Ceza kanunları zamanla değişir ve değişiklik fiil işlendikten sonra, yargılama sürerken ya da hüküm kesinleştikten sonra da gelebilir. TCK m. 7 bu hâllerde hangi kanunun uygulanacağını belirler. Madde dört kural içerir. Fiil işlendiği sırada suç sayılmıyorsa kimse cezalandırılamaz, sonradan suç olmaktan çıkarılan fiil için de ceza verilemez, kanunlar arasında fark varsa failin lehine olan uygulanır, infaz rejimine ilişkin hükümler ise kural olarak derhal uygulanır. Uygulamada tartışma, lehe kanunun hangi yöntemle belirleneceği, kovuşturma koşullarındaki değişikliklerin bu karşılaştırmaya dahil olup olmadığı, hüküm kesinleştikten sonra yeni kanunun nasıl uygulanacağı ve derhal uygulama kuralının hangi hükümleri kapsadığı üzerinde toplanmaktadır.
I. Genel Olarak
A. Madde Metni ve Gerekçe
Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır. (4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.1
Madde gerekçesine göre madde kanunun zaman açısından uygulanmasına ilişkindir ve lehe olan kanunun uygulanacağı kuralı korunmuştur. Gerekçe, yürürlükteki usul hükümlerinin kesinleşmiş hükümler hakkında lehe olan yeni kanunun nasıl uygulanacağını göstermek bakımından yeterli görüldüğünü, ikinci fıkranın ise ikiden çok kanunun değişmesi hâlinde bunlardan hangisi daha lehteyse onun uygulanacağını belirtmek için yazıldığını açıklar. Geçici ve süreli kanunlar hakkındaki son fıkra, adalet, sosyal yarar ve kanunun etkinliği gereği maddenin kapsamı dışında bırakılmış ve gerekçede kaçan faile ilişkin bir örnekle gerekçelendirilmiştir. Gerekçe zamanaşımı hükümlerinin bu suçlar bakımından da geçerli olduğunu ayrıca vurgular.2 Gerekçedeki üçüncü fıkra açıklaması maddenin ilk hâline aittir. Bu fıkra güvenlik tedbirlerinin infaz usul ve uygulamaları bakımından hüküm zamanında yürürlükte olan hükümlerin geçerli olacağını öngörüyordu. 5377 sayılı Kanun fıkrayı değiştirmiş, kuralı cezaların infaz rejimini de kapsayacak biçimde genişletmiş ve derhal uygulama ilkesini benimsemiştir.3
B. Anayasal Dayanak ve Kanunilik İlkesiyle İlişki
Zaman bakımından uygulama kuralları suçta ve cezada kanunilik ilkesinin bir sonucudur. Anayasa m. 38/1’e göre kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. İkinci fıkra aynı kuralı suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları için de öngörür.4 TCK m. 2/1 aynı ilkeyi kanunun açıkça suç saymadığı fiil için ceza verilemeyeceği ve kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı biçiminde tekrar eder.5 Anayasa m. 38 failin aleyhine olan geriye etkiyi yasaklar. Failin lehine olan kanunun geçmişe yürümesi geçmişe uygulama yasağının istisnası sayılır. Kesinleşmiş ve infaz edilmiş hükümlerde de yeni lehe kanunun uygulanabilmesi bu istisnanın kapsamındadır.6
II. Suç Olmaktan Çıkarma (m. 7/1)
m. 7/1’in ilk cümlesi fiil işlendiği sırada suç sayılmıyorsa ceza verilemeyeceğini ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağını söyler. İkinci cümle, fiil işlendiğinde suç olmakla birlikte sonradan yürürlüğe giren kanunla suç olmaktan çıkarılmışsa da kimsenin cezalandırılamayacağını ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağını belirtir. Üçüncü cümle ise böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazın ve kanuni neticelerin kendiliğinden kalkacağını söyler. Bu ikinci kural, lehe kanun ilkesinin en kesin hâlidir, çünkü iki kanunu karşılaştırmaya gerek kalmaz. Değişikliğin hangi aşamada geldiği sonucu belirler. Soruşturma sırasında gelirse Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir, kovuşturma aşamasında gelirse mahkeme yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraat kararı verir, hüküm kanun yolu incelemesindeyken gelirse Yargıtay hükümdeki hukuka aykırılığı düzelterek hiç ceza hükmolunmamasına karar verir.7 Hüküm kesinleştikten sonra gelirse infaz ve mahkûmiyetin kanuni sonuçları kendiliğinden ortadan kalkar.8 Ancak sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesi gerekiyorsa hükmü veren mahkemeden karar istenir ve bu karar duruşma yapılmaksızın verilebilir.9
