Bir iddianame mahkemeye ulaştığında, mahkeme onu doğrudan kabul edip duruşmaya geçmez. Önce onbeş günlük bir “ön inceleme” süzgecinden geçirir. Uygulamada belki de CMK'nın en sık işletilen ve en çok tartışmalı hükümlerinden biri olan m. 174, bu süzgecin sınırlarını çizer. Hangi eksiklikler bir iddianameyi geri gönderme sebebi olur, hangileri olmaz. Tek maddelik bu hüküm, soruşturma evresiyle kovuşturma evresi arasındaki geçidin kalite kontrolüdür.

I. İddianamenin İade Sebepleri (m. 174/1)

Mahkeme, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeleri inceler. Eksik veya hatalı noktalar varsa, dört hâlden birine giriyorsa iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına iade eder: (a) m. 170'e aykırı düzenlenmiş olması (şüphelinin kimliği, suçun delilleri, olayların delillerle ilişkilendirilmesi gibi zorunlu unsurlardan birinin eksik olması); (b) suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmiş olması; (c) önödemeye, uzlaştırmaya veya seri muhakeme usulüne tabi olduğu dosyadan açıkça anlaşılan bir işte bu usullerden biri uygulanmaksızın düzenlenmiş olması; (d) soruşturma veya kovuşturması izne ya da talebe bağlı bir suçta izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenmiş olması.

Bu dört sebep tahdididir (sınırlı sayıdadır): m. 174/1'de sayılanlar dışında hiçbir gerekçeyle iddianame iade edilemez ve bu konuda Yargıtay'ın yerleşik içtihadı istikrarlıdır. Bu tahdidilik, savcının kamu davasını açma tekelinin (m. 170/1) mahkeme tarafından fiilen aşındırılmasını önleyen bir güvencedir. Aksi hâlde her mahkeme kendi sübjektif ölçütleriyle iddianameleri geri göndererek soruşturma sürecine haksız biçimde müdahale edebilirdi.1

(b) bendindeki “suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut delil” ifadesinin sınırları doktrinde tartışmalıdır. Tartışma özellikle şüphelinin ifadesinin hiç alınmamış olması örneği üzerinden yürür. Bir görüşe göre şüphelinin ifadesinin alınmamış olması tek başına iddianamenin iadesi sebebidir, çünkü savunma hakkının soruşturma evresindeki en temel güvencesi ihmal edilmiştir. Buna karşılık diğer görüşe göre ifade, mutlak bir delil olarak düzenlenmediğinden, salt ifadenin alınmamış olması, dosyada sübutu etkileyecek başka yeterli delil varsa, tek başına iade sebebi sayılmamalıdır. Soruşturmanın akıbetinin şüphelinin soruşturmadan kaçması veya saklanması gibi kendi iradesine bağlı nedenlere dayandığı hâllerde ikinci görüş isabetlidir.2

(c) bendindeki seri muhakeme usulü istisnası, 2019'da 7188 sayılı Kanun'la eklenmiştir ve kapsamı nettir. Bir dosyanın seri muhakeme usulü kapsamında olduğu soruşturma evrakından açıkça anlaşılıyor, ancak savcı bu usulü uygulamadan doğrudan iddianame düzenliyorsa, mahkeme iddianameyi bu gerekçeyle iade eder. Buna karşılık dosyanın seri muhakeme kapsamında olduğu açıkça anlaşılmıyorsa (örneğin katalog dışı bir suç şüphesi de varsa), salt seri muhakemeye başvurulmamış olması tek başına iade sebebi oluşturmaz. Uygulamada bu ayrım genellikle doğru yapılmamakta, savcılıklar temkin gereği zaten seri muhakemeye öncelik vermektedir.3

(b) bendinin özel bir uygulama alanı, sanığın akıl sağlığı şüphesi taşıdığı durumlardır. Soruşturma aşamasında şüphelinin akıl hastası olabileceğine dair bir iddia ortaya çıkmışsa dahi, kanunda soruşturma evresinde resmî sağlık kurulu raporu aldırma zorunluluğu bulunmadığından, bu raporun aldırılmamış olması tek başına iddianamenin iadesi sebebi sayılamaz. Bu husus kovuşturma evresinde mahkeme tarafından da incelenebileceğinden, soruşturma evresinde eksik bırakılması davanın esasını etkilemez.4

II. Suçun Hukuki Nitelendirilmesi İddianame İadesi Sebebi Olamaz (m. 174/2)

İkinci fıkra, mahkemelerin en sık düştüğü bir hataya karşı özel bir güvence getirir: suçun hukuki nitelendirilmesi (örneğin savcının “kasten yaralama” dediği bir fiili mahkemenin “kasten öldürmeye teşebbüs” olarak görmesi) sebebiyle iddianame iade edilemez. Nitelendirme farkı, iddianamenin kabulünden sonra m. 226'daki ek savunma hakkı mekanizmasıyla çözülecek bir sorundur. Bu, mahkeme ile savcılık arasındaki görev paylaşımının (savcı iddia eder, mahkeme nitelendirir ve hükmeder) doğal bir sonucudur.

