Önceki yazıda ele alınan “gaip” kurumundan farklı olarak, “kaçak” kavramı bir amaç unsuru içerir: kanun, soruşturma veya kovuşturmayı bilerek sonuçsuz bırakmaya çalışan sanığa karşı, gaipte bulunmayan iki ek araç tanır: sınırlı da olsa bir kovuşturmayı sürdürebilme imkânı ve mal varlığına yönelik bir baskı mekanizması. m. 247-248, bu iki aracı düzenler.
I. Kaçağın Tanımı: “Amaç” Unsuru ve Gaipten Farkı (m. 247/1)
Kaçak, hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişidir. Bu tanım, önceki yazıda ele alınan gaiplikten (m. 244) tam da bu amaç unsuruyla ayrılır. Gaiplik sanığın niyetinden bağımsız saf bir olguyken, kaçaklık bilinçli bir kaçınmayı, yargılamayı boşa çıkarma iradesini gerektirir.1
II. Kaçak İlanı Usulü: Yalnızca Ağır Suçlarda Uygulanabilen İki Aşamalı Prosedür (m. 247/2)
Bir şüpheli veya sanığın kaçak ilan edilebilmesi, her suç bakımından mümkün değildir. Yalnızca m. 248/2'de tek tek sayılan ağır suçlardan soruşturma veya kovuşturma yürütülüyorsa bu yola başvurulabilir. Usul iki aşamalıdır: önce zorla getirme kararı verilir; bu karar da yerine getirilemezse, çağrı bir gazete ile ve şüpheli/sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilan edilir ve on beş gün içinde gelinmediği takdirde m. 248'deki tedbirlerin uygulanabileceği ayrıca açıklanır. Bu işlemlerin yerine getirildiği bir tutanakla saptandıktan sonraki on beş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanık hakkında kaçak kararı verilir.
III. Kaçak Sanığın Kovuşturulması: Sınırlı Bir Yargılama (m. 247/3-4)
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Bu, kaçaklığın yargılamayı tümüyle durdurmadığını, m. 244'teki gaiplikten önemli bir farkını gösterir. Ancak bu imkân sınırsız değildir. Sanığın daha önce sorgusu yapılmamışsa, mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Bir güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde ise kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.2 Bu fıkra, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılmıştır. Bu değişikliğin arka planı, HAGB'ye ilişkin yazıda ayrıntılı olarak ele alınan aynı desenin bir başka örneğidir. Anayasa Mahkemesi eski fıkrayı iptal etmiş, iptalin yürürlüğe girişini 30/9/2026 tarihine ertelemiş, kanun koyucu ise bu tarih dolmadan fıkrayı zaten yeniden düzenlemiştir. Ayrıntılar için oradaki açıklamalara bakılabilir.
Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister (m. 247/4). Bu, CMK'nın zorunlu müdafilik sistemine dahil ettiği hâllerden biridir: sanığın istemi olup olmadığına, hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etmiş olmasına bakılmaksızın, kaçak sanık hakkında duruşma yapılıyorsa müdafi görevlendirilmesi zorunludur (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1).
Doktrinde kaçak sanık hakkında verilebilecek hüküm çeşitleri, m. 247/3'ün getirdiği sınırlamalar çerçevesinde ayrıca incelenir. Kaçak sanık hakkında sorgu yapılmamışken mahkûmiyet veya CYOK kararı verilmesinin yasaklanmış olması, m. 247/3'te öngörülen yargılamanın yenilenmesi imkânıyla birlikte okunduğunda, kanun koyucunun kaçak sanığın savunma hakkını, hazır bulunmasa dahi, tümüyle gözden çıkarmadığını gösterir.7
IV. Zorlama Amaçlı Elkoyma: Kapsamı ve Sınırları (m. 248/1-2)
Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla, Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına, amaçla orantılı olarak, elkonulabilir. Gerektiğinde bunların idaresi için bir kayyım atanır. Bu, m. 248'in adından da anlaşılacağı gibi bir cezalandırma değil, saf bir zorlama/baskı aracıdır. Amacı, kaçağı mahrum bıraktığı mal varlığı üzerinden sürece geri dönmeye teşvik etmektir.3 Bu yetki de m. 247/2'deki kaçak ilanı gibi kapsamı sınırlı bir araçtır. Yalnızca kanunun tek tek saydığı ağır suçlar, soykırım ve insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu imal ve ticareti, örgüt kurma, zimmet, irtikâp, rüşvet, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, silah kaçakçılığı, kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatındaki belirli suçlar ve benzerleri, bakımından uygulanabilir. Listede yer almayan bir suçtan yürütülen bir kovuşturmada, sanık gerçekten kaçak olsa dahi, bu zorlama aracına başvurulamaz.4
V. Elkonulan Malın Akıbeti ve Kaçağın Yakınlarına Yardım (m. 248/3-4, 6)
Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında genel elkoyma hükümleri uygulanır. Tedbir kararlarının özeti bir gazetede ilan edilebilir. Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden teslim olduğunda, elkoymanın kaldırılmasına karar verilir. Tedbir, adı üstünde zorlayıcı bir araç olduğundan, zorlama amacına ulaşıldığında (kaçak sürece döndüğünde) varlık sebebi de ortadan kalkar. Kanun, insani bir denge de kurar. Elkoyma kararı, kaçağın bakmakla yükümlü olduğu yakınlarını yoksulluğa düşürecekse, hâkim veya mahkeme, bu kişilerin geçimini sağlamak üzere elkonulan mal varlığından sosyal durumlarıyla orantılı bir yardım yapılmasına kayyım aracılığıyla izin verebilir.
