Bir olay yerinin veya bir cesedin ilk incelendiği an, çoğu zaman dava boyunca bir daha geri dönülemeyecek tek fırsattır. Keşif ve otopsi işlemlerindeki bir eksiklik, sonraki hiçbir usul işlemiyle telafi edilemez. Ceza Muhakemesi Kanunu bu nedenle her iki işlemi de sıkı bir usule bağlamıştır. Doktrinde keşif, hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda savcının, yargılamaya konu olaya dair canlı veya cansız her şeyi beş duyu organıyla bizzat incelemesi olarak tanımlanır. Karar merciinin delillerle bizzat muhatap olması yönüyle vasıtasızlık/doğrudan doğruyalık ilkesine, tarafların keşfe katılabilmesi yönüyle de sözlülük ilkesine hizmet eder.1 Doktrine göre şüphelinin açıklamalarıyla Cumhuriyet savcısının kararıyla kolluk tarafından yapılan yer gösterme işlemi (m. 85) ve kolluğun olay yerinde yaptığı teknik inceleme (olay yeri incelemesi) de aslında birer keşif türüdür. Ancak kolluk tarafından yapıldığı için bu adla anılmaz. Aynı şekilde ölü muayenesi ve otopsi de bir keşif türüdür. Hekimler açısından bir bilirkişi incelemesi iken, savcı açısından keşif mahiyetindedir.2

I. Keşif İşleminin Yapılması ve Hazır Bulunma (m. 83-85)

Keşif, m. 83 uyarınca hâkim veya mahkeme, naip veya istinabe olunan hâkim ya da mahkeme tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır (m. 83/1). Keşif tutanağına yalnızca bulunan değil, varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır (m. 83/2). Bu, ileride “neden aranmadı” sorusuna karşı tutanağın kendisini koruyan önemli bir ayrıntıdır.

Keşifte kimlerin hazır bulunabileceği m. 84'te beş fıkrada düzenlenir:

(1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler. (2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir. (4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler. (5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.

m. 84/2'nin pratik önemi büyüktür. Keşif kuralı yalnızca olay yerine değil, mahkeme dışında dinlenen tanık veya bilirkişiye de uygulanabilir. Bu, uzak mesafedeki bir tanığın duruşmaya getirilmesi yerine bulunduğu yerde dinlenmesini mümkün kılar. m. 84/3'ün dengesi ise dikkat çekicidir. Kural şüpheli veya sanığın hazır bulunma hakkı olsa da, bu hazır bulunuş bir tanığın gerçeği söylemesine engel olacaksa, mahkeme sanığın o işte bulunmamasına karar verebilir. Savunma hakkı ile tanığın baskı altında kalmadan beyanda bulunma menfaati burada tartılır.

Yer gösterme işlemi ise m. 85'te üç fıkrada düzenlenir:

(1) Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir. (2) Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında hazır bulunabilir. (3) Yer gösterme işlemi, 169 uncu maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.

II. Otopsi Süreci (m. 86-89)

Otopsi bakımından kanun, süreci adım adım kurar. Engelleyici bir sebep yoksa ölünün kimliği ölü muayenesinden veya otopsiden önce her surette, özellikle onu tanıyanlara gösterilerek, belirlenir. Varsa bir şüpheli veya sanık da teşhis için ölüye gösterilebilir (m. 86/1). Adli muayenede tıbbi belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır (m. 86/2). Bu muayene Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır (m. 86/3). Doktrinde ölü muayenesi (adli muayene), olayın nasıl ve neden meydana geldiğinin anlaşılması için Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve bir hekimin görevlendirilmesiyle, otopsiden farklı olarak vücut açılmaksızın dıştan yapılan tıbbi bir işlem olarak tanımlanır. ölü muayenesinde ölüm gerçekleşmiştir, otopsiden ayrımı budur.3

Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda, biri adli tıp uzmanı, diğeri patoloji uzmanı veya başka bir dalın mensubu ya da pratisyen hekim olmak üzere iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen bir hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk hâlinde otopsi tek hekimle de yapılabilir, ancak bu durumun raporda açıkça belirtilmesi gerekir (m. 87/1). Otopsi, cesedin durumu elverdiğince baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir (m. 87/2). Kanun burada “klasik otopsi” standardını, yani tam ve sınırlı olmayan bir inceleme yükümlülüğünü öngörmektedir. Ölenin ölümünden hemen önceki hastalığında onu tedavi etmiş hekime otopsi yaptırılamaz. Bu hekim ancak otopside hazır bulunup hastalığın seyri hakkında bilgi verebilir (m. 87/3). Gömülmüş bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu karar soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kovuşturmada mahkeme tarafından verilir ve araştırmanın amacını tehlikeye düşürmediği ve ulaşım güç değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir (m. 87/4). İşlemler sırasında cesedin görüntüleri kayda alınır (m. 87/5). Doktrinde otopsi, savcı nezaretinde öncelikle daha önce yapılmış ölü muayenesi tutanağının okunması, ölünün kimliğinin belirlenmesi ve ardından kural olarak biri adli tıp uzmanı olmak üzere iki hekim tarafından yapılan ve görüntü kaydına alınan bir işlem olarak tarif edilir.4

İki madde, otopsinin özel türlerine ayrılmıştır. m. 88, yeni doğanın cesedi üzerindeki adli muayene veya otopside, doğum sırasında veya sonrasında yaşam bulgusu bulunup bulunmadığının, olağan sürede doğup doğmadığının ve biyolojik olarak rahim dışında yaşamını sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığının veya yaşama yeteneğinin saptanmasını öngörür. Bu, bebeğin ölü mü doğduğu yoksa doğumdan sonra mı öldüğü sorusunun (ve dolayısıyla hangi suçun oluşabileceğinin) tespiti için belirleyicidir. m. 89 ise zehirlenme şüphesi bulunan hâllere özgüdür. Organlardan parça alınırken organın görünen tahribatı tanımlanır, ölüde veya başka yerde bulunan şüpheli maddeler görevlendirilen uzmanca incelenip tahlil edilir (m. 89/1). Cumhuriyet savcısı veya mahkeme bu incelemenin bir hekimin katılımıyla veya yönetiminde yapılmasına karar verebilir (m. 89/2).