III. Onbeş Günlük Süre ve Kabul Karinesi (m. 174/3)

En geç onbeş günlük inceleme süresinin sonunda iade edilmeyen iddianame kendiliğinden, herhangi bir ayrıca “kabul” işlemine gerek kalmaksızın, kabul edilmiş sayılır. Bu, mahkemenin süreyi es geçmesinin savcı ve şüpheli aleyhine bir belirsizlik yaratmasını önleyen otomatik bir hükümdür.

IV. İadeden Sonraki Süreç: Yeniden İddianame ve Sebep Sınırlaması (m. 174/4-5)

İddianamenin iadesi üzerine savcı, kararda gösterilen eksiklikleri tamamlayıp hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermeyi gerektiren bir durum yoksa, yeniden iddianame düzenleyip dosyayı mahkemeye gönderir. Ancak ilk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez (m. 174/4). Bu, mahkemenin aynı dosyayı parça parça, her seferinde yeni bir gerekçeyle geri göndererek soruşturmayı sürüncemede bırakmasını önleyen önemli bir sınırlamadır. İade kararına karşı savcı itiraz edebilir (m. 174/5).

m. 170/4'teki fiil/delil ilişkilendirme kuralı, m. 174/1-a bendi aracılığıyla bir iade sebebine dönüşür: bir kısım iddianamede suç konusu olay mevcut delillerle ilişkilendirilerek izah edilmeden doğrudan hukuki nitelendirmeyle yetinilmesi, m. 174/4'teki “ilk kararda belirtilmeyen sebep” sınırlamasının da işlerliğini etkiler: mahkeme ilk iade kararında bu eksikliği somut biçimde göstermezse, savcının yeniden düzenlediği iddianamede aynı sorun devam etse dahi, ikinci bir iade -farklı bir gerekçeyle değilse- mümkün olmayabilir.5 m. 174 ile m. 223/7'deki davanın reddi kararı arasında da bir bağlantı vardır. Aynı fiil nedeniyle aynı şüpheli hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varken savcının yeniden iddianame düzenlemesi, m. 174 kapsamında iadeyi gerektiren bir durumdur. Çocuk mahkemesi uygulamasında bu türden mükerrer iddianame düzenleme hatalarına da rastlanmaktadır.6

Yargı Kararları

1) Onbeş günlük süreden sonra iade edilen iddianamenin kabul edilmiş sayılması

m. 174/3'teki onbeş günlük inceleme süresinin niteliği, bir hak düşürücü süre mi, yoksa mahkemenin takdirine bırakılmış idari bir öneri mi olduğu, aşağıdaki kararda ele alınmıştır. Bir tehdit ve hakaret soruşturmasına ilişkin iddianame, mahkemece ses kayıtlarının analizinin yaptırılmadığı gerekçesiyle iade edilmiş, ancak bu iade kararı m. 174/1'deki onbeş günlük yasal sürenin dolmasından sonra verilmiştir:

İddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş günlük süre sonunda iade edilmeyen iddianamenin kabul edilmiş sayılacağından, anılan iddianamenin iadesi kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın kabulü gerekmektedir.7

Karar, m. 174/3'teki onbeş günlük süreyi salt idari bir öneri değil, kesin ve kendiliğinden işleyen bir hak düşürücü süre olarak uyguladığını gösterir. Süre geçtikten sonra verilen bir iade kararının, iade gerekçesinin isabetli olup olmadığına hiç bakılmaksızın, tek başına süre aşımı nedeniyle hükümsüz sayılacağı anlaşılmaktadır.

