Uzlaştırma, ceza muhakemesine 2005 yılında giren, adliyenin iş yükünü azaltmayı ve, klasik cezalandırma mantığından farklı olarak, mağdurun konumunu güçlendirmeyi amaçlayan bir onarıcı adalet uygulamasıdır. Mahkûmiyet/beraat ikiliğinin dışında üçüncü bir yol sunar. Fail ile mağdur, bir uzlaştırmacı aracılığıyla kendi aralarında bir çözüme varırlarsa, kamu davası hiç açılmayabilir veya açılmışsa düşebilir.1

I. Uzlaştırmaya Tabi Suçlar: Kapsam ve İstisnalar (m. 253/1-3)

Uzlaştırma girişimi iki kategoride zorunludur: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı tüm suçlar ile, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, kanunun tek tek saydığı belirli TCK suçları (kasten/taksirle yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlık, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması gibi). Diğer kanunlardaki suçlar bakımından uzlaştırmaya gidilebilmesi için o kanunda açık bir hüküm bulunması gerekir.2 Kanun, bu geniş kapsamın içinde önemli bir istisna alanı da açar. Şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Bu istisna, mağdurun iradesine bırakılmayacak kadar kamusal bir hassasiyet taşıyan suç tiplerinde, tarafın “uzlaşmak istiyorum” demesinin dahi yeterli olmadığını, kanun koyucunun bu alanı doğrudan kapattığını gösterir.

Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaşma hükümleri hiç uygulanmaz. Tek istisna, önödeme kapsamındaki bir suçla birleşmesidir. Ancak bu engel kalıcı değildir: kapsam dışı suçtan beraat kararı verilirse, engel ortadan kalkar ve uzlaştırmaya tabi suç yeniden uzlaştırma sürecine konu edilebilir (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2).

II. Uzlaştırma Süreci: Teklif, Ret Karinesi, Müzakere (m. 253/4-15)

Kamu davası açılması için yeterli şüphe varsa ve suç uzlaşmaya tabiyse, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büronun görevlendirdiği uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene teklifte bulunur. Reşit olmayanlar için teklif kanuni temsilciye yapılır. Teklife yedi gün içinde cevap verilmezse, teklif reddedilmiş sayılır. Resmî mercilere bildirilmiş adreste bulunmama, yurt dışında olma veya başka bir nedenle ilgililere ulaşılamaması hâlinde, uzlaştırma yoluna hiç gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.3 Birden fazla mağdur/zarar gören varsa, uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Tek bir mağdurun reddi, tüm süreci engeller. Müzakereler gizlidir. Şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanuni temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Taraflardan birinin (veya temsilcisinin) müzakerelere katılmaktan imtina etmesi, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılma sonucunu doğurur.

Uzlaştırma sürecinin uygulamadaki ayrıntıları, esas olarak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nde somutlaştırılır. Doktrinde bu yönetmeliğin kanunla birlikte okunması, uzlaştırma bürosunun işleyişinden uzlaştırmacının teklif sunma biçimine kadar sürecin her aşamasının kanuni çerçevenin ayrıntılandırılmış bir uygulaması olduğunu göstermek bakımından önemlidir.8

III. Uzlaşmanın Hukuki Sonuçları (m. 253/16-19)

Uzlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini ve tarafların özgür iradelerine dayanıp dayanmadığını Cumhuriyet savcısı denetler. Uygunsa raporu mühürleyip dosyada muhafaza eder. Sonuç, edimin ifa biçimine göre değişir. Şüpheli edimini def'aten (bir kerede) yerine getirmişse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin ifası ileri tarihe bırakılmış, taksitlere bağlanmış veya sürekli nitelikteyse, m. 171'deki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Bu erteleme süresince zamanaşımı işlemez.4 Uzlaşmanın sağlanması, mağdurun aynı olay nedeniyle ayrıca tazminat davası açmasını da, uzlaşma anında öngörülemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, engeller. Açılmış bir dava varsa feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin edimini yerine getirmemesi hâlinde ise uzlaşma raporu veya belgesi, doğrudan icra takibine konu edilebilen bir ilam niteliğinde belge sayılır. Uzlaşma, salt manevi bir taahhüt değil, cebri icraya elverişli hukuki bir araca dönüşür.

