Sanığın kendi davasında hazır bulunması, ceza muhakemesinin belki de en sezgisel güvencesidir. Kimse, kendisi yokken hakkında hüküm kurulmasını beklemez. Ancak kanun, bu sezgisel kuralın etrafına, hayatın gerçekleriyle (sanığın kaçması, hastalanması, mahkeme düzenini bozması) uzlaşan ayrıntılı istisnalar örer. m. 193-202, bu ana kuralı ve istisnalarını, sanığın duruşmadaki sorgusunu, tarafların tanıklara doğrudan soru sorabilmesini ve dil bilmeyen sanığın tercüman güvencesini bir bütün olarak düzenler.
I. Sanığın Duruşmada Hazır Bulunmaması: Ana Kural ve İstisnaları (m. 193-195)
Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir (m. 193/1). m. 193/2 ise 2023 yılında köklü biçimde değiştirilmiş bir istisna öngörür. Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. Mahkemeye gelen sanığın duruşma boyunca hazır bulunması sağlanır. Sanık savuşur veya ara sonrası oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse dava yokluğunda bitirilebilir (m. 194). Suç yalnız veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektiriyorsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu hâlde davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır (m. 195).
m. 193/2'nin bugünkü dar kapsamı, tesadüfi bir tercih değil, doğrudan bir Anayasa Mahkemesi iptal kararının sonucudur. Fıkranın 2023 öncesindeki hâli, sanık hakkında “mahkûmiyet dışında” herhangi bir karar (beraat, davanın düşmesi/reddi dahil) verileceği kanısına varılırsa sorgusuz yargılamaya izin veriyordu. Duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yalnızca fiziksel olarak orada bulunmasını değil, yargılama sürecini izleyip iddia ve savunmaları destekleyecek unsurları öne sürebilmesini de kapsar. Bu hak sanığa tanınmadan yapılan bir yargılama, adil yargılanma hakkının açık ihlalini oluşturur.1
m. 193-195'in kurduğu düzen, doktrinde sanığın hazır bulunma hakkının aynı zamanda bir yükümlülük niteliği taşıdığı biçiminde okunmaktadır. Kanun koyucu, sanığın duruşmadan haberdar edilmesini ve duruşmaya katılmasının sağlanmasını aradığı için, bu şartlar yerine getirildikten sonra sanığın kendi tercihiyle gelmemesi, yargılamanın yokluğunda sürdürülmesini engellemez. Yokluğunda yargılama (in absentia) kural olarak istisnai bir imkândır ve m. 193-195'teki dar kapsamlı hâller dışında genişletilemez.9
II. Sanığın Duruşmadan Bağışık Tutulması: İstinabe, SEGBİS ve Sınırları (m. 196-199)
Sorgusu yapılmış olan sanık veya bu konuda yetkili kılınan müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir (m. 196/1). Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç, sanık istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Savcı ve müdafiin bu sorguda hazır bulunması zorunlu değildir, sorgudan önce sanığa ifadesini esas mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur (m. 196/2). Sorgu tutanağı duruşmada okunur (m. 196/3). Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, yurt içindeki sanığın sorgusu görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle (SEGBİS) yapılabilir veya duruşmalara bu yolla katılmasına karar verilebilir (m. 196/4). Hastalık, disiplin önlemi veya zorunlu diğer nedenlerle yargı çevresi dışına nakledilmiş sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlara getirilmemesine karar verilebilir (m. 196/5). Yurt dışında bulunan sanığın belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının güçlüğü hâlinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe yoluyla sorgusu yapılabilir (m. 196/6). Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunma yetkisine sahiptir (m. 197). Duruşma sanık yokluğunda yapılırsa, kararların tebliğinden itibaren bir hafta içinde sanık eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Ancak kendi isteğiyle bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil edilmiş sanık bu haktan yararlanamaz (m. 198). Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir (m. 199).
m. 196/4'teki SEGBİS imkânı, kanunda istisnai bir araç olarak tasarlanmış olmakla birlikte, özellikle salgın döneminde uygulamada neredeyse genel bir yönteme dönüşme eğilimi göstermiştir. Doktrinde bu genişlemenin, doğrudan doğruyalık ilkesi ile SEGBİS'in teknik ve algısal sınırları arasındaki gerilimi ayrıca gözetmeyi gerektirdiği, mahkemenin “zorunlu gördüğü durumlar” ölçütünün somut olay bazında dar yorumlanması gerektiği vurgulanmaktadır.10
Kanunun ana kuralı duruşmaya katılım zorunluluğu olsa da, m. 193/2, m. 194 ve m. 195'teki istisnalar birbirinden farklı gerekçelere dayanır: ilki kararın niteliğine (mahkûmiyet dışı olması), ikincisi sanığın kendi davranışına (savuşma), üçüncüsü ise suçun ağırlığına (yalnızca para cezası/müsadere) bağlıdır. Bu üç istisnanın ortak paydası, sanığın önceden sorguya çekilmiş olması veya hazır bulunmamasının kendi tercihinden kaynaklanmasıdır. Hiçbiri, hiç sorgulanmamış bir sanığın mahkûm edilmesine izin vermez.2
III. Duruşmada Doğrudan Soru Yöneltme (m. 200-201)
Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme sorgu ve dinleme sırasında o sanığın salondan çıkarılmasına karar verebilir. Sanık tekrar getirildiğinde tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır (m. 200). Savcı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat, sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru yöneltebilir. İtiraz edilen bir soru hakkında mahkeme başkanı karar verir, gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir (m. 201/1). Heyet hâlinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler de doğrudan soru sorabilir (m. 201/2).
