Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), Türk ceza muhakemesinin en çok uygulanan ama aynı zamanda en tartışmalı kurumlarından biridir. Mahkeme sanığın suçu işlediğine kanaat getirir, bir ceza belirler, ama bu hükmü, belirli koşullara bağlı olarak, hiç açıklamaz. Sanık ne mahkûm olur ne beraat eder. Beş yıllık bir denetim süresi boyunca, üzerine kurulmuş ama açıklanmamış bir mahkûmiyetin gölgesinde yaşar. Bu diyalog, yazının IV. bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Hükmün Tefhimine İlişkin Genel Kurallar (m. 231/1-4)
m. 231, yalnızca HAGB'yi değil, duruşma sonunda hükmün nasıl açıklanacağına ilişkin genel kuralları da içerir: duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunur ve gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır (m. 231/1); hazır bulunan sanığa başvurabileceği kanun yolları, merci ve süre bildirilir (m. 231/2); beraat eden sanığa tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da ayrıca bildirilir (m. 231/3); hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir (m. 231/4).
I. HAGB'nin Hukuki Niteliği ve Koşulları (m. 231/5-6)
HAGB'ye karar verilebilmesi için önce olağan bir kovuşturma yürütülür. İddia, savunma ve deliller değerlendirilir, sanığın suçu işlediği sabit görülür ve buna göre bir ceza belirlenir. HAGB'yi diğer hüküm türlerinden ayıran, işte tam bu noktadan sonra devreye girer. Belirlenen ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa, mahkeme bu hükmü açıklamayabilir.1 Kurulan hüküm, müsadereye ilişkin hükümler hariç, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaz, ama ortadan da kalkmaz. Dosyada, denetim süresi boyunca sanığın davranışına göre ya hiç gün yüzüne çıkmadan silinecek ya da aynen açıklanacak bir mahkûmiyet olarak beklemeye devam eder. Doktrinde bu yapı isabetle “gölgelenmiş mahkûmiyet” olarak tanımlanır. Hüküm var olmaya devam eder, yalnızca etkisi askıya alınmıştır.
Doktrinde HAGB, klasik infaz kurumlarından (erteleme, seçenek yaptırım) farklı bir kategoride konumlandırılır. Kurum, sanığı cezalandırmak yerine onun ıslahını ve mağdurun zararının giderilmesini önceleyen onarıcı adalet anlayışının bir ürünüdür. İlk olarak yalnızca çocuk faillere özgülenmişken, zamanla yetişkinleri de kapsayacak ve şikâyete bağlı olmayan suçlarda da uygulanacak şekilde genişletilmiştir. Kurumun hukuki sonuç doğurmayan bir hüküm niteliği taşıması, yalnızca ceza hukuku bakımından değil, aynı fiile dayanan bir hukuk davası açısından da sonuç doğurur. HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi hukuk hâkimini bağlamaz, ancak hukuk hâkiminin bu kararı delil olarak serbestçe değerlendirmesine de engel değildir.2
HAGB'ye karar verilebilmesi üç şartın birlikte gerçekleşmesini gerektirir (m. 231/6): sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması (objektif şart), mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi (objektif şart) ve mahkemenin, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını gözeterek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması (sübjektif şart). Uygulamada en sık tartışılan şart üçüncüsüdür. Çünkü bu kanaatin gerekçesiz veya kalıp bir ifadeyle geçiştirilmesi, tek başına bir hak ihlali oluşturabilir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2). m. 231/9, zarar giderme şartının, sanık bu yükümlülüğü derhâl yerine getiremediğinde, katılığını yumuşatan bir alternatif de öngörür. Mağdura veya kamuya verilen zarar, denetim süresi boyunca aylık taksitler hâlinde ödenmek suretiyle tamamen giderilecekse, bu da HAGB kararı verilmesine yeterli sayılır.
