İstinaf, 20 Temmuz 2016'da bölge adliye mahkemelerinin fiilen göreve başlamasıyla Türk ceza yargılamasına giren, ilk derece mahkemesi hükmünü hem hukuki hem de maddi yönden, gerektiğinde yeni bir olay yargılaması yaparak, denetleyen bir ara kanun yoludur. İtirazdan farklı olarak hükümlere karşı işler; temyizden farklı olarak salt hukuki denetimle sınırlı değildir, istinaf mahkemesi delillerle doğrudan temas kurabilir. m. 272-285, istinafın hangi hükümlere karşı mümkün olduğunu, başvuru usulünü, bölge adliye mahkemesindeki inceleme türlerini ve verilebilecek karar çeşitlerini düzenler.

I. İstinafa Tabi Hükümler ve İstisnaları (m. 272)

İlk derece mahkemelerinin hükümlerine karşı kural olarak istinaf yoluna başvurulabilir. Onbeş yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler ise başvuru beklenmeksizin bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir. Bu, ağırlığı nedeniyle kendiliğinden bir üst denetime tabi tutulan istisnai bir kategoridir. Kanun, üç hâlde istinaf yolunu tamamen kapatır: hapis cezasından çevrilenler hariç onbeşbin Türk Lirasına kadar adli para cezası mahkûmiyetleri, üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümleri ve kanunlarda kesin olduğu yazılı hükümler.1 Bu üçlü istisna, istinaf sisteminin kaynaklarını ağırlıklı uyuşmazlıklara yöneltme kaygısını yansıtır. Hafif yaptırımlı veya toplumsal ağırlığı sınırlı sayılan kararlar, bir üst denetim aşamasından geçirilmeksizin kesinleşir. Kanun ayrıca bu şekilde kesinleşen hükümlerin tekerrüre esas olmayacağını da açıkça belirterek istisnanın sanık lehine bir sonuç da doğurmasını sağlamıştır.

II. İstinaf İstemi ve Süresi: Bir AYM İptalinin Kanun Koyucu Tarafından Önceden Karşılanması (m. 273)

İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Bu kuralın bugünkü hâli, CMK'nın önceki bölümlerinde birkaç kez rastlanan bir örüntünün, Anayasa Mahkemesinin bir hükmü iptal etmesinden önce kanun koyucunun aynı sorunu ayrı bir reformla çözüme kavuşturması, bir başka örneğidir.

Doktrinde istinaf kanun yolu, yürürlüğe girişinden bu yana, ilk derece yargılaması ile temyiz arasında yer alan kendine özgü niteliğiyle sistematik biçimde ele alınmıştır. İstinafın hem maddi hem hukuki denetim yapabilen, gerektiğinde delilleri yeniden değerlendirebilen bir ara kanun yolu olması, onu ne salt hukuki bir denetim organı olan Yargıtaya ne de bir ilk derece mahkemesine indirgemeyi mümkün kılar.8

Madde, uzun süre istinaf süresinin hükmün açıklanmasından (tefhiminden) itibaren işlemeye başlayacağını öngörmüştür. Ne var ki duruşma sonunda yalnızca hüküm fıkrası okunup gerekçe ana hatlarıyla anlatılabildiğinden (m. 231/1), bu düzenleme tarafları gerekçeyi henüz bilmeden süre tutmaya zorluyordu. Anayasa Mahkemesi, bu kuralı mahkemeye erişim hakkı ve savunma için gerekli kolaylıklardan yararlanma hakkı bakımından ölçüsüz bularak iptal etmiş, ancak doğacak hukuksal boşluğu önlemek amacıyla iptal hükmünün Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1). Bu dokuz aylık süre dolmadan, kanun koyucu 7499 sayılı Kanun'la maddeyi zaten değiştirerek süre başlangıcını ‘hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarih’e taşımıştır. Yani AYM'nin iptal gerekçesini önceden karşılamıştır.2

III. Başvurunun Etkisi ve Hükmü Veren Mahkemece Ön Denetim (m. 274-277)

Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükme karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Bu istem içinde de istinaf süresi işlemeye devam eder ve ayrıca istinaf isteminde bulunulması gerekir. Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller. İtirazın icrayı durdurmaması kuralının aksine, istinaf başvurusu kendiliğinden bu asgari korumayı sağlar.3 İstinaf istemi kanuni süre geçtikten sonra veya istinafa tabi olmayan bir hükme karşı ya da hakkı olmayan biri tarafından yapılmışsa, hükmü veren mahkeme dilekçeyi bizzat reddeder. İlgili, bu ret kararına karşı bölge adliye mahkemesinden bir karar vermesini isteyebilir. Reddedilmeyen dilekçe ise karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf iki hafta içinde cevap verebilir. İtiraz usulünde de görülen, silahların eşitliğini sağlayan aynı tebliğ/cevap mantığı burada da işletilir.