III. Lehe Kanun (m. 7/2)
A. Kapsam
m. 7/2’deki “kanun” sözcüğü dar anlaşılmaz. Genel ve özel hükümlerde yer alan cezalandırılabilirliğe ilişkin tüm maddi koşulları kapsar ve mahkûmiyete bağlı sonuçlar, örneğin hak yoksunlukları ve müsadere dahil olmak üzere ceza niteliği taşıyan tüm yaptırımlar için geçerlidir. Fiilin maddi hukuk açısından değerlendirilmesiyle ilgili her türlü düzenleme ve ceza ilişkisini ortadan kaldıran nedenler de bu kapsamdadır.10 Ceza Genel Kurulu, lehe kanunun geçmişe yürümesi ilkesinin güvenlik tedbirleri bakımından da geçerli olduğunu ve sonraki kanunun yalnızca güvenlik tedbirine ilişkin düzenlemeyi değiştirmesi hâlinde dahi önceki ve sonraki düzenlemelerin karşılaştırılması gerektiğini belirtmiştir.11
B. Lehe Kanunun Belirlenme Yöntemi
Lehe kanunun belirlenme yöntemi 5252 sayılı Kanunun 9. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.12 Yöntem 1938 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında ortaya konmuş ve Ceza Genel Kurulu tarafından hâlen geçerli sayılmaktadır. Karara göre kanunlar birbirine karıştırılmadan ayrı ayrı somut olaya uygulanır, her iki kanuna göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra lehte olan seçilir.13 İki kanunun yalnızca lehe hükümleri alınarak bir sonuca varılamaz, çünkü bu hâkimin kendisini kanun koyucunun yerine koyarak üçüncü bir düzenleme yaratması anlamına gelir. Bu yasağa karma uygulama yasağı denir.14 Yargıtay iki kanuna göre tayin edilecek hükümlerin denetime elverir biçimde ayrı ayrı gösterilmesini arar ve soyut bir karşılaştırmayla yetinmeyi bozma nedeni sayar.15
Karşılaştırmada ilk bakılan nokta cezanın türüdür. Bir kanunda hapis, diğerinde adli para cezası öngörülmüşse adli para cezası içeren kanun lehedir. Biri yalnız hapis, diğeri hapis ve adli para cezasını seçimlik öngörüyorsa seçimlik ceza içeren kanun lehedir. Biri hapis ve adli para cezasını seçimlik, diğeri yalnız adli para cezası öngörüyorsa yalnız adli para cezası içeren kanun lehedir.16 Ceza türü aynıysa miktara bakılır. Sabit cezalarda süresi veya miktarı az olan kanun lehedir. Alt ve üst sınırlı cezalarda üst sınırlar eşit, alt sınırlar farklıysa alt sınırı az olan kanun, alt sınırlar eşit, üst sınırlar farklıysa üst sınırı az olan kanun lehedir. Alt ve üst sınırların ikisi de farklıysa, örneğin biri iki yıldan on yıla, diğeri üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngörüyorsa, görüş birliği yoktur ve çoğunlukla üst sınırı az olan kanunun lehe sayılması gerektiği kabul edilir. Bu görüşün dayanağı, alt sınırdan fazla bir ceza verilmesinin failin bir hakkını zedelemediği, üst sınırın ise fail bakımından hak oluşturduğudur.17
C. Kovuşturma Koşulları ve Usul Hükümleri
Karşılaştırmaya yalnız ceza miktarı değil, suçun unsurları, teşebbüs, iştirak, içtima, erteleme, kovuşturma koşulları, zamanaşımı ve cezanın miktarını belirleyen diğer hükümler de girer.18 Şikâyete bağlı suçu re’sen kovuşturulan hâle getiren kanun aleyhe, re’sen kovuşturulan suçu şikâyete bağlı hâle getiren kanun lehe sayılır.19 Ceza Genel Kurulu, suçun sonradan önödeme kapsamına alınmasını ve aynı kanunla önödeme miktarının hesabında esas alınan günlük tutarın artırılmasını tek bir bütün olarak değerlendirmiş ve bütünün lehe olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu kararın karma uygulama bakımından önemi, kovuşturma koşulunu cezai yaptırımdan ayırmayarak lehe düzenlemenin bütün hâlinde uygulanmasını kabul etmesidir. Karar oyçokluğuyla verilmiş, karşıoy yazıları kovuşturma koşulunun ayrıca uygulanıp cezai müeyyidenin eski kanuna göre belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.20