m. 201'in doktrinde “çapraz sorgu” olarak anılması, tam olarak isabetli değildir: CMK m. 201'deki düzenleme Anglosakson hukukundaki çapraz sorguyla aynı değildir, zira sorguya çekme yetkisi münhasıran mahkeme başkanı ve hâkime aittir. m. 201, bu asıl sorgunun tamamlayıcısı olan, tarafların doğrudan soru yöneltebildiği ayrı bir muhakeme işlemidir. Susma hakkını kullanmayan bir sanık söz konusu olduğunda dahi, doğrudan soru yöneltme bizzat bir sorgu faaliyeti sayılmaz.3
Karşılaştırmalı hukukta gerçek çapraz sorgu kurumu farklı işler: İngiliz hukukunda taraf vekili önce kendi gösterdiği tanığa (doğrudan sorgu), ardından karşı taraf vekili aynı tanığa (çapraz sorgu) soru sorar. Çapraz sorgunun hiç yapılmaması, tanık delilinin kabul edilebilirliğini doğrudan etkileyebilir. Türk hukukunda ise tarafların soru sorma hakkı sorgu yetkisinden ayrılmış, mahkemenin kontrolü altında bir “doğrudan soru yöneltme” hakkına indirgenmiştir. Bu, iki sistemin köken bakımından farklılığını gösterir.4
Bu hakkın savunma tarafı açısından özel bir önemi vardır: tanık beyanının içeriği sorunun sorulma biçimiyle yönlendirilebilir nitelikte olduğundan, savunma tarafının lehine sonuç çıkarmaya yönelik soruları doğrudan sorabilmesi, silahların eşitliği ilkesinin somut bir gereğidir. m. 201'deki “itiraz edilen soru hakkında mahkeme başkanının karar vermesi” kuralı da, doğrudan soru sorma hakkının sınırsız olmadığını, duruşma disiplinine ve konuyla ilgililik ölçütüne tabi olduğunu gösterir.5
IV. Tercüman Bulundurulacak Hâller (m. 202)
Sanık veya mağdur meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, mahkemece atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir (m. 202/1). Engelli sanık veya mağdura da bu noktalar anlayabilecekleri biçimde anlatılır (m. 202/2). Bu iki güvence soruşturma evresindeki şüpheli, mağdur veya tanıklar için de geçerlidir. O evrede tercümanı hâkim veya savcı atar (m. 202/3). Sanık ayrıca, iddianamenin anlatılması veya esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde sözlü savunma yapabilir. Ancak bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz ve bu imkân yargılamayı sürüncemede bırakmak amacıyla kötüye kullanılamaz (m. 202/4). Tercümanlar, il adli yargı adalet komisyonlarınca yıllık düzenlenen listelerden seçilir (m. 202/5).
Yargı Kararları
1) Eski m. 193/2'nin, sorgusuz mahkûmiyet-dışı karara izin vermesi nedeniyle iptali
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından açılan bir davada, itiraz yoluna başvuran bir asliye ceza mahkemesi, m. 193/2'nin eski hâlinin, sanık hakkında “mahkûmiyet dışında” herhangi bir karar verileceği kanısına varılırsa sorgusuz yargılamaya izin vermesinin, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararlarının kendine özgü niteliğine dikkat çekerek kuralı iptal etmiştir:
Mahkûmiyet dışındaki kararlar nazara alındığında hukuki nitelikleri gereği ceza verilmesine yer olmadığı ve/veya güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi kararlarının üzerinde durulmalıdır. (…) Söz konusu kararların verilebilmesi için atfedilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin sabit olması zorunludur. (…) Sanık hakkında böyle sonuçlar ihtiva edebilen mahkûmiyet dışındaki bu tür kararlar bakımından sanığın sorgusu yapılmaksızın davanın bitirilebilmesine imkân tanınması adil yargılanma hakkına orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.6
Karar, sanık hakkında bir karar “mahkûmiyet” etiketi taşımasa dahi, o kararın verilebilmesi fiilin sanık tarafından işlendiğinin mahkemece tespitini gerektiriyorsa, bu tespitin sanık hiç dinlenmeden yapılamayacağını gösterir. Bu iptal, kanun koyucuyu m. 193/2'yi 2023'te “ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında” biçiminde daraltmaya sevk etmiştir. Bugünkü metin, doğrudan bu kararın bir sonucudur.