2) Şüpheliye ulaşılamaması hâlinde uzlaştırma yapılamamasının iade sebebi oluşturmaması

m. 174/1-c'deki uzlaştırma şartının, uzlaştırmanın fiilen imkânsız olduğu hâllerde de mutlak biçimde işletilip işletilemeyeceği sorusu, aşağıdaki kararda çözümlenmiştir. Uzlaştırma kapsamındaki bir hakaret ve tehdit soruşturmasında, şüpheliye kayıtlı adresinden ulaşılamamış ve hakkında yakalama emri düzenlenmiş olmasına rağmen, mahkeme uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle iddianameyi iade etmiştir:

Soruşturma dosyasında yer alan adresinden şüpheliye ulaşılamadığı, isnat edilen suçlardan şüpheli hakkında (…) yakalama emri düzenlendiği ve bu nedenle şüpheli hakkında uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi olanağının bulunmadığı anlaşıldığından, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine dair (…) Asliye Ceza Mahkemesinin (…) iddianame değerlendirme sayılı kararıyla bu karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine ilişkin merci (…) Ağır Ceza Mahkemesinin (…) kararında isabet bulunmamaktadır.8

Karar, m. 174/1-c'nin uzlaştırma şartını mutlak biçimde değil, kanunun uzlaştırmaya ilişkin genel istisnalarıyla (mağdura, şüpheliye veya kanuni temsilcilerine ulaşılamaması hâli) birlikte okunması gerektiğini gösterir. Uzlaştırmanın fiilen imkânsız olduğu bir durumda, salt uzlaştırma işleminin yapılmamış olması iddianamenin iadesini haklı kılmaz.

3) Mahkemenin, savcının delil değerlendirmesini kendi taktiriyle ikame ederek iddianameyi iade edememesi

m. 174/1-b'deki “suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut delil” ölçütünün en sık yanlış uygulandığı hâl, mahkemenin ek bir bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi talep ederek iddianameyi iade etmesidir. Bir sahte belge düzenleme ve vergi suçu soruşturmasında, mahkeme, şüphelinin imzasının grafoloji incelemesinden geçirilmediği ve bazı tanıkların dinlenmediği gerekçesiyle iddianameyi iade etmiştir. Yargıtay bunu, kendi içtihadından iki ayrı örnek anarak, kanun yararına bozmuştur:

Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği (…) iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK'nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla (…) bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği (…).9

Karar, m. 174/1-b'nin sınırlarını netleştirir. Mahkemenin, dava açıldıktan sonra kendi re'sen araştırma yetkisiyle (bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi) tamamlayabileceği bir eksiklik, iddianamenin iadesi sebebi değildir. Bu bent yalnızca, mevcut hâliyle dosyada suçun sübûtuna doğrudan etki edecek hiçbir delilin bulunmadığı, yani soruşturmanın esasen boş olduğu, hâller için ayrılmıştır.

Dipnotlar

  1. Alparslan Dereli, AİHM İçtihatları Işığında Kitle İletişim Araçlarının Lekelenmeme Hakkı Üzerindeki Etkisi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2024). ↩
  2. Burcu Zoğlar Durmaz, Ceza Muhakemesi Hukukunda İspat Bakımından İfade ve Sorgu (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2021). ↩
  3. Çetin Arslan ve Sefa Ata, Türk Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Usulü (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Kasım 2024). ↩
  4. Sinan Bayındır, Türk Ceza Hukukunda Akıl Hastalığı (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ekim 2018). ↩
  5. Tuba Kelep Pekmez, Ceza Muhakemesinde Fiil (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Eylül 2019). ↩
  6. Saliha Merve Kaya, Uygulamada Çocuk Yargılaması: İstanbul Anadolu Adliyesi Çocuk Mahkemelerinde Dosya İncelemesi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2021). ↩
  7. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.01.2018, E. 2017/22735, K. 2018/467. ↩
  8. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 20.12.2018, E. 2018/7934, K. 2018/22195. ↩
  9. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.04.2026, E. 2025/4388, K. 2026/4070. ↩

Kaynakça

  • Arslan, Çetin ve Sefa Ata. Türk Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Usulü. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Kasım 2024.
  • Bayındır, Sinan. Türk Ceza Hukukunda Akıl Hastalığı. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ekim 2018.
  • Dereli, Alparslan. AİHM İçtihatları Işığında Kitle İletişim Araçlarının Lekelenmeme Hakkı Üzerindeki Etkisi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2024.
  • Kaya, Saliha Merve. Uygulamada Çocuk Yargılaması: İstanbul Anadolu Adliyesi Çocuk Mahkemelerinde Dosya İncelemesi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2021.
  • Kelep Pekmez, Tuba. Ceza Muhakemesinde Fiil. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Eylül 2019.
  • Zoğlar Durmaz, Burcu. Ceza Muhakemesi Hukukunda İspat Bakımından İfade ve Sorgu. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2021.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.