D. Ara Kanun
Fiil işlendikten sonra birden fazla kanun yürürlüğe girmişse, örneğin fiil zamanı kanunu ile karar zamanı kanunu arasında kısa süre yürürlükte kalan üçüncü bir kanun varsa, lehe kanun ilkesi bu ara kanun için de geçerlidir. Üç kanunun hükümleri farklıysa üçü de karşılaştırılır ve en lehte olan uygulanır.21 Madde gerekçesi, ikiden çok kanunun değişmesi hâlinde bunlardan hangisi daha lehteyse onun uygulanacağını belirtmek için ikinci fıkranın yazıldığını açıkça söyler.22 Doktrinde bu kural zamanaşımı hükümleri bakımından da kabul edilir. Sonradan yürürlüğe giren birden fazla kanun, karar anında zamanaşımına uğramamış bir fiilin zamanaşımına uğramış sayılması sonucuna yol açabilir.23
E. Hükmün Kesinleşmesinden Sonra Yeni Kanun
Hükmün kesinleşmesinden sonra failin lehine hükümler getiren bir kanun yürürlüğe girerse sorun infaz aşamasında çözülür. Hükmü veren mahkemeden cezanın yeniden belirlenmesi istenir ve mahkeme kararını duruşma yapmaksızın dosya üzerinden verir.24 Ceza Genel Kurulu bu yargılamaya uyarlama yargılaması adını verir ve kesinleşmiş ancak infazı henüz tamamlanmamış hükümlerle infazı tamamlanmış hükümlerin de bu kapsamda olduğunu kabul eder. Sonradan yürürlüğe giren kanunun doğurduğu lehe sonuç mahkeme kararıyla saptanmalıdır.25 5252 sayılı Kanun m. 9/4, kesin hükümle sonuçlanmış davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını öngörür. Bu nedenle uyarlama yargılaması dava zamanaşımı gerekçesiyle sona erdirilemez.26
IV. İnfaz Rejimine İlişkin Hükümler (m. 7/3)
m. 7/3 infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağını söyler. Derhal uygulama, yeni infaz kuralının lehe olup olmadığına bakılmaksızın, yürürlüğe girdiği andan itibaren hükümlüler hakkında uygulanması demektir. Gerekçe olarak, yeni düzenlemenin ıslah bakımından daha iyi olduğu inancı ve aynı infaz kurumunda birden çok infaz rejiminin yaratacağı karmaşanın önlenmesi gösterilir.27 Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür bu kuralın dışındadır. Bu üç kurum için m. 7/1 ve m. 7/2’deki kurallar geçerli kalır, yani yeni kanun aleyhe sonuç doğuruyorsa suç tarihinde yürürlükte olan kanun uygulanır. Bu kurumların ortak yönü, failin infaz kurumunda kalacağı süreyi azaltmaları veya uzatmaları, başka bir deyişle cezanın niteliğine etki etmeleridir.28 Bu ayrım, Ceza Genel Kurulu önüne gelen bir dosyada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında şu ilkeyle ifade edilmiştir. İnfaz rejimini değiştiren hükümlerin derhal uygulanabilmesi için cezanın niteliğini değiştirmemesi gerekir ve infaz tarzını değiştiren kanun mahkûmiyet süresini uzatıyor veya yüklenen külfeti artırıyorsa derhal uygulanamaz.29 Bu ilke tekerrür bakımından Ceza Genel Kurulunun 2009 tarihli kararında uygulanmıştır. Tekerrür eski kanunda cezanın artırım nedeni iken yeni kanunda koşullu salıverilme süresini etkileyen bir infaz rejimi kurumu hâline getirilmiştir. Suç 1 Haziran 2005’ten önce işlenmişse ve 5237 sayılı Kanun lehe olduğu için uygulanıyorsa, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve aleyhe olan mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanamaz.30 Farklı infaz rejimine tabi cezaların bulunması tek başına cezaların toplanmasına engel değildir. Ceza Genel Kurulu bu durumda her cezanın hangi rejime göre infaz edileceğinin müddetnamede gösterilmesini yeterli bulmuş ve toplam ceza üzerinden tek bir koşullu salıverilme tarihi belirlenmesini kabul etmiştir.31
V. Güvenlik Tedbirleri ve Hak Yoksunlukları