II. Erteleme ve Seçenek Yaptırım Yasağı (m. 231/7)
HAGB kararı verilen hükümdeki hapis cezası ne ertelenebilir ne de kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Bu yasak, HAGB'nin kendi içinde zaten bir tür erteleme/lekelenmeme mekanizması işlevi görmesinden kaynaklanır. Aynı sanığa hem HAGB'nin hem erteleme veya seçenek yaptırımın kümülatif olarak tanınması, kanunun öngördüğünden fazla bir lehe sonucu doğururdu.3
m. 231/7'nin bu yasağı, doktrinde ters yönden de tartışılır. HAGB'ye, sübjektif şartın (m. 231/6-b) olumsuz değerlendirilmesi gibi bir gerekçeyle, karar verilmediği durumlarda, mahkemenin TCK m. 51'deki cezanın ertelenmesi kurumuna başvurabilip başvuramayacağı sorusu tartışmalıdır. Hâkim görüşe göre bu iki kurum, unsurları ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla birbirinden bağımsızdır. Erteleme bir infaz rejimi iken HAGB hükmün açıklanmasını bütünüyle askıya alan ayrı bir kurumdur. Dolayısıyla HAGB'nin sübjektif şartı bakımından olumsuz kanaate varılmış olması, kanuni şartları ayrıca sağlanan cezanın ertelenmesine karar verilmesine tek başına engel değildir.4
III. Denetim Süresi ve Sonuçları: Düşme veya Hükmün Açıklanması (m. 231/8-11)
HAGB kararı verilen sanık, beş yıl süreyle denetime tabi tutulur. Bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez ve dava zamanaşımı durur. Mahkeme, bir yılı geçmemek üzere, sanığa çeşitli denetimli serbestlik yükümlülükleri (meslek edindirme, çalıştırma, belli yerlere gitme yasağı vb.) yükleyebilir (m. 231/8).
Denetim süresinin sonu, iki farklı yoldan birine çıkar. Süre boyunca kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir (m. 231/10). Sanık, sicilinde hiçbir iz bırakmadan süreçten çıkar. Buna karşılık denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenir veya yükümlülüklere aykırı davranılırsa, mahkeme hükmü açıklar. Ancak bu noktada dahi mahkemeye sınırlı bir takdir tanınmıştır. Yükümlülüklerini tam yerine getiremeyen sanık hakkında cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa yeniden erteleme/seçenek yaptırıma karar verilebilir (m. 231/11).5 Açıklanan veya bu şekilde yeniden kurulan hükme itiraz edilebilir. Ancak itiraz merciinin inceleme yetkisi kanunla sınırlanmıştır. İtiraz mercii, yalnızca m. 231/11'deki koşulların (yeni suç işlenip işlenmediği, yükümlülüklere aykırı davranılıp davranılmadığı) gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyebilir. Hükmün esasına, sanığın suçu işleyip işlemediğine, giremez.
İtiraz merciinin bu denli sınırlı bir inceleme yetkisiyle bağlı olması, doktrinde özellikle mağdur/suçtan zarar gören açısından bir sorun olarak ele alınır. İtiraz mercii yalnızca m. 231/11'deki koşulları denetleyebildiğinden, HAGB kararına dayanak oluşturan mahkûmiyet hükmünün kendisi, sanığın suçu işleyip işlemediği, hükmedilen cezanın doğru belirlenip belirlenmediği, fiilen hiçbir kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşmiş olur. Bu durumun, mağdurun etkili başvuru hakkını, AİHS m. 13 bağlamında, zedeleyip zedelemediği tartışmalıdır.6
IV. Kurumun Anayasal Fırtınası: Üç Raundluk Bir İptal-Düzeltme Döngüsü
m. 231/5'in HAGB eşiğini belirleyen birinci cümlesi, son üç yılda Anayasa Mahkemesi ile kanun koyucu arasında iki tam tur süren bir karşılıklı düzeltme sürecinin konusu olmuştur.7
Bu döngü, doktrinde de yakından izlenmiştir. HAGB kararlarının Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesindeki yerinin, kabul edilebilirlik ve esas incelemesi bakımından, nasıl ele alındığı ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Kurumun kanun yolu, müsadere ve kabul şartı eksenindeki sorunlarının 2023 iptal kararlarıyla birlikte doğuracağı muhtemel boşluklar ve bunlara ilişkin çözüm önerileri, iptalin hemen ardından ayrıntılı biçimde işlenmiştir. 7499 sayılı Kanun değişikliği sonrasında ise doktrin, kurumun nihayet, geçici de olsa, daha makul bir zemine oturduğu değerlendirmesinde büyük ölçüde birleşmiştir.8