Doktrinde otopsi, öğretide bir keşif türü olarak kabul edilir. Nitekim m. 87'nin kenar başlığı “otopsi” olsa da madde, ilk üç fıkrasında otopsiyi, dördüncü fıkrasında ise mezar açma (feth-i kabir) işlemini birlikte düzenler ve beşinci fıkra her iki işlem için de görüntü kaydını zorunlu kılar. Doktrinde vurgulandığı üzere bu kayıt zorunluluğu mülga 1412 sayılı CMUK'ta yoktu. Kayda alma yükümlülüğünün kaynağı yalnızca iç hukuk gelişimi değildir. Minnesota Otopsi Protokolü'nün (insan hakları ihlallerine ilişkin soruşturmalarda fotoğraf çekilmesini öneren, AİHM'in kendi içtihadında da atıf yaptığı bir uluslararası standart) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R(99)3 sayılı Tavsiye Kararı'nın renkli fotoğraf veya video çekimini öneren 4. prensibinin de bu yönde bir etkisi olduğu belirtilir.5 Uygulamada otopsiye ilişkin ayrıntılı usul esasen Adalet Bakanlığının 156 sayılı Genelgesiyle kurulmuştur. Kaydın Cumhuriyet savcısı tarafından yaptırılması, görevli kişinin kimliğinin tutanağa geçirilmesi, görüntülerin soruşturma numarası ve tarihle etiketlenip Cumhuriyet savcısı tarafından tasdik edilerek dosyada muhafazası bu genelgenin öngördüğü asgari standartlardır. Doktrinde ayrıca, salt fotoğrafın tek başına yeterli olmayabileceği, bazı uygulama örneklerinde videonun otopsi bulgularının tartışılmasında belirleyici önem taşıdığı da vurgulanmaktadır. Bu, otopside yalnızca fotoğraf çekilip video kaydı alınmadığı hâllerin m. 87/5'e aykırılık oluşturabileceği anlamına gelir.6

Yargı Kararları

1) Otopside hazır bulunan hekimin bilirkişi sıfatıyla yeminsiz dinlenmiş olması (m. 64, m. 87)

m. 87'de otopside görev alan hekimler, aynı zamanda birer bilirkişidir. Bu sıfat, onları m. 64'teki genel bilirkişi yemini rejimine de tabi kılar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu bağlantının gözden kaçırıldığı bir olayda ısrarla hükmü bozmuştur:

Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı düzenlendiği sırada hazır olan adli tıp uzmanı doktora yemin yaptırılmaması suretiyle CMK'nın 64. maddesine muhalefet edildiğinin belirtilmesine rağmen adı geçen doktorun duruşmaya çağrılarak veya tutanak düzenlenmek sureti ile yemininin yaptırılması gerekirken, bu eksikliğin düzeltilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki gerekçe ile adı geçen doktorun yemini yaptırılmadan yeniden hüküm kurularak CMK'nın 64. maddesine aykırı davranılması (…) Kanuna aykırıdır.7

Karar iki bakımdan öğreticidir. Birincisi, otopsiye katılan hekimin m. 87'ye özgü, m. 64'ten bağımsız bir statüsü olmadığını, genel bilirkişi yemini kuralının burada da aynen işlediğini gösterir. İkincisi, mahkemenin “bu eksiklik artık düzeltilemez” gerekçesiyle işi kapatmasının da isabetsiz olduğunu, doktorun sonradan duruşmaya çağrılarak veya tutanakla yemininin alınabileceğini, dolayısıyla usul eksikliklerinin mahkemece göz ardı edilmeden gerçekten giderilmesi gerektiğini ortaya koyar.

Dipnotlar

  1. Işıl Kacar, Öldürmeye Teşebbüs ve Kasten Yaralama Suçu Bağlamında Kastın Tespiti: 2.2.2.5. Keşif (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2021), 48. ↩
  2. Kacar, Keşif, 48. ↩
  3. Kacar, Keşif, 48-49. ↩
  4. Kacar, Keşif, 49. ↩
  5. Yalım Yarkın Özbalcı, Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları: 3. Otopsi ve Mezar Açma İşlemleri Esnasında Alınan Video Kayıtları (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2025), 334-337. ↩
  6. Özbalcı, Otopsi ve Mezar Açma İşlemleri Esnasında Alınan Video Kayıtları, 334-337. ↩
  7. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 06.06.2016, E. 2016/1792, K. 2016/9540. ↩

Kaynakça

  • Kacar, Işıl. Öldürmeye Teşebbüs ve Kasten Yaralama Suçu Bağlamında Kastın Tespiti: 2.2.2.5. Keşif. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2021.
  • Özbalcı, Yalım Yarkın. Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları: 3. Otopsi ve Mezar Açma İşlemleri Esnasında Alınan Video Kayıtları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2025.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.