Güvenlik tedbirlerinin zaman bakımından uygulanması hakkında ayrı bir düzenleme yoktur. Güvenlik tedbirleri Anayasa m. 38 ve TCK m. 2 uyarınca kanunilik ilkesi kapsamında olduğundan geriye yürüme yasağı bunlar için de geçerlidir ve iki kanun arasında güvenlik tedbirleri bakımından fark varsa failin lehine olan uygulanır. Tekerrüre özgü güvenlik tedbirleri dışında kalan güvenlik tedbirleri, infaz rejimine ilişkin yönleri bakımından derhal uygulama ilkesine tabidir.32 Ceza Genel Kurulu, 765 sayılı Kanun döneminde hükmedilen müebbeden memuriyetten mahrumiyet gibi bir sonucun 5237 sayılı Kanunda bulunmadığı durumda, hapis cezası tamamen infaz edilmiş olsa bile bu sonucun niteliği gereği tamamen infaz edilemeyeceğini ve hükümlünün duruşmalı bir uyarlama yargılamasında hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir.33
VI. Geçici ve Süreli Kanunlar (m. 7/4)
Belirli bir olay için ve belirli bir süre uygulanmak üzere çıkarılan, yürürlükte kalacağı süreyi bizzat kendisi belirleyen kanunlara geçici veya süreli kanun denir. Savaş veya olağanüstü hâl süresince yürürlükte kalacak düzenlemeler bunun örnekleridir. m. 7/4’e göre bu kanunlar, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenen suçlar hakkında süre dolduktan sonra da uygulanmaya devam eder.34 Kural, lehe kanunun geriye yürümesi ilkesinin bilinçli bir istisnasıdır. Gerekçede gösterilen sebep, aksi hâlde bu kanunların caydırıcılığının kalmayacağı ve örneğin iştirak hâlinde işlenen bir suçta kaçan faile, kanunun uygulama süresi dolduğunda hiçbir yaptırımla karşılaşılmayacağıdır. Gerekçe zamanaşımı hükümlerinin bu suçlar bakımından da geçerli olduğunu belirtir.35 Kural, geçmişe uygulama yasağına ve dolayısıyla kanunilik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca kanunu doğuran durum ortadan kalktığı için bu kişilerin cezalandırılmasında toplum yararı kalmadığı gerekçeleriyle eleştirilmiştir. Karşı görüşe göre kanunun yürürlükten kalkma nedeni suç siyasetindeki değişiklik değil, kanunu doğuran özel durumun sona ermesidir. Ayrıca fail kanunun ne zaman yürürlükten kalkacağını bildiğinden, lehe kanunun geriye uygulanması yakalananlar bakımından yargılamanın uzatılmasına, yakalanmayanlar bakımından kaçmaya yol açar ve bu iki grup arasında adaletsizlik doğurur. Kanaatimizce istisna dar yorumlanmalı ve yalnızca kanunun kendisinin geçici veya süreli olduğunun anlaşıldığı hâllerde uygulanmalıdır.36
VII. Zamanaşımı Hükümleri
Zamanaşımı hükümlerine hangi zaman kuralının uygulanacağı, kurumun hukuki niteliğine bağlıdır. Zamanaşımı maddi ceza hukuku kurumu sayılırsa geriye yürüme yasağı ve lehe kanun kuralı, usul hukuku kurumu sayılırsa derhal uygulama kuralı geçerli olur. Doktrinde dava zamanaşımının muhakeme engeli olduğu görüşü yaygın olmakla birlikte Türk hukukunda maddi ceza hukuku kurumu olduğu görüşü ağırdır ve bu, Anayasa m. 38/2’den kaynaklanır.37 Sonuç olarak zamanaşımına ilişkin yeni bir kanun yürürlüğe girdiğinde bu kanunun failin lehine olup olmadığı araştırılır. Aleyhe ise geri yürümez, lehe ise fiil daha önce işlenmiş olsa bile uygulanır.38 Zamanaşımı süreleri suç karşılığı öngörülen cezanın türüne ve ağırlığına göre değiştiğinden, suç karşılığı öngörülen cezayı indiren kanun lehe sayılacağı gibi, zamanaşımı süresini doğrudan kısaltan bir kanun da lehe kanundur.39
VIII. Anayasa Mahkemesi İptal Kararları