IV. Müzakerenin Gizliliği ve Delil Yasağı (m. 253/20)

Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma veya kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz. Bu kural, uzlaştırma kurumunun belki de en kritik güvencesidir. Bir şüphelinin müzakere sırasında, uzlaşmayı kolaylaştırmak için, kısmen sorumluluk kabul eder gibi konuşması, uzlaşma başarısız olsa dahi sonraki yargılamada aleyhine kullanılamaz. Bu güvence olmasaydı, taraflar müzakerede dürüst ve esnek davranmaktan çekinir, kurumun asıl amacı olan gerçek bir uzlaşma arayışı baltalanırdı.9 Bu gizlilik güvencesinin tek istisnası, uzlaştırmacının bizzat kendi kanuni yükümlülükleridir. Doktrinde, uzlaştırmacının müzakere sırasında öğrendiği bir bilginin, örneğin TCK m. 279'daki kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu bağlamında, hangi ölçüde gizlilik kapsamında kalacağı tartışılır. Bu tartışma, müzakere gizliliğinin mutlak değil, uzlaştırmacının kendi cezai sorumluluğuyla sınırlı bir güvence olduğunu gösterir.10

V. Kovuşturma Evresinde Uzlaştırma (m. 254)

Kamu davası açıldıktan sonra suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa, kovuşturma dosyası aynı esas ve usule göre uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma gerçekleşirse mahkeme, edimin def'aten yerine getirilmesi hâlinde davanın düşmesine karar verir. İfa ileri tarihe bırakılmış veya taksitlere bağlanmışsa durma kararı verilir. Durma süresince de zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse, yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.

VI. Birden Çok Fail Varsa Uzlaşma: Kişiselliğin Sınırı (m. 255)

Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın, birden çok kişi tarafından işlenen bir suçta, uzlaşma hükümleri her şüpheli veya sanık için ayrı ayrı değerlendirilir. Ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1). Bu kural, önceki yazıda ele alınan basit yargılama usulündeki sirayet kuralının (m. 252/4: itiraz eden bir sanık lehine sonucun diğer sanıklara da otomatik olarak yayılması) tam tersi bir mantığa dayanır. Uzlaşma, iki tarafın karşılıklı ve kişisel iradesine dayanan bir anlaşma olduğundan, bir şüphelinin mağdurla vardığı uzlaşma, aynı fiile iştirak eden diğer şüphelileri bağlamaz.5

Yargı Kararları

1) Bir şüphelinin uzlaşması, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği diğer şüphelilere sirayet etmez

Dolandırıcılık suçuna ilişkin bir davada, Ceza Genel Kurulu, m. 255'in birden çok fail hâlindeki uzlaşma kuralını, ceza hukukunun temel bir ilkesine dayandırarak açıklamıştır:

…birden fazla kişi tarafından işlenen suçlarda uzlaştırmanın, her bir fail bakımından ayrı ayrı yürütülmesi gerekmektedir. Buna göre; birden çok sanık veya şüpheli varsa her sanık için ayrı ayrı uzlaşma önerisi yapılacaktır. Ancak sanıklardan birinin uzlaşmadan faydalanması diğer sanıkları etkilemeyecek, yani sirayet etmeyecektir. Uzlaşmanın, her iki tarafın özgür iradelerine ve kabullerine dayanması nedeniyle, her sanık-mağdur uzlaşmasının ayrı şekilde yürütülmesi işin doğası gereğidir. Zira, sanıklardan birisinin mağdur ile uzlaşması hâlinde, bu sonucun diğer sanık veya şüphelilere teşmil edilmesi ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırı olacaktır.6

Karar, uzlaşmayı diğer toplu-fail kurumlarından ayıran temel özelliği açığa çıkarır. Uzlaşma, m. 255'in de vurguladığı gibi salt bir usul kolaylığı değil, iki bireysel iradenin (fail ve mağdurun) karşılıklı örtüşmesine dayanan kişisel bir sözleşmedir. Bir sanığın kendi payına düşen zararı giderip mağdurla anlaşması, diğer sanıkların kendi sorumluluklarını hâlâ taşıdığı gerçeğini değiştirmez. Aksini kabul etmek, bir kişinin edimini, hiç kusuru olmayan bir başkasının cezai sorumluluğunu ortadan kaldıran bir araca dönüştürürdü.

