Mağdur ile şikâyetçi, ceza muhakemesinin tarafı değildir. Davanın tarafları sanık ile iddia makamıdır. Ama bu, mağdurun muhakemede edilgen bir izleyici olduğu anlamına gelmez. Kanun ona, soruşturmadan hükmün kesinleşmesine kadar uzanan bir dizi bağımsız hak tanır. m. 233-236, bu hakların iskeletini oluşturur. Ancak bu hakların kapsamı ve sınırları, sanığa tanınan savunma haklarıyla aynı mantığa dayanmaz. İkisi, muhakemede yapısal olarak farklı konumlarda bulunan süjelerdir.
I. Mağdurun ve Şikâyetçinin Çağırılması (m. 233)
Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından çağrı kâğıdıyla çağırılıp dinlenir. Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı kâğıdına iddianame de eklenir. Dosyada iletişim bilgileri bulunuyorsa, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi telefon, faks, e-posta gibi araçlarla da bildirilebilir. Kâğıt üzerinden tebligatın yanına, mağdurun süreçten fiilen haberdar olmasını kolaylaştıran ikincil bir bildirim kanalı eklenmiştir.1 Bu çağrıya ve gerekirse zorla getirmeye ilişkin usul bakımından tanıklara ilişkin hükümler kıyasen uygulanır (m. 233/2). Kanun, mağdurun dinlenmesini sağlama konusunda ayrı bir usul icat etmek yerine, tanık için zaten var olan çağrı ve zorla getirme mekanizmasına atıf yapmayı yeterli görmüştür. Ne var ki zorla getirmenin, kişi hürriyetine bir sınırlama getiren bu tedbirin, sanık dışındaki süjelere teşmilinin isabetli olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır.2
II. Soruşturma ve Kovuşturma Evrelerinde Ayrı Ayrı Sayılan Haklar (m. 234/1)
m. 234/1, mağdur ve şikâyetçinin haklarını iki evreye ayırarak sayar. Soruşturma evresinde: delillerin toplanmasını isteme, gizliliği ve amacı bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme, belirli ağır suç kategorilerinde vekili yoksa ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteme, vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini ve elkonulan eşyayı inceletme, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme. Kovuşturma evresinde ise: duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme, yine belirli suç kategorilerinde ücretsiz avukat isteme ve, davaya katılmış olma koşuluyla, davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.3 Bu iki listenin en dikkat çekici farkı, kovuşturma evresindeki son haktır. Mağdur veya şikâyetçi, salt bu sıfatı taşımakla kanun yoluna başvuramaz. Ancak resmen “katılan” sıfatını kazanmışsa bu hakka sahip olur. Katılma, dolayısıyla, mağdurun kovuşturma evresindeki hak setinin kapısını açan eşiktir.
Kovuşturma evresindeki “tutanak ve belgelerden örnek isteme” hakkının (m. 234/1-b-3) tarihçesi de öğreticidir. Hüküm ilk hâliyle bu isteme hakkını yalnızca “vekili aracılığıyla” kullanılabilir kılıyordu. Anayasa Mahkemesi 17.05.2012 tarihli ve E.2011/37, K.2012/69 sayılı kararıyla tam da bu “vekili aracılığı ile” ibaresini iptal etmiştir. Sonuç olarak bugün mağdur veya şikâyetçi, bir vekili bulunmasa dahi tutanak ve belgelerden örnek istemeyi bizzat talep edebilir.4
m. 234'ün son iki fıkrası, haklar listesinin kendisi kadar önemli iki güvence ekler. Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır (m. 234/3). Bir hakkın kanunda var olması, ancak sahibine bildirilmesiyle fiilen kullanılabilir hâle gelir. Bu bildirimin tutanağa geçirilmesi zorunluluğu, hakların yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığının sonradan denetlenebilmesini sağlar. Ayrıca, dava nakli veya adli tıp işlemleri nedeniyle mağdurun yerleşim yeri dışına gitme zorunluluğu doğarsa, buna ilişkin konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (m. 234/4). Bu, mağdurun süreçteki haklarını kullanmasının önündeki maddi engelleri de kanun koyucunun gündeminde tuttuğunu gösterir.5
III. Ücretsiz Zorunlu Avukat: Kapsamı ve Sınırları
Vekili bulunmayan mağdur veya şikâyetçi, ancak belirli suç kategorilerinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip suçları, kadına karşı işlenen kasten yaralama/işkence/eziyet suçları ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar, baro tarafından kendisine ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilir. Bu liste, kanunun ilk hâlinde çok daha dardı. Yalnızca “cinsel saldırı suçu” ile beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları kapsıyordu ve bu darlık, eşitlik ilkesi yönünden defalarca Anayasa Mahkemesi'nin önüne taşındı.6 Mahkeme, kanun koyucunun mağdur/şikâyetçi ile şüpheli/sanığın yapısal olarak farklı konumda olduğunu, dolayısıyla ikisine tanınan hakların da aynı mantıkla ölçülemeyeceğini vurgulayarak bu sınırlı listeyi anayasaya uygun bulmuştur (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2). Liste, sonraki kanun değişiklikleriyle bugünkü daha geniş hâline kavuşmuştur.