Birinci tur (2023): Anayasa Mahkemesi, o tarihteki hâliyle hükmü üç ayrı gerekçeyle Anayasa'ya aykırı bulmuştur: (i) sanığın HAGB'yi kabul edip etmediğine dair görüşünün sorulmaması ve o dönem hükme karşı hiçbir kanun yolunun açık olmaması, sanığı, geçerli bir feragat iradesi aranmaksızın, istinaf hakkından fiilen yoksun bırakmaktaydı; (ii) müsaderenin HAGB kararıyla birlikte hangi aşamada infaz edileceğine dair kanunda açıklık bulunmaması mülkiyet hakkına ölçüsüz bir külfet yüklüyordu; (iii) kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında işkence/kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından HAGB'yi dışlayan bir istisna bulunmaması, devletin bu tür fiilleri caydırma ve mağdura giderim sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmıyordu. Mahkeme hükmü iptal etmiş, hukuki boşluğu önlemek için iptalin yürürlüğe girişini bir yıl ertelemiştir.9
İkinci tur (2024): kanun koyucu, ertelenen yürürlük tarihi dolmadan, 7499 sayılı Kanun'la maddeyi yeniden düzenlemiştir. Bu düzenleme, ilk iki sorunu gidermiştir. HAGB kararına karşı istinaf yolu açılmış (m. 231/12), müsadere için ayrı bir usul öngörülmüştür. Ne var ki üçüncü sorun, kamu görevlisinin işkence/kötü muamele suçlarına ilişkin istisna, yeni düzenlemede yer almamıştır.10
Üçüncü tur (2025): yeni haliyle hüküm tekrar Anayasa Mahkemesi'nin önüne geldiğinde, Mahkeme bu kez yalnızca üçüncü sorunu, kamu görevlisi istisnasının hâlâ eksik olduğunu, inceleyerek hükmü ikinci kez, ve yine Anayasa m. 17 gerekçesiyle iptal etmiştir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1). Bu iptalin doğal bir sonucu olarak, (5) numaralı fıkranın kalan kısmı ile ona bağlı (6) ila (14) numaralı fıkralar da, uygulanma imkânları kalmadığından, bağlantılı olarak iptal edilmiştir. Yürürlük yine dokuz ay ertelenmiştir.11 Dördüncü hamle (2026): kanun koyucu, bu kez 7589 sayılı Kanun'la, ertelenen yürürlük tarihinden önce maddeye tam olarak eksik kalan istisnayı ekleyen yeni bir (14) numaralı fıkra getirmiştir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında HAGB uygulanamayacaktır. Sonuç, #44'te (m. 226/4'ün tarihçesinde) görülen desenin daha büyük ölçekli bir tekrarıdır. İptal kararı fiilen hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir, çünkü eleştirdiği normlar ertelenen tarihten önce zaten değiştirilmiştir. Ama iptalin amacına, normun anayasaya uygun hâle getirilmesine, yine ulaşılmıştır, üstelik bu kez kanun koyucunun aynı eksikliği iki kez tekrarlamaması, Anayasa Mahkemesi'nin ısrarının sonunda karşılık bulduğunu gösterir.
V. HAGB Kaydının Gizliliği (m. 231/13)
HAGB kararları, bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yine yalnızca bu amaçla kullanılabilir (m. 231/13). Bu düzenleme, HAGB'nin lekelenmeme işlevini kayıt düzeyinde de güvence altına alır. Kurala uygun davranıp denetim süresini tamamlayan bir sanık için hüküm ortadan kalksa dahi, kaydın kendisinin genel amaçlı bir sabıka kaydı gibi serbestçe dolaşmaması sağlanır.
VI. Uygulanamayacağı Suçlar (m. 231/14)
Yukarıdaki tarihçenin sonucu olan m. 231/14, HAGB'nin işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanamayacağını öngörür. Bu istisna, kurumun, tüm sanıklar için eşit işleyen genel bir lehe mekanizma olmaktan çıkıp, devletin şiddet tekelini kötüye kullanan görevlilerini fiilen cezasızlıkla ödüllendiren bir araca dönüşmesini önlemeyi amaçlar.