VI. Kaçak Hakkında Yokluğunda Tutuklama (m. 248/5)
m. 248/5, tutuklama kurumunun genel mantığına, tutuklamanın kural olarak sorguya bağlı olması gerekliliğine, açık bir istisna getirir. Kaçak hakkında, m. 100 ve devamı maddeler uyarınca, yokluğunda tutuklama kararı verilebilir. Bu istisna, kaçaklığın kendisinin yarattığı bir zorunluluktan doğar. Sanık kendi iradesiyle sorgu imkânını ortadan kaldırmışsa, kanun bu durumu tutuklama kararının önünde mutlak bir engel saymaz.5
VII. Güvence Belgesi ve İtiraz (m. 248/7-8)
m. 246'daki güvence belgesi kurumu, gaip sanığa duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı yönünde verilebilen, koşullara bağlanabilen belge, kaçaklar hakkında da aynen uygulanır (m. 248/7). m. 248 uyarınca verilen kararlara karşı itiraz edilebilir (m. 248/8). Elkoyma, kayyım atama ve yokluğunda tutuklama gibi ağır sonuçlar doğuran bu kararların hiçbiri, itiraz denetiminin dışında bırakılmamıştır.8 Doktrinde güvence belgesi kurumunun gaip ve kaçak sanık bakımından ortak biçimde düzenlenmesi, kanun koyucunun bu iki kategoriyi sebep unsuru bakımından ayırmasına rağmen, sanığı mahkeme önüne çekme aracı bakımından aynı çözümü uygun gördüğünü teyit eder.9
Yargı Kararları
1) Kaçak sanık hakkında duruşma yapılması, zorunlu müdafilik hâllerinden biridir
m. 247/4'ün kaçak sanık için öngördüğü müdafi güvencesinin, CMK'nın genel zorunlu müdafilik sistemi içindeki yerini, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarına ilişkin bir davada Ceza Genel Kurulu şöyle açıklamıştır:
5271 sayılı CMK'na göre; müdafisi bulunmayan şüpheli veya sanığın, çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (150/2. md.), soruşturma veya kovuşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (150/3. md.), resmî bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması (74/2. md.), tutuklama talebiyle mahkemeye sevkedilmesi (101/3. md.), davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın yokluğunda duruşma yapılması (204/1. md.) ve kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (247/4. md.) hallerinde, şüpheli veya sanığın istemi bulunmasa hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır.6
Kurul'un bu tespiti, somut olayda sanığın kaçak olmasından değil başka bir zorunlu müdafilik hâlinden kaynaklanan bir bozma gerekçesinin parçasıdır. Ancak alıntılanan pasaj, m. 247/4'ü CMK'nın zorunlu müdafilik sisteminin genel çerçevesi içine yerleştirmesi bakımından öğreticidir. Karar, zorunlu müdafiliğin ortak paydasını gösterir. Listelenen altı hâlin her birinde, şüpheli veya sanığın iradesi devre dışı bırakılır. Çünkü kanun koyucu, bu hâllerin her birinde (sanığın küçüklüğü, ağır ceza tehdidi, fiziksel yokluk, kaçaklık gibi) kişinin kendi savunma çıkarını gerektiği gibi koruyamayacağını, dolayısıyla iradesine bakılmaksızın bir güvence sağlanması gerektiğini kabul etmiştir. Kaçak sanık bakımından bu güvence özellikle önemlidir. Sanık fiilen ortada olmadığından, sürecin en azından bir tarafının, müdafiin, hazır bulunması, yargılamanın çelişmeli niteliğini asgari düzeyde korur.
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 244/1, 247/1. ↩
- Hasan Sınar, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2016). ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 248/1. ↩
- Mert Ülgen, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Ticareti ve Yurt Dışına Çıkarılması Suçları (KTVKK m. 67/2, 67/3, m. 68) (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2020). ↩
- Hasan Sınar, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2016). ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.01.2020, E. 2019/281, K. 2020/3. ↩
- Irmak Koruculu, “Kaçakların Yargılanmasında Hüküm” (Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2, Aralık 2023). ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 248/7-8. ↩
- Murat Balcı, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Gaip veya Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi (CMK m. 246, m. 248/7)” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 92, Ocak 2011); Ömer Ömeroğlu, “Ceza Muhakemesinde Gaip ve Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi” (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 3, Temmuz 2013). ↩
Kaynakça
- Balcı, Murat. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Gaip veya Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi (CMK m. 246, m. 248/7).” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 92 (Ocak 2011).
- Koruculu, Irmak. “Kaçakların Yargılanmasında Hüküm.” Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Aralık 2023).
- Ömeroğlu, Ömer. “Ceza Muhakemesinde Gaip ve Kaçak Sanığa Güvence Belgesi Verilmesi.” Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 3 (Temmuz 2013).
- Sınar, Hasan. Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2016.
- Ülgen, Mert. Kültür ve Tabiat Varlıklarının Ticareti ve Yurt Dışına Çıkarılması Suçları (KTVKK m. 67/2, 67/3, m. 68). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2020.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.