2) Başka suçtan hükümlü sanığın SEGBİS ile dahi hazır edilmeden mahkûm edilmesi
Açık ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan bir sanık, hüküm tarihindeki duruşmaya ne fiziken getirtilmiş ne de SEGBİS aracılığıyla hazır edilmiştir. Mahkeme buna rağmen mahkûmiyet hükmü kurmuştur:
Hüküm tarihinde açık ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık duruşmaya getirtilmeden ya da SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle, (…) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak (…) Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili maddelerine muhalefet edildiği.7
Karar, m. 199'daki “mahkeme her zaman sanığın hazır bulunmasına karar verebilir” yetkisinin, başka bir infaz kurumunda bulunan sanıklar için yalnızca fiziken getirtme değil, m. 196/4'teki SEGBİS imkânını da kapsadığını gösterir. Mahkemenin, elindeki bu iki araçtan (fiziken getirtme veya SEGBİS) hiçbirini kullanmadan doğrudan mahkûmiyete gitmesi, tek başına bozma sebebidir.
3) Tercümanın yeminine dair usul kurallarına aykırılığın savunma hakkını kısıtlaması
m. 202/5'teki tercüman güvencesinin yalnızca bir tercümanın atanmasıyla tükenmediği, tercümanlık görevinin usulüne uygun yürütülmesinin de aynı güvencenin parçası olduğu, aşağıdaki kararda somutlaşır. Türkçeyi yeterince bilmeyen bir sanık için ilk oturumda yemin verdirilen tercüman, sonraki bazı oturumlarda hiç bulundurulmamıştır. Sanığın esas hakkındaki savunmasının alındığı son oturumda ise görev yapan tercümana ne eski yemini hatırlatılmış ne de yeniden yemin verdirilmiştir:
Yeterince Türkçe bilmeyen sanık K. için tercüman bilirkişi olarak atanan M.T.'a 09.08.2011 tarihli celsede yemin verdirildikten sonra, bir kısım tanıkların ve mağdurun dinlendiği oturumlarda tercüman bulundurulmaması, 26.02.2013 tarihli son oturumda ise eski yemini hatırlatılmayan veya yeniden yemin verdirilmeyen tercüman vasıtasıyla sanığın esas hakkında savunmasının alınması ve son sözünün sorulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 62. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 57 ve 202. maddelerine aykırı davranılması, usule aykırıdır.8
Karar, m. 202/5'teki tercüman güvencesinin süreklilik gerektirdiğini gösterir. Bir oturumda usulüne uygun atanmış ve yemin ettirilmiş bir tercüman, sonraki oturumlarda hazır bulundurulmadığında veya yeniden yemin ettirilmeden göreve devam ettiğinde, güvence kâğıt üzerinde kalır. Yargıtay bu tutarlılık kesildiğinde savunmanın alınması işlemini bizzat usule aykırı sayar.
Dipnotlar
- Hazal Algan Canseven, Ceza Muhakemesinde Kanun Yoluna Başvuru Hakkı (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mart 2024). ↩
- Abdullah Batuhan Baytaz, Ceza Muhakemesi Hukukunda Sanığın Hukuki Dinlenilme Hakkı (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2021). ↩
- Burcu Zoğlar Durmaz, Ceza Muhakemesi Hukukunda İspat Bakımından İfade ve Sorgu (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2021). ↩
- Ece Alpay, İngiliz ve Türk Yargılama Hukukunda Sözlülük İlkesi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2020). ↩
- Semih Oğuz Aydın, Adil Yargılanma Hakkı Bağlamında Anonim Tanık (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Aralık 2023). ↩
- Anayasa Mahkemesi, Norm Denetimi, 08.09.2022, E. 2021/118, K. 2022/98. ↩
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2020, E. 2020/3662, K. 2020/8946. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17.09.2014, E. 2014/2228, K. 2014/3919. ↩
- Erkan Sarıtaş, “Ceza Muhakemesinde Sanığın Yokluğunda Duruşma,” İstanbul Hukuk Mecmuası, S. 3 (Eylül 2020). ↩
- Mehmet Çatlı ve Elifsu Beyza Demir, “Pandemi Döneminde Sanığın Duruşmada Hazır Bulunması ve SEGBİS,” Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bilişim Hukuku Dergisi, S. 2 (Aralık 2021). ↩
Kaynakça
- Algan Canseven, Hazal. Ceza Muhakemesinde Kanun Yoluna Başvuru Hakkı. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mart 2024.
- Alpay, Ece. İngiliz ve Türk Yargılama Hukukunda Sözlülük İlkesi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2020.
- Aydın, Semih Oğuz. Adil Yargılanma Hakkı Bağlamında Anonim Tanık. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Aralık 2023.
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Ceza Muhakemesi Hukukunda Sanığın Hukuki Dinlenilme Hakkı. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2021.
- Çatlı, Mehmet ve Elifsu Beyza Demir. “Pandemi Döneminde Sanığın Duruşmada Hazır Bulunması ve SEGBİS.” Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bilişim Hukuku Dergisi, S. 2 (Aralık 2021).
- Sarıtaş, Erkan. “Ceza Muhakemesinde Sanığın Yokluğunda Duruşma.” İstanbul Hukuk Mecmuası, S. 3 (Eylül 2020).
- Zoğlar Durmaz, Burcu. Ceza Muhakemesi Hukukunda İspat Bakımından İfade ve Sorgu. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2021.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.