Yargı Kararları
1) Kamu görevlisinin işkence/kötü muamele suçlarında HAGB istisnası getirilmedikçe, düzeltilmiş madde de Anayasa'ya aykırı kalır
7499 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen m. 231/5'in birinci cümlesini ikinci kez incelerken, Anayasa Mahkemesi önce kanun koyucunun 2023 kararındaki hangi tespitleri karşıladığını, hangisini karşılamadığını tek tek ayırmış ve sonucu şöyle bağlamıştır:
Dava konusu kural da HAGB kurumuna ilişkin düzenleme içermektedir. Kanun koyucu 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle birlikte müsadere bakımından farklı bir usul öngörmüştür. Yine anılan değişiklik sonrasında HAGB'nin uygulanması sanığın kabulüne bağlı değilse de kuralın da yer aldığı maddenin (12) numaralı fıkrasında HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmek suretiyle esasa ilişkin hukuka aykırılık iddiaları yönünden de kanun yolunda denetim imkânının getirildiği (…) anlaşılmaktadır. Bununla birlikte iptal kararında belirtildiği şekilde HAGB kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hususta yasama organınca Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararındaki tespitleri gözetilerek bir düzenlenmenin yapılmadığı, kuralın iptal edilen hükümle kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi anlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar yönünden aynı sonuçları doğuracağı açıktır. (…) Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 17. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.12
Karar, bir norm denetiminde “kısmi uyum”un yeterli olmadığını gösterir. Kanun koyucu üç tespitten ikisini gidermiş olsa da, geriye kalan tek eksiklik, kamu görevlisinin işkence/kötü muamele suçlarına özgü istisnanın yokluğu, hükmün bütününü yeniden iptale açık hâle getirmiştir. Anayasa Mahkemesi burada önceki kararını tekrarlamamış, tam tersine hangi sorunların çözüldüğünü ayrıca teyit ederek yalnızca çözülmeyen tek noktaya odaklanmıştır. Bu, kanun koyucu ile Mahkeme arasındaki diyaloğun, her raundda önceki kararın kazanımlarını koruyarak ilerlediğini gösteren titiz bir denetim tekniğidir.
2) HAGB ile erteleme arasındaki tercih gerekçesiz bırakılamaz
HAGB'nin sübjektif şartının (m. 231/6-b) gerekçelendirilmesindeki eksikliğin gerekçeli karar hakkını nasıl ihlal edebileceğini, hakaret ve yaralama suçlarına ilişkin bir davada Anayasa Mahkemesi somut biçimde göstermiştir. Sanık HAGB talep etmiş, ancak mahkeme, herhangi bir gerekçe göstermeksizin, cezayı ertelemeyi tercih etmiştir:
Anayasa Mahkemesi daha önce ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında HAGB kurumunun adli sicil kaydı bulunmayan başvurucular yönünden uygulanmamasına dair bir nedene yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı yönünden incelemiş ve ihlal sonucuna varmıştır (…). Somut olayda istinaf mahkemesinin 2/3/2022 tarihli kararında, daha önce ilk derece yargılamasında talep edilmesine rağmen HAGB kurumunun önceden adli sicil kaydı da bulunmayan başvurucu yönünden uygulanmamasına dair bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Kesin olarak verilmesi nedeniyle temyiz incelemesine de tabi olmayan başvurucu hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesine ilişkin kararda HAGB kurumunun uygulanmasına dair talep hakkında ayrı ve açık bir değerlendirmeye yer verilmemesi nedeniyle somut başvuruda da yukarıda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.13
Karar, HAGB ile erteleme arasındaki seçimin mahkemenin serbestçe, gerekçesiz kullanabileceği bir tercih olmadığını gösterir. Sanık için daha lehe sonuç doğuran HAGB talep edilmiş ve bunu engelleyen hiçbir yasal koşul (adli sicil kaydı gibi) mevcut değilse, mahkemenin bu talebi neden karşılamadığını, ayrı ve açık biçimde, açıklaması gerekir. Bu ilke, m. 231/6'nın sübjektif şartının salt bir görünürlük formalitesi olmadığını, mahkemenin gerçekten bir değerlendirme yaptığını denetlenebilir kılan asgari bir güvence olduğunu ortaya koyar.