Anayasa m. 153’e göre iptal edilen kanun hükmü iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırmışsa o tarihte yürürlükten kalkar ve bu tarih kararın yayımından itibaren bir yılı geçemez. Aynı maddeye göre iptal kararları geriye yürümez.40 Ceza hukukunda bu kural önemli bir sorun yaratır. Bir suç tipini düzenleyen hüküm iptal edildiğinde, iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş ve yargılaması süren fiiller bakımından kararın uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay, erkek zinasını suç sayan eski kanun hükmünün iptali örneğinde, geriye yürümezlik kuralının hukuksal işlemlerin geçerliliğini sağlamak için konulduğunu, suçun ise hukuksal işlem olmadığını belirterek iptalin sanık lehine uygulanmasını kabul etmiştir. Doktrinde bu çözüm zorlama bulunmuş ve Anayasa m. 153’ün suçun unsurlarına, cezalandırılabilme şartlarına veya cezaya ilişkin hükümlerin iptali hâlinde lehe sonuç doğuran kararların geriye etkili olacağı biçimde değiştirilmesi önerilmiştir.41 Bununla birlikte TCK m. 7’deki ilkelerin iptal kararlarının sonuçlarına da uygulanması gerektiği konusunda doktrin ve içtihatta birlik vardır. Buna göre iptal beraat kararını etkilemez, mahkûmiyeti ortadan kaldırır veya cezası daha az olan yani failin lehine olan kanun hükmünün uygulanmasını sağlar.42
IX. Usul Hükümleri ile İlişki
Ceza muhakemesi kanunlarında geçerli ilke derhal uygulamadır. Yeni usul kuralı, lehe olup olmadığına bakılmaksızın yürürlüğe girdiği andan itibaren yapılacak işlemlere uygulanır ve önceki kanun döneminde hukuka uygun yapılmış işlemler geçerliliğini korur. Örneğin zorunlu müdafilik getiren bir kuralın yürürlüğe girmesi, önceki dönemde müdafisiz yapılmış işlemleri geçersiz kılmaz. Derhal uygulamanın sert sonuçlarını yumuşatmak üzere kanun koyucu çoğu kez geçiş hükümleri öngörür, örneğin kanun yolu süresini kısaltan bir düzenlemede süresi işlemekte olanların hak kaybına uğramaması için geçiş süresi tanınır.43 Sınır, bir hükmün hem usul hem maddi ceza hukukuna ilişkin niteliği olduğu hâllerde ortaya çıkar. Ceza Genel Kurulundaki bir karşıoy gerekçesinde, şikâyet, izin, talep ve dava zamanaşımı gibi kovuşturma koşullarının maddi ceza hukukunu ilgilendiren yönlerine lehe kanun hükümlerinin uygulanabileceği yönündeki içtihatların yerleşik uygulamaya dönüştüğü belirtilmiştir.44
X. Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Kanaatimizce uygulamada lehe kanun değerlendirmesi dört adımda yapılmalıdır. İlk adımda fiil tarihi ile karar tarihi arasında suçu, cezayı, kovuşturma koşullarını, zamanaşımını veya infazı etkileyen bütün değişiklikler belirlenir. İkinci adımda her kanun ayrı ayrı ve bütün hükümleriyle somut olaya uygulanır, ortaya çıkan ceza, kovuşturma durumu ve diğer sonuçlar hesaplanır. Üçüncü adımda sonuçlar karşılaştırılır ve bu karşılaştırma gerekçeli kararda denetime elverir biçimde gösterilir, aksi hâlde hüküm bozma nedeni olur. Dördüncü adımda lehe sonuç doğuran kanun bütün hâlinde uygulanır ve ikinci bir kanundan lehe hüküm ödünç alınmaz. İnfaz rejimine ilişkin bir değişiklik söz konusuysa önce değişikliğin erteleme, koşullu salıverilme veya tekerrüre dokunup dokunmadığına bakılmalıdır. Dokunmuyorsa yeni kural derhal uygulanır, dokunuyorsa yeniden lehe karşılaştırması yapılır. Hüküm kesinleştikten sonra çıkan lehe düzenlemelerde hükümlü hükmü veren mahkemeden karar isteyebilir. Başvuru cezanın infazını kendiliğinden ertelemez, ancak mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.45
Yargı Kararları
1) Lehe kanun değerlendirmesinde eski ve yeni kanuna göre belirlenecek hükümler denetime elverişli biçimde ayrı ayrı gösterilmeli, soyut karşılaştırmayla yetinilmemelidir
Kahvehaneye ateş ederek kasten yaralamaya teşebbüs ettiği ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet ettiği iddia edilen sanığın mahkûmiyetini inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, delillerin sübuta yettiğini kabul etmiş, ancak lehe kanun değerlendirmesinin yapılış biçimini eksik bulmuştur:
