TCK m. 18 suçluların geri verilmesini (iadesini) düzenliyordu. Madde, 23.4.2016 tarihli 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’nun 36. maddesiyle mülga edilmiş ve iade hukuku bu kanunun üçüncü bölümüne taşınmıştır. TCK m. 19 ise Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, suçun işlendiği ülke kanununu hâkimin göz önünde bulundurması gereken tek noktayı, yani ceza üst sınırını düzenler. İki konu, yer bakımından uygulama kurallarının sınır devletlerle ilişkisini gösterir. İade, Türkiye’nin yargı yetkisinin sona erdiği yerde başka bir devletin yargı yetkisine yardım etmesi, m. 19 ise Türkiye’nin yargı yetkisinin bulunduğu yerde yabancı kanunla sınırlandırılmasıdır.
I. Genel Olarak
A. Madde Metinleri
Madde 18- (Mülga: 23/4/2016-6706/36 md.)1
Madde 19- (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz. (2) Ancak suçun; a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak, b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak, işlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.2
B. Gerekçeler
Mülga m. 18’in gerekçesi iade hukukuna ilişkin asgari şartların kanunla belirlenmesinin uygulamada tekdüzeliği sağlamak bakımından önemli olduğunu belirtiyordu. Gerekçeye göre geri verme yoluna ancak Türkiye’nin egemenlik sahası dışında işlenmiş suçlar bakımından gidilebilir, vatandaş Anayasa gereği kural olarak geri verilemez, geri vermenin dayanağı fiilin Türk kanunlarına göre de suç oluşturması gerekir ve düşünce suçu, siyasî veya askerî suçlar iade kapsamı dışındadır. Gerekçe aynı zamanda iadeye ilişkin maddenin esas ve usul konularını çözmek için yeterli olmadığını, ayrı bir kanun yapılması gerektiğini ve Batı ülkelerinin iade konusunu özel kanunlarla düzenlediğini vurgular. 6706 sayılı Kanun bu eksikliği gidermiştir.3 Madde 19 gerekçesi hükmü istisna niteliğinde bir düzenleme olarak tanımlar. En önemli amaç, yabancı ülkelerde iştirak hâlinde işlenen suçlar nedeniyle Türkiye’de yapılan yargılamalarda adaleti sağlamaktır. Şeriklerden bir kısmı yabancı ülkede, bir kısmı Türkiye’de yargılandığında yabancı kanundaki cezanın daha hafif olması hâlinde Türkiye’de yargılanan failin aynı suç nedeniyle daha ağır ceza alması engellenmek istenmiştir. Komisyon gerekçesi ise Türk hâkiminin yalnızca Türk kanunlarını uygulama görev ve yetkisine sahip olduğunu, yabancı kanunun doğrudan uygulanmasının devletin egemenliği ile bağdaşmayacağını ve Anayasa’ya aykırı olacağını belirtir. Buna karşılık adalet ilkesi gereği yabancı kanun göz önünde tutulabilir. Hâkim önce Türk kanunlarına göre cezayı belirleyecek, sonra yabancı kanunda yargılama konusu suç için öngörülen soyut cezayı azami ölçü olarak dikkate alacaktır.4
II. İade Hukukunun Çerçevesi
A. Kaynaklar
Türk hukukunda iade, 765 sayılı Kanun döneminde ceza kanununda düzenlenmiş, 2004’te 5237 sayılı Kanunun 18. maddesinde yer almış ve 2016’da 6706 sayılı Kanunla bu maddenin yürürlükten kaldırılması üzerine bugünkü hâlini almıştır. 6706 sayılı Kanunun 10 ile 22. maddeleri arasındaki üçüncü bölüm iadeyi düzenler.5 İadenin kaynakları yalnızca iç hukuk değildir. Anayasa m. 38’in son fıkrası Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaşın suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemeyeceğini öngörür. 6706 sayılı Kanun m. 1/3 ise Türkiye’nin taraf olduğu adlî iş birliğine ilişkin milletlerarası andlaşmaları ve diğer kanun hükümlerini saklı tutar.6 Dolayısıyla önce Türkiye’nin taraf olduğu çok taraflı ve ikili andlaşmalar uygulanır. Andlaşma bulunmayan hâllerde Merkezî Makam talep hakkında mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde karar verir ve hukukî ve fiilî mütekabiliyet bulunmuyorsa talep eden devletin Türkiye’nin aynı konudaki taleplerini karşılamayı garanti etmesini şart koşabilir.7