2) Uzlaştırmaya engel olan “birlikte işlenen suç” hâli, o suçtan beraat kararıyla ortadan kalkar

Tehdit ve şantaj suçlarından yürütülen bir kovuşturmada, şantaj suçundan beraat verilmesinin, uzlaşmaya tabi tehdit suçu üzerindeki etkisini Yargıtay 6. Ceza Dairesi bir kanun yararına bozma incelemesinde şöyle açıklığa kavuşturmuştur:

…soruşturma aşamasında uzlaştırma kapsamında olmayan şantaj suçundan da soruşturma yapıldığından düzenlenen uzlaştırma teklif formlarının usulsüz olduğu, kovuşturma aşamasında sanık hakkında şantaj suçlarından beraatine dair karar verilmesi sebebiyle, tehdit suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (…) 253/3. maddesinde yer alan ‘…Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.’ şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı (…) uzlaşmaya tabi basit tehdit suçu yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin (…) yapılması gerekti[ği].7

Karar, m. 253/3'teki “birlikte işlenen suç” engelinin statik değil dinamik bir kural olduğunu gösterir. Bu engel, kovuşturmanın sonuna kadar sabit kalmaz. Kapsam dışı suç yargılama sırasında ortadan kalkarsa (beraatle), uzlaştırılabilir suç bakımından da dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerekir. Aksi yorum, yalnızca soruşturma aşamasındaki bir isnat nedeniyle, o isnat sonradan asılsız çıksa dahi, mağdurun ve failin uzlaşma imkânından kalıcı olarak mahrum bırakılması sonucunu doğururdu.

Dipnotlar

  1. Olgun Değirmenci, Onarıcı Adalet Uygulaması Olarak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma, 2. baskı (Ankara: Seçkin Yayınevi, 2021). ↩
  2. Kıvanç Şentürk, Çocuk Ceza Adaletinde Onarıcı Adalet (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Aralık 2024). ↩
  3. Olgun Değirmenci, Onarıcı Adalet Uygulaması Olarak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma, 2. baskı (Ankara: Seçkin Yayınevi, 2021). ↩
  4. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/16-19. ↩
  5. Olgun Değirmenci, Onarıcı Adalet Uygulaması Olarak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma, 2. baskı (Ankara: Seçkin Yayınevi, 2021). ↩
  6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 11.10.2022, E. 2022/15, K. 2022/627. ↩
  7. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.04.2026, E. 2026/458, K. 2026/3250. ↩
  8. Erçağ Metiner ve Enes Köken, “Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğine İlişkin Değerlendirmeler” (Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2, Temmuz 2019); A. Uğur Eriş, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaştırma Usulü” (Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 1-1, Nisan-Mayıs 2020). ↩
  9. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/20. ↩
  10. Ezgi Aygün Eşitli, “Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu Kapsamında Uzlaştırmacının Cezai Sorumluluğu” (Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 165, Mart 2023). ↩

Kaynakça

  • Aygün Eşitli, Ezgi. “Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu Kapsamında Uzlaştırmacının Cezai Sorumluluğu.” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 165 (Mart 2023).
  • Değirmenci, Olgun. Onarıcı Adalet Uygulaması Olarak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma. 2. baskı. Ankara: Seçkin Yayınevi, 2021.
  • Eriş, A. Uğur. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaştırma Usulü.” Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 1-1 (Nisan-Mayıs 2020).
  • Metiner, Erçağ, ve Enes Köken. “Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğine İlişkin Değerlendirmeler.” Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Temmuz 2019).
  • Şentürk, Kıvanç. Çocuk Ceza Adaletinde Onarıcı Adalet. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Aralık 2024.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.