IV. Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme: Ön İnceleme ve Karar Türleri (m. 278-280)

Dosya bölge adliye mahkemesine ulaştığında önce dosya üzerinden bir ön inceleme yapılır. Yetkisizlik, süre veya hak yokluğu hâllerinde istinaf başvurusu bu aşamada reddedilebilir. Bu ret kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Ön incelemeyi geçen dosyada asıl inceleme başlar ve burada CMK'nın en işlevsel maddelerinden biri olan m. 280 devreye girer. Madde, bölge adliye mahkemesinin verebileceği kararları dört ana kategoride toplar:

(1) esastan ret: ilk derece mahkemesi kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delil veya işlem eksikliği bulunmadığında istinaf başvurusu esastan reddedilir. (2) düzelterek (ıslah) ret. Sınırlı sayıda hâlde, savcının talebine uygun en alt ceza uygulaması, başka araştırma gerektirmeyen kişisel cezasızlık/indirim sebepleri, davanın reddi veya güvenlik tedbirinin düzeltilmesi gibi, bölge adliye mahkemesi hukuka aykırılığı bizzat düzelterek başvuruyu esastan reddeder. Bu, istinafı temyizden ayıran ıslah yetkisinin somut görünümüdür. (3) bozma: m. 289'da sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinde veya soruşturma/kovuşturma şartı eksikliği, önödeme/uzlaştırma usulünün uygulanmaması, davaların birleştirilmesi zorunluluğu gibi durumlarda hüküm bozulur ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. (4) yeniden görme. Yukarıdaki üç kategoriye girmeyen diğer tüm hâllerde bölge adliye mahkemesi gerekli tedbirleri alarak davayı yeniden görür ve bizzat yeni bir hüküm kurar. Bu son kategori, istinafın ‘ıslah mercii’ kimliğinin en açık tezahürüdür.4

Bozma kararının, aynı fiile iştirak eden ama istinaf yoluna başvurmamış diğer sanıklara sirayet edip etmeyeceği sorusu, doktrinde ayrıca tartışılır. M. 306'nın temyizde açıkça öngördüğü sirayet kuralına istinaf bölümünde paralel bir düzenlemenin bulunmaması, bu boşluğun kıyas yoluyla mı doldurulacağı, yoksa kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olarak mı okunacağı sorusunu güncel tutar.9

V. Duruşma Hazırlığı ve İstisnalar (m. 281-282)

Yeniden görme kararı verildiğinde duruşma hazırlığı, ilk derece yargılamasının genel hükümlerine tabidir. Ancak m. 282, istinaf duruşmasının kendine özgü ritmini belirleyen istisnalar öngörür: önce görevlendirilen üyenin inceleme raporu, ardından ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü ve dosyadaki tutanak/rapor içerikleri anlatılır; ancak yeniden dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler bizzat çağrılır. Taraflar usulüne uygun tebligata rağmen gelmezse dava yokluklarında bitirilebilir. Ne var ki sanığa verilecek ceza ilk derece mahkemesinin verdiğinden daha ağır olacaksa, her hâlde sanığın dinlenmesi zorunludur. Bu istisna, aleyhe bozma yasağının usul güvencesi boyutundaki bir uzantısıdır.10

VI. Sanık Lehine Başvuru, Direnme Yasağı ve Özel Kanunlar (m. 283-285)

İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz. Bu, aleyhe bozma yasağının (reformatio in peius) istinaf aşamasındaki görünümü olup, m. 307/5'in temyizdeki paralelidir. Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez. Bunlara karşı itiraz ve temyiz hükümleri saklı kalmak üzere başkaca bir kanun yoluna gidilemez. Bu, istinaf incelemesinin, ilk derece mahkemesi için bağlayıcı bir son söz niteliği taşıdığını gösterir.5 Diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olsa da, bölge adliye mahkemesinin görev alanına giren karar ve hükümlere karşı, sınırlı bir istisna dışında, istinaf yolu işletilir. Bu, istinafın CMK dışı özel kanunlardaki kanun yolu düzenlemelerini de kapsayan genel bir denetim katmanı olarak tasarlandığını teyit eder.