Sonuç olarak; kasten yaralamaya teşebbüs ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçları yönünden sübutun bulunduğu kabul edilen direnme hükmünde bu yönüyle bir isabetsizlik görülmemişse de, kasten yaralama suçuyla ilgili olmak üzere; sanık hakkında 765 ve 5237 sayılı Yasalar uyarınca tayin edilecek hükümlerin denetime elverir şekilde ayrı ayrı belirlenmesi ile sonuç olarak hangi Yasa gereğince tayin edilen hüküm daha lehe ise o Yasa uyarınca hüküm verilmesi gerekirken, soyut bir karşılaştırmayla yetinilmiş olması, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan verilen hükmün ise diğer hükümle ilişkili olması ve erteleme hususuyla ilgili olarak yeniden değerlendirmeye tabi tutulma olasılığının bulunması nedeniyle (…) hükümlerin bozulmasına karar verilmelidir.46
Kararın önemi, lehe kanun değerlendirmesinde iki kanuna göre ayrı ayrı sonuç hesaplanması ve bunların hükümde gösterilmesi zorunluluğunu, yani denetime elverir gerekçe şartını ortaya koymasıdır. Genel Kurul, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen hükmün de kasten yaralamaya teşebbüs hükmüyle ilişkili olması ve erteleme bakımından yeniden değerlendirme ihtimali bulunması nedeniyle bu hükmü de bozmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiş, bir kısım üye delillerin mahkûmiyete yeterli olmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
2) Tekerrürü infaz rejimi kurumu olarak düzenleyen 5237 sayılı Kanun lehe olduğu için uygulansa bile, mükerrirlere özgü infaz rejimi suç tarihinde yürürlükte olmadığı için uygulanamaz
1 Haziran 2005’ten önce işlenen yalan tanıklık suçunda lehe olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun uygulanan ve cezası mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmek üzere verilen sanık hakkındaki hükmü inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tekerrürün 765 ve 5237 sayılı Kanunlardaki niteliğinin farklı olduğunu belirtmiştir:
Mükerrerlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa’nın 108. maddesinde düzenlenmiş ve bunlar hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir. Tekerrür 765 sayılı TCY’nda cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiştir. Belirtilen sebeple, 5237 sayılı Yasa lehe kabul edilerek yapılan uygulamalarda, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan, aleyhe olan ve infazı ilgilendiren bu hükmün uygulama olanağı bulunmadığından, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.47
Genel Kurul bu gerekçeyle hükümden TCK m. 58’in uygulanmasına, yani mükerrirlere özgü infaz rejimine ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kısmı çıkarmış, hükmün diğer kısımlarını korumuştur. Karar, TCK m. 7/3’teki tekerrür istisnasının uygulamadaki sonucunu gösterir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
3) Kesinleşmiş ve infazı tamamlanmış hükümlerde de lehe kanun uygulanır, lehe sonuç mahkeme kararıyla saptanır ve ilke güvenlik tedbirleri bakımından da geçerlidir
Hapis cezası infaz edilmiş hükümlünün, 765 sayılı Kanunun 219/4. maddesindeki memuriyetten müebbeten mahrumiyetin 5237 sayılı Kanunda yer almaması nedeniyle yaptığı uyarlama istemini inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, lehe kanun ilkesinin kapsamını belirtmiştir:
Bu değişiklik, kesinleşmiş ancak infazı henüz tamamlanmamış hükümler ile infazı tamamlanmış hükümler bakımından da söz konusudur. Sonradan yürürlüğe giren yasanın önceki suç bakımından doğurduğu lehe sonuç bir mahkeme kararı ile saptanmalıdır. Hiç kuşkusuz bu belirleme, ister evrak üzerinde inceleme suretiyle yapılsın, ister duruşma açılarak gerçekleştirilsin, her halde bir davayı ve yargılama faaliyetini gerekli kılar. (…) ‘Lehe yasanın geçmişe yürürlü olması’ ilkesi, güvenlik tedbirleri bakımından da geçerli bir kuraldır.48
Genel Kurul, uyarlama yargılamasının konusunu önceki kesinleşmiş hükümde suç oluşturduğu saptanan olayla, amacını da lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanmasıyla sınırlı görmüştür. Müebbeden memuriyetten mahrumiyetin niteliği gereği tamamen infaz edilmesinin söz konusu olamayacağı da gözetildiğinde, hükümlünün duruşma açılarak usulüne uygun uyarlama yapılmasında hukuki yararı bulunduğunu belirtmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