Mağdur haklarının bu şekilde adım adım genişletilmesi, doktrinde mağdurun ceza muhakemesindeki konumunun tarihsel dönüşümüyle ilişkilendirilir: klasik ceza muhakemesi anlayışında “unutulan öğe” sayılan mağdur, 1980'lerden itibaren viktimoloji ve onarıcı adalet yaklaşımlarının etkisiyle uluslararası sözleşmelerde ve buna paralel olarak iç hukukumuzda giderek daha görünür bir konuma yerleşmiştir. Yine de doktrinde, mevcut düzenlemelerin, özellikle kırılgan mağdur grupları bakımından, hâlâ yeterli görülmediği vurgulanır.7
IV. Re'sen Vekil Görevlendirilmesi ve Davete Uymama (m. 234/2, m. 235)
Mağdur on sekiz yaşını doldurmamışsa, sağır veya dilsizse ya da meramını ifade edemeyecek derecede malulse ve bir vekili de yoksa, istemi aranmaksızın kendisine re'sen bir vekil görevlendirilir (m. 234/2). Bu hâllerde kanun, mağdurun kendi başına bu hakkı talep edebilecek durumda olmayabileceğini varsayar ve inisiyatifi mahkemeye/savcıya devreder. m. 235 ise mağdur, şikâyetçi veya vekilinin bildirdiği adresin tebligata esas alınacağını, bu adrese çıkarılan çağrıya rağmen gelinmemesi hâlinde yeniden tebligat yapılmayacağını ve adres eksikliği/yanlışlığı hâlinde ayrıca bir araştırma yapılmasının gerekmediğini düzenler. Beyanının alınması zorunlu görülen hâller bu kolaylaştırılmış rejimin dışında tutulur.
V. Mağdurun Dinlenmesi: Genel Kural ve Özel Koruma Rejimi (m. 236)
Mağdur tanık olarak dinlendiğinde, yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır (m. 236/1). Mağdur, davanın bir tarafı olmadığı için teknik olarak tanık sıfatıyla dinlenir, ama davadaki menfaati nedeniyle yemin yükümlülüğünden muaftır.8 İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur bakımından kanun, tek seferlik dinlenme ilkesini benimser. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk hâlleri saklı kalmak üzere, bu kişiler aynı soruşturma/kovuşturmada yalnızca bir kez tanık olarak dinlenebilir (m. 236/2) ve dinleme sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında bir uzman bulundurulması zorunludur (m. 236/3).
m. 236/4, tek seferlik dinlenme ve uzman bulundurma güvencelerine üçüncü bir katman ekler. Cumhuriyet savcısı veya hâkim, ifade ve beyanın özel bir ortamda alınması gerektiğini ya da çocuk veya mağdurun şüpheli/sanıkla yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğunu değerlendirirse, bu ifade ve beyanlar özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. Bu değerlendirme, m. 236/2'deki “bir defa dinlenme” kuralından bağımsızdır. O kuralın uygulanmadığı bir dinlemede dahi, koşullar gerektiriyorsa, özel ortam güvencesi ayrıca devreye girer.9
m. 236/5-6, en ağır iki kategori için bu genel çerçeveyi daha da sıkılaştırır. TCK m. 103/2'deki nitelikli çocukların cinsel istismarı suçlarının mağduru çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bu amaca özgülenmiş merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır ve kayda geçirilir. Kovuşturma evresinde ise ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunluluk hâlinde, yine bu merkezlerde ve bu kez mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim eliyle tekrarlanabilir. Aynı rejim, TCK m. 102/2'deki nitelikli cinsel saldırı suçlarının mağdurları için de geçerlidir. Tek fark, bu ikinci grupta beyan ve görüntülerin kayda alınabilmesi için mağdurun ayrıca rızasının aranmasıdır (m. 236/6). Kanun, yetişkin mağdur bakımından koruma rejimini sürdürürken, kaydın kendisi üzerindeki iradeyi mağdura bırakmıştır.10
