m. 308, CMK'nın Altıncı Kitap Üçüncü Kısmını açan ve kanunun kendi başlığıyla ‘Olağanüstü Kanun Yolları’ olarak nitelediği bölümün ilk kurumudur. Buraya kadar incelenen itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yollarıdır. Hükmü henüz kesinleşmemiş bir kararı hedef alırlar. m. 308 ise tam tersini yapar. Muhatabı, Yargıtay ceza dairesinin zaten kesinleşmiş bir kararıdır ve bu kararı denetleme yetkisi, sıradan taraflara değil, doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınmıştır.7
I. Kapsam, Süre ve 7589 Sayılı Reform: İstem Hakkının Tanınması
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç, Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı, re'sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren ÜÇ AY içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine yapılan itirazda ise süre aranmaz.1 Bu fıkra, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'la yakın zamanda değişikliğe uğramıştır ve aynı reform, maddeye tamamen yeni bir dördüncü fıkra eklemiştir. İstem artık yalnızca Başsavcının kendi inisiyatifiyle değil, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan veya katılma isteği reddedilmiş ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından da yapılabilir.2
Bu değişiklik, m. 308'in doğasını kısmen dönüştürür. Kurum, önceden yalnızca savcılık makamının kendi takdirine bağlı, dışa kapalı bir denetim aracıyken, artık taraflara, Başsavcıyı harekete geçirmeye yönelik, doğrudan bir başvuru hakkı olmasa da, biçimsel bir istem imkânı tanır. Kanun koyucu bu genişlemeyi zamansal olarak da sınırlamıştır: 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesine göre, birinci fıkradaki değişiklik yalnızca yürürlük tarihinden sonra Başsavcılığa teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce teslim edilmiş dosyalarda önceki hükümler geçerliliğini korur.3
Doktrinde bu istem hakkının genişletilmesi, m. 308 itirazının adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi açısından uzun süredir yöneltilen eleştiriye bir yanıt olarak okunur. Kurumun önceki hâlinde, yalnızca Başsavcının inisiyatifine bağlı olması, tarafların kesinleşmiş bir karara itiraz sürecini başlatma konusunda hiçbir etkiye sahip olmamasına yol açıyor, bu da olağanüstü bir denetim mekanizmasının işleyişini taraflar için öngörülemez kılıyordu.8
II. İnceleme Usulü: Dairenin Kendi Kararını Gözden Geçirmesi veya Ceza Genel Kuruluna Gönderme
İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen dairenin kendisine gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kendi kararını düzeltir. Yerinde görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.4 Bu iki aşamalı yapı, önceki yazıda incelenen m. 307/4'ün (Yargıtay bozmasına direnme) mekanizmasıyla neredeyse birebir simetriktir. Her iki kurumda da karar veren merci önce kendi hatasını görme fırsatına sahip kılınır, ancak ikna olmazsa uyuşmazlık otomatik olarak daha üst/geniş bir kurula (orada Ceza Genel Kurulu, burada yine Ceza Genel Kurulu) taşınır. Bu paralellik tesadüfi değildir. Her iki kurum da, bir Yargıtay dairesinin kendi kararındaki olası bir hatayı dışarıdan bir denetime muhtaç kalmadan önce fark edip düzeltebilmesine imkân tanıyan, Yargıtay içi bir öz-denetim katmanı kurar.
Yargı Kararları
1) Daire itirazı yerinde bulmazsa, dosyayı incelemeksizin doğrudan Ceza Genel Kuruluna gönderir
Bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin bozma ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık lehine yaptığı itiraz üzerine, m. 308/1'in lehe itirazda süre aramayan kuralına uygun biçimde, dosyayı yeniden inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi, itirazı esastan tartıştıktan sonra süreci şöyle sonuçlandırmıştır:
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin… bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine.5
Karar, m. 308/3'ün ikinci dalının işleyişini gösterir: Daire, Başsavcılığın itirazını esastan inceleyip yerinde bulmadığında, kendi kararını düzeltme fırsatını kullanmadığında, dosyayı doğrudan Ceza Genel Kuruluna göndermekle yükümlüdür. Bu son adım Dairenin takdirine değil, kanunun emredici hükmüne bağlıdır. Bu aynı zamanda m. 308'in olağanüstü niteliğini de doğrular. Kararına itiraz edilen Daire ile nihai sözü söyleyecek merci (Ceza Genel Kurulu) burada, olağan itirazdaki bir alt merci/üst merci ilişkisinden farklı olarak, Yargıtay'ın kendi içindeki iki farklı kuruldur.
2) İtirazın kapsamı geniştir: sehven verilmiş bir 'ölüm nedeniyle düşme' kararı da m. 308 itirazına konu olabilir
Nitelikli yağma suçundan mahkûm edilen bir sanık hakkındaki dava, Yargıtay 6. Ceza Dairesince, sehven, ölüm nedeniyle düşürülmüştü. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, güncel nüfus kaydından sanığın aslında hayatta olduğunu tespit ederek bu düşme ilâmına karşı m. 308 itirazına başvurmuştur. Daire bu kez itirazı yerinde bularak kendi kararını düzeltmiştir:
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 6. Ceza Dairesinin… düşme ilâmının KALDIRILMASINA…6
Karar iki bakımdan öğreticidir. Birincisi, m. 308/3'ün birinci dalını, Dairenin itirazı yerinde bularak Ceza Genel Kuruluna hiç gitmeden kendi kararını düzeltmesini, somutlaştırır. Sistem, her itirazı otomatik olarak üst kurula taşımaz, açık bir hatanın düzeltilmesi Daire seviyesinde nihayete erebilir. İkincisi, m. 308/1'in kapsamının genişliğini gösterir: itiraza konu olan ‘kesin’ karar, klasik bir bozma/onama ilâmı değil, nüfus kaydı hatası nedeniyle sehven verilmiş bir düşme kararıdır. m. 308, Yargıtay ceza dairesinin verdiği hemen her türden nihai kararı kapsayacak kadar geniş yorumlanmaktadır, tek sınır kanunun açıkça saydığı iki istisnadır (yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik).
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/1. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/4; 7589 sayılı Kanun m. 17 (16.07.2026). ↩
- 7589 sayılı Kanun, Geçici Madde 1. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/2-3. ↩
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 08.09.2025, E. 2025/4431, K. 2025/7528. ↩
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.04.2026, E. 2026/1822, K. 2026/2909. ↩
- Can Bayer, “Olağanüstü Bir Kanun Yolu Olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi (CMK m. 308)” (Kırıkkale Hukuk Mecmuası, S. 2, Ekim 2021). ↩
- Mehmet Gürler, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazında Adil Yargılanma Hakkının Hukuki Teminatlarına Yönelik Sorunlar ve Öneriler” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 58, Ağustos 2025); Hüseyin Turan, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazının Silahların Eşitliği İlkesi Kapsamında İncelenmesi” (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 185-186, Ocak-Şubat 2020). ↩
Kaynakça
- Bayer, Can. “Olağanüstü Bir Kanun Yolu Olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi (CMK m. 308).” Kırıkkale Hukuk Mecmuası, S. 2 (Ekim 2021).
- Gürler, Mehmet. “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazında Adil Yargılanma Hakkının Hukuki Teminatlarına Yönelik Sorunlar ve Öneriler.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 58 (Ağustos 2025).
- Turan, Hüseyin. “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazının Silahların Eşitliği İlkesi Kapsamında İncelenmesi.” Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 185-186 (Ocak-Şubat 2020).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.