4) Farklı infaz rejimlerine tabi hapis cezalarının bulunması, cezaların toplanmasına engel değildir
5237 sayılı Kanundan önce işlediği suçlardan aldığı 20 yıllık hapis cezasını eski infaz rejimine göre çeken hükümlünün, ceza infaz kurumunda işlediği suçtan aldığı cezayla toplanıp toplanmayacağını inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, infaz rejimlerinin farklı olmasının toplamaya engel olup olmadığını değerlendirmiştir:
Hükümlü hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezaların şartla tahliye süreleri ve infaz rejimlerinin farklı olması anılan yasa maddesinin uygulanmasına engel değildir. Cezaların infazındaki bu farklılık, şartla ve bihakkın tahliye tarihlerinin de farklı olmasını gerektirmeyecek, hükümlünün farklı süre ve rejimlere tabi her bir cezası açısından cezaevinde geçireceği sürelerin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müddetnamede gösterilmesi yeterli olacak ancak yine toplam ceza süresi üzerinden tahliye tarihleri hesaplanacaktır.49
Genel Kurul, 7242 sayılı Kanunla adli para cezasından çevrilen hapis cezalarının da toplamaya dâhil edilmesini kanun koyucunun cezaları mümkün olduğunca toplama iradesinin göstergesi saymıştır. Hükümlünün koşullu salıverilmesine rağmen başka bir cezası nedeniyle cezaevinden ayrılamaması hâlinde denetim süresinin başladığından söz edilemeyeceğini, bu durumda sonradan işlenen suç nedeniyle koşullu salıverilmenin geri alınmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını da belirtmiştir. Şartla tahliyenin geri alınmasına ilişkin ek kararın infazının durdurulmasına ve toplama kararı alınarak yeni bir müddetname düzenlenmesine karar verilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
5) Suçtan sonra önödeme kapsamına alınan suçta, önödeme miktarı da lehe kanunun bütün hükümleriyle birlikte hesaplanır
Pek az sayıda mermi bulundurma suçunun suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunla önödeme kapsamına alınması ve aynı Kanunla hapis cezasının günlük karşılığının yirmi liradan otuz liraya çıkarılması karşısında önödeme miktarının hangi kanuna göre hesaplanacağını inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, lehe kanunun bütün olarak uygulanması gerektiğini belirtmiştir:
(…) gerek 5237 sayılı Kanun’un gerekse bu Kanun’da değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun’un önödemeye ilişkin hükümleri birbirine karıştırılmadan ve bir bütün hâlinde ayrı ayrı somut olaya uygulandığında TCK’nın 75. maddesinin değişiklikten önceki hâlinde sanığa atılı suçun önödeme kapsamında yer almaması nedeniyle anılan maddede değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun’un önödemeye ilişkin hükümlerinin sanığın daha lehine olduğu, lehe olan Kanun hükümlerinin de bir bütün hâlinde uygulanması gerektiğinden hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak ödenecek miktarın sanığın lehine olan 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik doğrultusunda her gün için otuz Türk Lirası üzerinden hesaplanmasının gerektiği kabul edilmelidir.50
Karar, önödemeye ilişkin hükümlerin her iki kanunda birbirine karıştırılmadan ve bir bütün hâlinde uygulanması gerektiğini, bu karşılaştırmanın sonucunda lehe çıkan kanunun hükümlerinin de bir bütün olarak uygulanacağını gösterir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy kullanan iki üye, önödeme ihtarının kovuşturma koşulu olarak her hâlde uygulanması gerektiğini, buna karşılık cezai müeyyide bakımından suç tarihinde yürürlükte olan kanunun esas alınarak günlüğün yirmi lira üzerinden hesaplanması gerektiğini savunmuştur.