m. 236'nın çocuklara ve nitelikli cinsel suç mağdurlarına özgü bu ağır koruma rejimi, doktrinde “ikincil mağduriyetin önlenmesi” kavramıyla açıklanır. Mağdurun, olayı tekrar tekrar anlatmak zorunda kalarak veya şüpheli/sanıkla yüz yüze gelerek yeniden travmatize olması, bizzat muhakeme sürecinin kendisinin doğurduğu bir zarardır ve bu zararın önlenmesi de en az maddi gerçeğin ortaya çıkarılması kadar önemli bir amaç sayılır. Bu amaca hizmet eden adli görüşme odaları ve çocuk izlem merkezleri, kırılgan mağdur gruplarının adalete erişimini kolaylaştırırken, aynı zamanda şüpheli veya sanığın savunma hakkı ve doğrudan doğruyalık ilkesiyle de gerilim içindedir. Bu gerilimin dengelenmesi, doktrinde hâlâ tartışılan bir konudur.11
Bu şekilde elde edilen beyan ve görüntü kayıtlarının akıbeti de ayrıca güvence altına alınmıştır. Kayıtlar dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır (m. 236/7). Kullanılabilir olmaları için yazılı bir tutanağa dönüştürülür ve bu tutanak talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafi, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtlarının kendisi ise bu kişilere ancak soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde ve gizliliği korunarak izletilebilir (m. 236/8). Taraflar içeriğe erişse de, görüntünün kendisinin dolaşımı sıkı biçimde denetim altında tutulur. Bu merkezler, kanunun ilk hâlinde yalnızca belirli kamu kurumlarınca kurulabilirken, sonradan devlet üniversiteleri de bu merkezleri kurabilecek kurumlar arasına eklenmiştir (m. 236/9).12
Yargı Kararları
1) İddianamede yer almayan bir eyleme ilişkin usulsüz katılma kararı, temyiz hakkı doğurmaz
m. 234/1-b-6'nın “davaya katılmış olma koşuluyla” ibaresinin, salt mahkemenin bir katılma kararı vermiş olmasıyla değil, katılmanın hukuka uygun bir temele dayanmasıyla ilgili olduğunu, bir kooperatif yöneticisinin bazı üyelerine ait kredileri usulsüz kullandığı iddia edilen bir davada Yargıtay 5. Ceza Dairesi şöyle açıklamıştır:
5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan ‘Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.’ şeklindeki düzenleme gereğince hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği (…) somut olayda, sanığın (…) bazı kişilere yönelik eylemlerine iddianamede yer verilmediği dolayısıyla bu eylemler yönünden usulüne uygun açılmış kamu davası olmadığı ve bu eylemlere ilişkin hüküm de kurulmadığı anlaşılmakla adı geçenlerin sanık hakkında açılan kamu davalarına katılmaları mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, usulsüz olarak kamu davalarına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği (…).13
Karar, m. 234'teki katılma hakkının m. 225'teki davasız yargılama olmaz ilkesiyle iç içe geçtiğini gösterir. Bir kişi, ancak iddianamede kendisine yönelik olarak gösterilen bir fiil bakımından katılan sıfatını kazanabilir. İddianamede hiç yer almayan bir eylem için mahkemenin, hatalı biçimde, katılma kararı vermesi, bu kararı hukuka uygun hâle getirmez. Usulsüz bir katılma kararı, biçimsel olarak var olsa da, m. 234/1-b-6'nın aradığı “davaya katılmış olma” koşulunu maddi anlamda karşılamaz. Dolayısıyla böyle bir katılana tanınan kanun yoluna başvurma hakkı da hükümsüz kalır.
