Temyiz incelemesinin sonucu üç ana kalıptan birine oturur: Yargıtay hükmü hukuka uygun bulup istemi esastan reddeder, hükmü etkileyen bir hukuka aykırılık nedeniyle bozar, ya da, istisnai ve dar bir alanda, hukuka aykırılığı bizzat düzelterek davanın esasına hükmeder. m. 297-307, bu üç kalıbın işleyiş usulünü, bozma sonrası sürecin nereye ve nasıl aktığını ve, sistemin en özgün kurumlarından biri olan, ilk derece/bölge adliye mahkemesinin Yargıtay bozmasına direnme hakkını düzenler.
I. Tebliğname ve Silahların Eşitliği (m. 297)
Reddedilmeyen temyiz dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf iki hafta içinde cevap verebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, dosya hakkındaki değerlendirmeyi içeren bir tür mütalaa, hükmü temyiz eden veya aleyhine sonuç doğurabilecek görüş içeren taraflara ayrıca tebliğ edilir ve bu taraflara da iki hafta içinde cevap hakkı tanınır. Bu iki katmanlı tebliğ/cevap mekanizması, itiraz ve istinaf bölümlerinde de görülen aynı ilkenin, kararı etkileyecek her görüşün karşı tarafa açılması gerektiği ilkesinin, temyiz aşamasındaki uygulamasıdır.
II. Temyiz İsteminin Reddi ve Duruşmalı İnceleme (m. 298-300)
Yargıtay, süresi geçmiş, temyize tabi olmayan bir hükme yönelik veya hakkı bulunmayan biri tarafından ya da temyiz sebepleri gösterilmeksizin yapılmış bir başvuruyu reddeder. İnceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde Yargıtay, uygun görürse incelemeyi duruşmalı yapabilir. Tutuklu sanık bu duruşmaya katılma isteminde bulunamaz. Duruşmada önce temyiz istemiş olan tarafa söz verilir. Son söz her hâlde sanığındır.1 Bu istisnai duruşma imkânı, temyizin kural olarak dosya üzerinden yürüyen, salt hukuki bir denetim olduğu ilkesini bozmaz. Yalnızca en ağır yaptırımlı hükümlerde, tarafların sözlü olarak dinlenmesine değer görülen bir istisna tanır.
III. Temyizde İncelenecek Hususlar: Sınırlı Denetim İlkesi (m. 301)
Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile, eğer temyiz istemi usule ilişkin bir noksandan kaynaklanıyorsa, bunu belirten olaylar hakkında inceleme yapar. Bu kural, önceki yazıda ele alınan m. 288/294'ün (temyiz sebebinin ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabileceği) doğal bir tamamlayıcısıdır: Yargıtay yalnızca hukuki meseleyle değil, incelemenin kapsamıyla da sınırlıdır. Temyiz dilekçesinde hiç değinilmemiş bir hususu kendiliğinden gündeme getirmez, m. 289'un kesin aykırılık hâlleri istisna olmak üzere.
IV. Esastan Ret veya Bozma (m. 302)
Bölge adliye mahkemesinin hükmü hukuka uygun bulunursa temyiz isteminin esastan reddine karar verilir. Aksi hâlde Yargıtay, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Önceki yazıda incelenen CGK içtihadının da vurguladığı gibi, hükmü etkilemeyen bir aykırılık bozma sebebi olamaz. Hüküm dilekçede gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmamış olsa bile saptanan tüm diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir. Bozmaya neden olan aykırılık, hükme esas alınan işlemlerden kaynaklanmışsa bu işlemler de aynı zamanda bozulur.2
V. Yargıtayın Davanın Esasına Hükmetmesi: Islah Yetkisinin İstisnai Genişlemesi (m. 303)
Temyizin salt hukuki denetim niteliğine rağmen, kanun sekiz dar hâlde Yargıtaya davanın esasına hükmetme veya hukuka aykırılığı bizzat düzeltme yetkisi tanır. Olayın daha fazla aydınlanmasına gerek kalmadan beraat/düşme/sabit cezaya hükmedilmesi gereken hâller, savcının istemine uygun en alt ceza uygulaması, madde numarası yanlışlığı gibi salt yazım hataları, hükümden sonra yürürlüğe giren lehe kanun değişiklikleri, doğum/suç tarihine göre gözden kaçan indirimler, artırma-indirim hesabındaki maddi hatalar, TCK m. 61'deki sıralamaya aykırılık ve yargılama giderleri/vekâlet ücretine ilişkin hatalar.3 Bu listenin ortak paydası, hiçbirinin yeni bir delil değerlendirmesi gerektirmemesidir. Sanığın atılı suçu işleyip işlemediği gibi delil takdirine dayanan bir mesele, ne kadar açık görünürse görünsün, m. 303'ün kapsamına girmez ve bu hâllerde Yargıtay bozup davayı yeniden görecek mahkemeye göndermek zorundadır (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 2). m. 303, dolayısıyla temyizin ‘bozma mahkemesi’ kimliğine tanınan, dar ve tüketici biçimde sayılmış bir istisnadır.