Dipnotlar
- Türk Ceza Kanunu m. 7 (m. 7/3, 29.6.2005 tarihli 5377 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilmiştir). ↩
- Madde 7 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.154-155 (güvenlik tedbirlerinin infaz rejimine ilişkin ilk düzenlemenin sonradan genişletilmesi). ↩
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38/1-2. ↩
- Türk Ceza Kanunu m. 2/1. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.143-146. ↩
- Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172/1, m. 223/2-a ve m. 303/1-d. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.151-152. ↩
- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 98/1-a ve m. 101/1 (m. 98, 14.4.2020 tarihli 7242 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle değiştirilmiştir). ↩
- Erdem, Mustafa Ruhan. “Bankacılık Zimmetinde Dava Zamanaşımı Süresi.” Fasikül Hukuk Dergisi, C. 8, S. 79, Haziran 2016, s.7-12, IV. Zaman Bakımından Uygulama, 1. Lehe Kanunun Geçmişe Uygulanmasının Kapsamı. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/5-74, K. 2011/147, T. 28.6.2011. ↩
- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 9/3. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/580, K. 2022/273, T. 19.4.2022 (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, E. 1937/23, K. 1938/9, T. 23.2.1938 atfıyla). ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.149-150. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2007/8-263, K. 2008/10, T. 29.1.2008. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.147-148. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.147-149. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.146 ve s.149. ↩
- Yıldırım, Akif. “Anayasa Mahkemesi, İtiraz Yoluna Başvuran Mahkemenin Yetkisini Belirlerken Hangi Kanunun Lehe / Aleyhe Olduğunu Belirleyebilir mi? (Karar İncelemesi: E. 2005/130, K. 2005/77).” Terazi Hukuk Dergisi, C. 11, S. 114, Şubat 2016, s.118-121, IV. Değerlendirme, B. Anayasa Mahkemesi Kararının Değerlendirilmesi. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/580, K. 2022/273, T. 19.4.2022. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.154. ↩
- Madde 7 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Erdem, Mustafa Ruhan. “Bankacılık Zimmetinde Dava Zamanaşımı Süresi.” Fasikül Hukuk Dergisi, C. 8, S. 79, Haziran 2016, s.7-12, IV. Zaman Bakımından Uygulama, 2. Dava Zamanaşımı Süresinin Belirlenmesinde Göz Önüne Alınacak Kanun. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.152. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/5-74, K. 2011/147, T. 28.6.2011. ↩
- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 9/4; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 98/1-a ve m. 101/1. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.162. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.155 ve s.162. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2005/4-13, K. 2005/26, T. 15.3.2005 (karar metninde aktarılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı). ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/8-217, K. 2009/19, T. 10.2.2009. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/434, K. 2021/155, T. 20.4.2021. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.154-155. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/5-74, K. 2011/147, T. 28.6.2011. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.153-154. ↩
- Madde 7 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.153-154. ↩
- Erdem, Mustafa Ruhan. “Bankacılık Zimmetinde Dava Zamanaşımı Süresi.” Fasikül Hukuk Dergisi, C. 8, S. 79, Haziran 2016, s.7-12, II. Dava Zamanaşımını Haklı Kılan Nedenler ve Dava Zamanaşımının Hukuksal Niteliği, 2. Dava Zamanaşımının Hukuksal Niteliği. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.156-157. ↩
- Erdem, Mustafa Ruhan. “Bankacılık Zimmetinde Dava Zamanaşımı Süresi.” Fasikül Hukuk Dergisi, C. 8, S. 79, Haziran 2016, s.7-12, IV. Zaman Bakımından Uygulama, 1. Lehe Kanunun Geçmişe Uygulanmasının Kapsamı. ↩
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.157-159. ↩
- Yıldırım, Akif. “Anayasa Mahkemesi, İtiraz Yoluna Başvuran Mahkemenin Yetkisini Belirlerken Hangi Kanunun Lehe / Aleyhe Olduğunu Belirleyebilir mi? (Karar İncelemesi: E. 2005/130, K. 2005/77).” Terazi Hukuk Dergisi, C. 11, S. 114, Şubat 2016, s.118-121, IV. Değerlendirme, A. Genel Açıklamalar. ↩
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s.159-161. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/580, K. 2022/273, T. 19.4.2022 (karşıoy gerekçesi). ↩
- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 98/2. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2007/8-263, K. 2008/10, T. 29.1.2008. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/8-217, K. 2009/19, T. 10.2.2009. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/5-74, K. 2011/147, T. 28.6.2011. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/434, K. 2021/155, T. 20.4.2021. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/580, K. 2022/273, T. 19.4.2022. ↩
Kaynakça
- Baytaz, Abdullah Batuhan. Kanunilik İlkesi Bağlamında Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yorum. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018.
- Erdem, Mustafa Ruhan. Bankacılık Zimmetinde Dava Zamanaşımı Süresi. Fasikül Hukuk Dergisi, C. 8, S. 79, Haziran 2016, s.7-12.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 38 ve 153. Türk Ceza Kanunu, 5237 Sayılı Kanun, m. 2 ve 7 ve Madde Gerekçesi. 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 9. Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 172, 223 ve 303. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 98 ve 101.
- Yıldırım, Akif. Anayasa Mahkemesi, İtiraz Yoluna Başvuran Mahkemenin Yetkisini Belirlerken Hangi Kanunun Lehe / Aleyhe Olduğunu Belirleyebilir mi? (Karar İncelemesi: E. 2005/130, K. 2005/77). Terazi Hukuk Dergisi, C. 11, S. 114, Şubat 2016, s.118-121.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.