düzenlemesine veya mahkemenin bu iddianameyi kabul etmesine bir engel oluşturmaz (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1).3 Bu ayrımın pratik sonucu önemlidir. Dava açılır ve dosya beklemeye alınır. Gaiplik hâli ortadan kalktığında, sanık bulunduğunda veya yurt dışından getirilebildiğinde, kovuşturma, önceden açılmış olan bu dava üzerinden, baştan bir dava açılmasına gerek kalmaksızın sürdürülür.
IV. Gaibe İhtar (m. 245)
Adresi bilinmeyen gaibe, mahkeme önüne gelmesi veya adresini bildirmesi hususu uygun bir iletişim aracıyla ihtar edilir. Kanun burada özellikle esnek davranır. “Uygun bir iletişim aracı” ifadesi, klasik tebligat usullerinin işlemediği bir durumda (adres zaten bilinmiyor) mahkemeye, somut olayın koşullarına göre en etkili yöntemi (ilan, basın, elektronik araçlar) seçme serbestisi tanır.
V. Güvence Belgesi: Gaibi Mahkeme Önüne Çekmenin Bir Aracı (m. 246)
Mahkeme, gaip sanığa, duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir. Bu güvence belirli koşullara bağlanabilir. Güvence belgesi, gaipliğin fiilen sona erdirilmesini teşvik eden bir araçtır. Sanığın mahkeme önüne çıkmaktan çekinme sebeplerinden biri (tutuklanma korkusu) önceden bertaraf edilerek, gaibin kendi iradesiyle sürece dönmesi kolaylaştırılır.4 Bu güvence sonsuza kadar geçerli değildir. Sanık hapis cezasıyla mahkûm olur, kaçmaya hazırlanır veya belgenin bağlı olduğu koşullara uymazsa, belgenin hükmü kendiliğinden ortadan kalkar. Güvence belgesi, dolayısıyla, sanığa tanınan koşulsuz bir dokunulmazlık değil, iyi niyetli bir dönüşe verilen şartlı bir karşılıktır.
Doktrinde güvence belgesi kurumu, m. 246 ve m. 248/7'de tekrarlanan koşulları ve hükümleri üzerinden, gaip ve kaçak sanık bakımından ortak bir kategori olarak incelenir. Kurumun amacı, adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, sanığın yalnızca tutuklanma korkusuyla yargılamadan kaçınmasının önüne geçmektir. Kanun koyucunun bu iki kategoriyi bilinçli biçimde aynı çözüme bağlaması, gaipliğin ve kaçaklığın, sebep bakımından farklı olsalar da, sanığı mahkeme önüne çekme aracı bakımından aynı ihtiyacı doğurduğunu gösterir.6
Yargı Kararları
1) Gaiplik yalnızca duruşmaya engeldir, iddianamenin düzenlenmesine veya kabulüne engel değildir
Çek defterini geri vermemek suçundan yürütülen bir soruşturmada, yerel mahkeme, şüphelinin gaip olmasını da gerekçelerinden biri sayarak iddianamenin iadesine karar vermişti. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebi üzerine konuyu inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bu gerekçeyi benimseyerek kararı bozmuştur:
Sanığın gaip olmasının 5271 sayılı Kanun'un 244. maddesine göre sanık hakkında dava açılmasına bir engel olmayıp gaipliğin sadece duruşmanın açılmasına engel olduğu, kaldı ki sanık için öngörülen cezanın sadece para cezası olduğu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesinde ‘suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi durumunda sanığın gelmemesi halinde bile duruşma yapılabileceği’ hükmünün bulunduğu (…) [gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir].5
Karar, m. 244'ün kapsamını iki yönden netleştirir. Birincisi, yukarıda değinilen temel ayrımı somutlaştırır. Gaiplik yalnızca duruşmayı engeller, iddianamenin düzenlenmesini veya kabulünü değil. Bir mahkemenin salt şüphelinin gaip olduğu gerekçesiyle iddianameyi iade etmesi, m. 244'ün kapsamını aşan bir yorumdur. İkincisi, kararın atıfta bulunduğu m. 195 üzerinden, gaiplik ile “sanığın yokluğunda duruşma yapılabilecek hâller” arasındaki ilişkiyi de gösterir. Yalnızca adli para cezasını veya müsadereyi gerektiren suçlarda, sanığın gelmemesi durumunda dahi duruşma yapılabildiğinden, bu tür suçlarda gaiplik iddiasının dahi kovuşturmayı tümüyle durduran bir engel oluşturmayabileceği ortaya çıkar.
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 244/1, 247/1 (gaip-kaçak ayrımı). ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 244/2-4. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 244/2. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 246. ↩
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 17.09.2007, E. 2007/11000, K. 2007/10086. ↩
- Murat Balcı, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Gaip veya Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi (CMK m. 246, m. 248/7)” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 92, Ocak 2011); Ömer Ömeroğlu, “Ceza Muhakemesinde Gaip ve Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi” (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 3, Temmuz 2013). ↩
Kaynakça
- Balcı, Murat. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Gaip veya Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi (CMK m. 246, m. 248/7).” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 92 (Ocak 2011).
- Ömeroğlu, Ömer. “Ceza Muhakemesinde Gaip ve Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi.” Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 3 (Temmuz 2013).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.