Dipnotlar
- Seyithan Güneş, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mart 2018). ↩
- Eser Dursun, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Teorik Bir İnceleme” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 26, Aralık 2014); Uğur Güner, “Türk Ceza Hukukunda Mahkûmiyet Hükmünün Açıklanmasının Ertelenmesi” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 25, Ağustos 2014); Ali Suphi Kurşun ve Sıla Sencer, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Hukuk Davalarına Etkisi” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 129, Mayıs 2017). ↩
- Seyithan Güneş, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mart 2018). ↩
- Ali İhsan İpek, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (CMK M. 231) Karar Verilmediği Durumlarda Cezanın Ertelenmesine (TCK M. 51) Karar Verilebilir Mi?” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 84, Ağustos 2013). ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/8-11 (16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değişik). ↩
- İsa Başbüyük ve Veli Özer Özbek, “Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararlarına İtirazın İncelenme Usulünün Mağdur/Suçtan Zarar Gören Bakımından Ortaya Çıkardığı Sorun Üzerine” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 21, Nisan 2013). ↩
- Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 01.06.2023, E. 2022/120, K. 2023/107; Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149. ↩
- Ahmet Kemal Akgül, “Anayasa Mahkemesi Kararları ve 7499 Sayılı Kanun Değişiklikleri Çerçevesinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” (Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 30, Aralık 2024); Oğuz Bandır, “Anayasa Mahkemesi'nin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Tamamı ile Basit Yargılama Usulünün İtiraz Kurumu Hakkında Vermiş Olduğu İptal Kararlarının Değerlendirilmesi ve Mevcut Sorunlara Çözüm” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 53, Aralık 2023); Coşkun Özbudak, “HAGB Kararlarının Bireysel Başvuru Hakkına Etkileri” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 94, Haziran 2014). ↩
- Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 01.06.2023, E. 2022/120, K. 2023/107, §§ 32-44, 47-48, 53-57. ↩
- 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 15. ↩
- Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149, §§ 58-60, 173. ↩
- Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149. ↩
- Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Alper Varan Başvurusu, B. No: 2022/41747, 02.10.2025. ↩
Kaynakça
- Akgül, Ahmet Kemal. “Anayasa Mahkemesi Kararları ve 7499 Sayılı Kanun Değişiklikleri Çerçevesinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması.” Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 30 (Aralık 2024).
- Bandır, Oğuz. “Anayasa Mahkemesi'nin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Tamamı ile Basit Yargılama Usulünün İtiraz Kurumu Hakkında Vermiş Olduğu İptal Kararlarının Değerlendirilmesi ve Mevcut Sorunlara Çözüm.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 53 (Aralık 2023).
- Başbüyük, İsa ve Veli Özer Özbek. “Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararlarına İtirazın İncelenme Usulünün Mağdur/Suçtan Zarar Gören Bakımından Ortaya Çıkardığı Sorun Üzerine.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 21 (Nisan 2013).
- Dursun, Eser. “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Teorik Bir İnceleme.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 26 (Aralık 2014).
- Güner, Uğur. “Türk Ceza Hukukunda Mahkûmiyet Hükmünün Açıklanmasının Ertelenmesi.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 25 (Ağustos 2014).
- Güneş, Seyithan. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mart 2018.
- İpek, Ali İhsan. “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (CMK M. 231) Karar Verilmediği Durumlarda Cezanın Ertelenmesine (TCK M. 51) Karar Verilebilir Mi?” Terazi Hukuk Dergisi, S. 84 (Ağustos 2013).
- Kurşun, Ali Suphi ve Sıla Sencer. “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Hukuk Davalarına Etkisi.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 129 (Mayıs 2017).
- Özbudak, Coşkun. “HAGB Kararlarının Bireysel Başvuru Hakkına Etkileri.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 94 (Haziran 2014).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.