VI. Bozma Sonrası Süreç: Gönderilecek Merci, Hükmün Açıklanması, Diğer Sanıklara Etki (m. 304-306)
Bozma kararına ilişkin dosya, kural olarak yeniden inceleme yapması için hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine (istinaf aşamasında bozulmuşsa) veya ilk derece mahkemesine gönderilir. Hüküm görev/yetki hatası nedeniyle bozulmuşsa dosya doğrudan görevli/yetkili mahkemeye yollanır. Yargıtayda hüküm, m. 231 uyarınca açıklanır; buna imkân yoksa duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde karar verilir. Sanık lehine bozmanın sonuçları, bu hususun uygulanma imkânı bulunduğu ölçüde, temyiz isteminde bulunmamış diğer sanıklara da, sanki onlar da temyiz etmişçesine, sirayet eder.7
VII. Direnme Hakkı ve Aleyhe Bozmama (m. 307)
Bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Taraflara tebligat yapılamaması veya duruşmaya gelinmemesi hâlinde de, sanığa verilecek ceza öncekinden ağır olacaksa sanığın mutlaka dinlenmesi kaydıyla, dava yokluklarında bitirilebilir. Yargıtay bozmasına uyulursa, ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı istinaf/temyiz sınırlarına bakılmaksızın yalnız temyiz yoluna başvurulabilir. Ancak sistemin en özgün kurumu, mahkemenin bu bozmaya direnme hakkıdır: mahkeme kararını değiştirmeyi reddedebilir; direnme kararı, kararına direnilen Yargıtay dairesine gönderilir; daire, direnmeyi yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Ceza Genel Kurulunun bu konuda verdiği karara karşı artık direnilemez. Sistem burada nihayet bulur (aşağıda Yargı Kararları bölümünde karar 1). Son olarak, m. 283 ve m. 290'da görülen asimetri burada da tekrarlanır. Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz.4 Doktrinde “uymadan sonra serbestlik” ilkesi olarak da adlandırılan bu direnme mekanizması, ilk derece mahkemesinin bozma ilamına uyup uymama konusunda sahip olduğu takdir yetkisinin sınırları üzerinden ayrıca incelenir. Mahkeme, bozma kararına uymakla bağlı olmadığı için, usuli kazanılmış hak kavramının bu serbestlik karşısında ne ölçüde geçerli kalabileceği, doktrinde tartışmalı bir noktadır.8
Yargı Kararları
1) Direnme kararı yerinde görülmezse Daire, kendi kararını düzeltmeden dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir
Taksirle öldürme suçundan mahkûm edilen bir sanığın davasında, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, delillerin sanığın kusurunu şüpheden uzak biçimde ortaya koymadığı gerekçesiyle hükmü beraat yönünde bozmuştu. İlk derece mahkemesi ise bozma sonrası topladığı ek delillere (meteoroloji raporu, tanık beyanları) dayanarak bu bozmaya direnmiş ve sanığın mahkûmiyetine yeniden karar vermiştir. Dosya, mahalli Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine önce direnme kararını veren mahkemenin kendi Dairesine, m. 307/3-4 uyarınca doğrudan temyiz yoluyla gelmiştir; Daire, kararını şöyle vermiştir:
Dairemizin… kararında yer alan bozma gerekçesinin usûl ve kanuna uygun olması nedeniyle direnme kararı yerinde görülmediğinden bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE.5
Karar, m. 307/4'ün iki aşamalı yapısını somut biçimde gösterir: Daire önce kendi bozmasını yeniden değerlendirme fırsatına sahiptir (‘yerinde görürse kararını düzeltir’). Ama bu bir biçimsel adım değildir, Daire burada gerçekten ikna olup olmadığını tartar. İkna olmazsa, burada olduğu gibi, dosyayı otomatik olarak CGK'ya gönderir. CGK'nın bu konudaki kararı sistemin son sözüdür ve ona karşı artık direnilemez. Bu, ilk derece/bölge adliye mahkemesinin direnme hakkının sınırsız bir inatlaşma aracı olmadığını, nihayetinde en yüksek içtihat organının kesin çözümüne tabi olduğunu gösterir.
2) m. 303/1-a yalnızca olayın aydınlanmasını gerektirmeyen hâllerde işler: zamanaşımı gerçekleşmişse Yargıtay doğrudan düşme kararı verebilir
Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından yargılanan bir sanığın davasında, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, özel belgede sahtecilik suçu için öngörülen olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar geçen zamanda gerçekleştiğini tespit etmiştir. Bu tür bir tespit, olayın yeniden aydınlatılmasını değil, yalnızca bir süre hesabını gerektirdiğinden, Daire, m. 303/1-a'nın verdiği yetkiye dayanarak davayı doğrudan sonuçlandırmıştır:
…hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE.6
Karar, m. 303/1-a'nın paradigmatik uygulama alanını gösterir: zamanaşımı bir hukuki hesaplama meselesidir. Suç tarihi, kanunda öngörülen süre ve inceleme tarihi bilindiğinde sonuç kendiliğinden ortaya çıkar, ayrıca delil toplanmasına veya tanık dinlenmesine gerek yoktur. Bu, doğrudan doğruya delil takdiri gerektiren bir meselenin (örneğin sanığın fiili işleyip işlemediği) m. 303/1-a kapsamına asla giremeyeceği ilkesinin, olumlu yönden, aynasıdır. Madde yalnızca sonucun mekanik biçimde, yeni bir muhakemeye ihtiyaç duyulmadan hesaplanabildiği hâllerde Yargıtaya davanın esasına hükmetme yetkisi tanır.
Dipnotlar
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 298-300. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 302. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 303. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 307. ↩
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 26.02.2026, E. 2025/5144, K. 2026/1927. ↩
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 01.06.2026, E. 2021/39287, K. 2026/5798. ↩
- Seydi Kaymaz, “Yargıtay Bozma Kararı Üzerine Yapılan Yargılama” (Ceza Hukuku Dergisi, S. 40, Ağustos 2019). ↩
- Ziya Koç, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Uymadan Sonra Serbestlik İlkesi” (Terazi Hukuk Dergisi, S. 149, Ocak 2019). ↩
Kaynakça
- Kaymaz, Seydi. “Yargıtay Bozma Kararı Üzerine Yapılan Yargılama.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 40 (Ağustos 2019).
- Koç, Ziya. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Uymadan Sonra Serbestlik İlkesi.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 149 (Ocak 2019).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.