Yargı Kararları

1) İstinaf süresinin tefhimden başlaması, gerekçeyi bilmeyen tarafı mahkemeye erişim hakkından yoksun bırakır

Resmî belgede sahtecilik suçundan açılan bir davada, m. 273/1'in istinaf süresini ‘hükmün açıklanmasından itibaren’ başlatan ibaresini Anayasa'ya aykırı bulan Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Genel Kurul, çoğunluk gerekçesinde şu tespiti yapmıştır:

Kanun yoluna başvuru süresinin hükmün tefhimiyle başladığı durumlarda, hükmün gerekçesini bilmeyen tarafın istinaf kanun yoluna başvurma hakkını gereği gibi kullanabileceği söylenemez… Bu itibarla kuralın gerekçesi açıklanmayan hükümler yönünden mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve kuralla hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığında kişilere aşırı külfet yüklediği, mahkemeye erişim hakkını orantısız dolayısıyla ölçüsüz bir biçimde sınırladığı anlaşılmaktadır… İptali gerekir.6

Karar oyçokluğuyla alınmıştır. İki üye, m. 232/3'ün onbeş günlük gerekçe yazım süresi ile m. 275/2'nin yedi günlük tebliğ süresinin birlikte işleyişinin tarafı zaten yeterince koruduğu, dolayısıyla mevcut düzenlemenin ölçüsüz olmadığı gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır. Kararın en dikkat çekici yönü, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi için tanınan dokuz aylık sürenin dolmasını dahi beklemeden kanun koyucunun devreye girmiş olmasıdır: 7499 sayılı Kanun, AYM kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından kısa süre sonra süre başlangıcını gerekçeli kararın tebliğine taşıyarak hukuksal boşluğu fiilen hiç doğurmamıştır. Bu, CMK'nın kanun yolları kitabında (m. 226, m. 231, m. 247/3, m. 308 çevresinde) tekrar tekrar görülen bir örüntüyü -AYM'nin anayasaya aykırılık tespitini beklemeden kanun koyucunun benzer sorunları önceden gidermesi- bir kez daha doğrulamaktadır.

2) m. 283'ün kazanılmış hak kuralı, usulsüz bir katılma kararının yarattığı fiilen tek-taraflı istinafta da geçerlidir

Resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûm edilen bir sanığın davasında, suçtan doğrudan zarar görmediği hâlde usulsüz biçimde davaya katılan şikâyetçinin vekili de istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesi, duruşmalı incelemede zincirleme suç hükümlerini uygulayarak sanığın cezasını artırmıştı. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bu artırımı m. 283'e aykırı bularak bozmuştur:

…doğrudan doğruya bir zararı bulunmayan şikâyetçi…'in kamu davasına katılma ve hükmü istinaf etme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından… usulsüz olarak katılma kararı verilip, yalnızca sanık tarafından istinaf edilen hüküm yönüyle 5271 sayılı CMK'nın 283. maddesinde yer verilen ‘İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.’ şeklindeki düzenleme ve aleyhe istinaf bulunmadığı gözetilmeksizin… fazla cezaya hükmedilerek kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.7

Karar, m. 283'ün kazanılmış hak güvencesinin biçimsel değil işlevsel bir denetime tabi olduğunu gösterir. Bölge adliye mahkemesi önünde görünürde iki taraf (sanık ve şikâyetçi vekili) istinaf etmiş olsa da, şikâyetçinin katılma sıfatı baştan usulsüzse bu görünüm hukuken bir anlam ifade etmez ve dosya, m. 283 bakımından, yalnız sanık lehine açılmış bir istinaf olarak değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, aleyhe bozma yasağının sanığın kanun yoluna başvurma iradesini caydırmama amacını, salt dosyanın yüzeysel görünümüne değil katılan sıfatının hukuki geçerliliğine bakarak korur.

Dipnotlar

  1. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 272. ↩
  2. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273; 7499 sayılı Kanun m. 18 (02.03.2024, yürürlük 01.06.2024). ↩
  3. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 274-275. ↩
  4. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 278-280. ↩
  5. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 283-284. ↩
  6. Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, 26.07.2023, E. 2022/144, K. 2023/137. ↩
  7. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 26.03.2026, E. 2025/1845, K. 2026/3350. ↩
  8. Feridun Yenisey ve Karl Heinz Gössel, “İstinaf Kanun Yolu Hakkında Sistematik Açıklama” (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 159-160, Kasım-Aralık 2017). ↩
  9. Yaprak Öntan, “İstinaf Kanun Yolunda Bozmanın Sirayeti Sorunu” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 128, Ocak 2017). ↩
  10. M. Enes Özbay, “Ceza Muhakemesinde İstinaf Kanun Yolunda Duruşma” (Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2, Aralık 2021). ↩

Kaynakça

  • Öntan, Yaprak. “İstinaf Kanun Yolunda Bozmanın Sirayeti Sorunu.” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 128 (Ocak 2017).
  • Özbay, M. Enes. “Ceza Muhakemesinde İstinaf Kanun Yolunda Duruşma.” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Aralık 2021).
  • Yenisey, Feridun, ve Karl Heinz Gössel. “İstinaf Kanun Yolu Hakkında Sistematik Açıklama.” Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 159-160 (Kasım-Aralık 2017).

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.