2) Mağdurun ücretsiz avukat hakkının belirli suç kategorileriyle sınırlanması, eşitlik ilkesini ihlal etmez
Hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin bir davada, itiraz yoluna başvuran yerel mahkeme, ücretsiz zorunlu avukat hakkının yalnızca cinsel saldırı ve beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi bu itirazı reddederken, mağdurun ve sanığın muhakemedeki yapısal farklılığına dayanan bir gerekçe geliştirmiştir:
Ceza yargılamasının taraflarından olan şüpheli ya da sanık ile mağdur, şikâyetçi ya da katılan, ceza muhakemesi hükümleri yönünden aynı konumda değildir. Zira bir suç isnadı nedeniyle özgürlüğünden yoksun kalma ya da bir takım koruma tedbirlerine muhatap olma tehdidi altında bulunan ve suçluluğu ispat edilinceye kadar masum olan şüpheli ya da sanığın, bu tehditler karşısında kendisini savunabilmek amacıyla sahip olacağı hakların mahiyeti ile böyle bir tehditle karşı karşıya bulunmayan mağdur, şikâyetçi ya da katılanın, iddia edilen suçun ortaya çıkarılması ve uğranılan mağduriyetin giderilmesi amacıyla sahip olacağı hakların mahiyeti birbirinden farklıdır. Kanun koyucunun da söz konusu kişilerin durumlarındaki bu farklılığı ve özellikle (…) alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara maruz kalanların uğradığı mağduriyetin toplumda meydana getirdiği hassasiyeti dikkate alarak bir düzenleme yaptığı anlaşılmaktadır.14
Karar, eşitlik ilkesinin “herkese aynı kural” anlamına gelmediğini, farklı konumdaki kişilere farklı kuralların uygulanmasının ilkeyi zedelemediğini somut bir örnek üzerinden gösterir. Mağdurun ücretsiz avukat hakkı, sanığın savunma hakkıyla aynı anayasal kökten (m. 36) beslense de, ikisinin fonksiyonu, biri kendini bir tehdide karşı savunmak, diğeri uğradığı zararı gidermek, farklı olduğundan, kanun koyucunun bu hakkın kapsamını belirli, özellikle hassas suç kategorileriyle sınırlamasında takdir yetkisinin sınırları aşılmamıştır. Kararın verildiği tarihten sonra bu listenin, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı şiddet suçlarını da kapsayacak şekilde, genişletilmiş olması, kanun koyucunun bu takdir yetkisini zaman içinde nasıl kullandığının ayrı bir göstergesidir.
Dipnotlar
- Murat Aydın, Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2023). ↩
- Ersan Şen, Buğra Şahin ve Fırat Çetintaş, “Ceza Muhakemesinde Çağrı, Zorla Getirme ve Yakalama” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 193, Eylül 2022). ↩
- Murat Aydın, Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2023). ↩
- Ersan Şen, “Mağdur, Müşteki Hakları ile Bu Kişiler ve Vekillerinin Aramalara Katılması” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 44, Nisan 2010). ↩
- Murat Aydın, Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2023). ↩
- Reşit Gürpınar, Türk Rekabet Hukukunun Üvey Evladı: Şikâyetçi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2022). ↩
- Atilla Tanrıvermiş, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Mağdur Hakları Kavramına Genel Bir Bakış” (Fasikül Hukuk Dergisi, S. 78, Mayıs 2016). ↩
- Murat Aydın, Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2023). ↩
- Yalım Yarkın Özbalcı, Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025). ↩
- Yalım Yarkın Özbalcı, Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025). ↩
- Vesile Sonay Evik, “Ceza Muhakemesinde Çocuk Mağdurların Hakları” (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 151, Mart 2017); Ali Osman Onar, “Onarıcı Adaletin Gerçekleşmesine Yönelik İki Kurum: Adli Görüşme Odaları ve Çocuk İzlem Merkezleri” (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 230, Ocak 2026); Münevver Mertoğlu, “Cinsel İstismar Mağduru Çocuklarla Adli Görüşme” (İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 1, Ocak 2022). ↩
- Yalım Yarkın Özbalcı, Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025). ↩
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 15.01.2026, E. 2021/4490, K. 2026/300. ↩
- Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul, 11.09.2014, E. 2013/124, K. 2014/136. ↩
Kaynakça
- Aydın, Murat. Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2023.
- Evik, Vesile Sonay. “Ceza Muhakemesinde Çocuk Mağdurların Hakları.” Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 151 (Mart 2017).
- Gürpınar, Reşit. Türk Rekabet Hukukunun Üvey Evladı: Şikâyetçi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2022.
- Mertoğlu, Münevver. “Cinsel İstismar Mağduru Çocuklarla Adli Görüşme.” İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 1 (Ocak 2022).
- Onar, Ali Osman. “Onarıcı Adaletin Gerçekleşmesine Yönelik İki Kurum: Adli Görüşme Odaları ve Çocuk İzlem Merkezleri.” Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 230 (Ocak 2026).
- Özbalcı, Yalım Yarkın. Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025.
- Şen, Ersan, Buğra Şahin ve Fırat Çetintaş. “Ceza Muhakemesinde Çağrı, Zorla Getirme ve Yakalama.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 193 (Eylül 2022).
- Şen, Ersan. “Mağdur, Müşteki Hakları ile Bu Kişiler ve Vekillerinin Aramalara Katılması.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 44 (Nisan 2010).
- Tanrıvermiş, Atilla. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Mağdur Hakları Kavramına Genel Bir Bakış.” Fasikül Hukuk Dergisi, S. 78 (Mayıs 2016).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.