B. İade ile Yer Bakımından Uygulama Arasındaki İlişki
İade kurumunun temel amacı, failin bir ülkede suç işledikten sonra o suç üzerinde yargı yetkisi bulunmayan başka bir ülkeye kaçması hâlinde cezasız kalmasını önlemektir. Kurum, failin onu yargılayacak veya cezasını infaz edecek devlete teslim edilmesini sağlar. Bu nedenle iade, devletlerin ceza kanunlarının yer bakımından uygulanması kurallarıyla kesişir.8 Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinin 7. maddesi, kendisinden iade istenen devletin, suçun kısmen veya tamamen kendi ülkesinde ya da kendi ülkesi sayılan bir yerde işlenmiş olması hâlinde iadeyi reddedebileceğini öngörür. Talep edilen devlet isterse bu hâlde de iade kararı verebilir. İade talebine konu suç Türkiye’nin yargı yetkisine giriyorsa Türkiye bakımından iade talebi kabul edilmez ve bu kural 6706 sayılı Kanunda iadenin kabul edilemeyeceği hâller arasında yer alır (m. 11/1-c-4).9 Yargıtay, suçun hangi ülkede işlendiğine iade talep edilen devletin karar vereceğini belirtmiştir.10
III. 6706 Sayılı Kanuna Göre İade
A. İade Edilebilecek Kişiler ve Fiiller
m. 10/1’e göre yabancı ülkede işlenen bir suç nedeniyle hakkında adlî merciler tarafından ceza soruşturması veya kovuşturması başlatılan ya da mahkûmiyet kararı verilen bir yabancı, talep üzerine, soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi ya da hükmedilen cezanın infazı amacıyla talep eden devlete iade edilebilir. Talep eden devlet hukuku ile Türk hukukuna göre soruşturma veya kovuşturma aşamasında üst sınırı bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan dolayı iade talebi kabul edilebilir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarında hükmolunan cezanın en az dört ay hürriyeti bağlayıcı ceza olması gerekir. İadesi istenen kişinin birden fazla suçu varsa, bazılarının cezası bu sürelerin altında olsa bile birlikte iadeye konu edilebilir. Aynı kişi hakkında birden fazla devlet iade talep ederse, suçların ağırlığı ve işlendiği yer, taleplerin geliş sırası, kişinin vatandaşlığı gibi şartlara göre öncelikli talebi Merkezî Makam belirler.11 İade çifte suçluluk ilkesine bağlıdır. İade talebine konu fiil hem talep eden devletin hem Türk kanunlarının suç saydığı bir fiil olmalıdır. Önemli olan fiilin her iki hukukta suç oluşturmasıdır ve aynı adla düzenlenmiş olması aranmaz. Suçun belirli bir ağırlıkta olması koşulu, basit suçların ve kabahatlerin iade kapsamı dışında kalmasını sağlar.12 Vatandaşın iade edilemezliği hangi andaki vatandaşlığa göre belirleneceği bakımından tartışmalıdır. TCK m. 6’daki vatandaş tanımı fiilin işlendiği andaki vatandaşlığı esas alırken Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi iade kararının verildiği andaki vatandaşlığı esas alır. Doktrinde suç tarihindeki vatandaşlığı esas alan görüşün yanında, iade yasağının Anayasa’da bir temel hak olarak düzenlenmesi nedeniyle iade kararı anındaki vatandaşlığın esas alınması gerektiğini savunan görüş de vardır.13
B. İadenin Kabul Edilemeyeceği Hâller
m. 11/1 iade talebinin kabul edilmeyeceği hâlleri sayar. Bunlar iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olması, kişinin ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, iade talebine esas fiilin düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç ya da sırf askerî suç olması, fiilin Türkiye’nin güvenliğine karşı veya Türkiye Devletinin, bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmesi, fiilin Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması, zamanaşımına veya affa uğramış olması, aynı fiil nedeniyle Türkiye’de beraat veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması ve talebin ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olmasıdır.14 Soykırım ve insanlığa karşı suçlar siyasî suç sayılmaz. Ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan ceza gerektiren suçlara ilişkin ret sebebi, talep eden devletin öngörülen cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat vermesi hâlinde aşılabilir. Ayrıca iadesi talep edilen kişinin talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel hâlleri nedeniyle iadenin kişinin kendisini veya ailesini fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması durumunda iade talebi kabul edilmeyebilir (m. 11/4). Bu düzenleme iade hâkimine ölçülülük denetimi yapma imkânı verir.15 Mülga m. 18’de de bulunan düşünce suçu, siyasî suç, Türkiye’nin yargılama yetkisine giren suç ve zamanaşımı veya af gibi ret sebepleri 6706 sayılı Kanunda sürdürülmüş, işkence veya kötü muamele şüphesine ilişkin ret sebebi de korunmuştur. Türkiye’nin yargılama yetkisine girme ret sebebi, Türkiye’nin yargı yetkisini kullanabileceği suçlarda iade yerine Türkiye’de yargılamayı öne çıkarır.16
C. Usul
İade talebi Adalet Bakanlığı olan Merkezî Makama ulaşır. Merkezî Makam talepleri inceler, gerekli şartları taşımayanları reddeder, taşıyanları yetkili ağır ceza mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. İade talebi hakkında karar vermeye kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi yetkilidir, kişinin bulunduğu yer belli değilse Ankara ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Kişi iadeye rıza gösterirse normal iade usulü uygulanmadan iade edilebilir. Bu hâlde mahkeme kişiye rızaya dayalı iadenin mahiyetini ve hukukî sonuçlarını anlatır, rıza üzerine de iade talebinin kabul edilebilir olup olmadığına karar verir ve kararın yerine getirilmesi Merkezî Makamın onayına bağlıdır.17 Rıza yoksa mahkeme iade şartlarını 6706 sayılı Kanun ile Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşma hükümlerine göre inceler ve iade talebinin kabul edilebilir olup olmadığına karar verir. Talep eden devletin gönderdiği belgeler yeterli görülmezse mahkeme ek bilgi ve belge isteyebilir. İade yargılamasına katılma talebinde bulunulamaz. Mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurulabilir ve Yargıtay bu başvuruları üç ay içinde sonuçlandırır. Mahkemenin iade talebinin kabul edilebilir olduğuna dair kararı kesinleşse bile kararın yerine getirilmesi Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlıdır. Böylece iadede yargısal denetim ile yürütmenin takdiri birlikte işler. Teslim, iade kararı verilen kişinin ilgili bakanlıklarla iş birliği içinde teslim edilmesiyle gerçekleşir ve kişi kararlaştırılan tarihte haklı bir neden olmaksızın teslim alınmazsa otuz gün sonra koruma tedbirleri kaldırılır.18
D. Geçici Tutuklama ve İade Amaçlı Koruma Tedbirleri
İade talebine konu olabilecek bir suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe varsa iade talebi Merkezî Makama ulaşmadan önce ilgili devletin talebi ve Merkezî Makamın uygun bulması üzerine kişi geçici olarak tutuklanabilir. Mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde geçici tutukluluk en fazla kırk gün sürebilir. Geçici tutuklama yerine adlî kontrol kararı verilebilir ve ilgili devlet kırk gün içinde iade evrakını göndermezse tedbir kaldırılır. TCK m. 12/3-a kapsamına giren bir suç işlediğine dair kuvvetli şüphe varsa kişi, ilgili devletin talebi aranmaksızın da geçici olarak tutuklanabilir.19 İade sürecinin her aşamasında ağır ceza mahkemesi CMK hükümlerine göre koruma tedbirlerine karar verebilir. Tutukluluk en geç otuzar günlük sürelerle incelenir. Mahkemenin kabul kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde iade kararı verilmezse koruma tedbirleri kaldırılır. Toplam tutukluluk süresi kişinin iade talebine konu suçtan alabileceği veya mahkûm olduğu cezanın infaz süresini geçemez.20 Anayasa Mahkemesi iade amaçlı tutmayı Anayasa m. 19/2 kapsamında değerlendirir. Mahkemeye göre iade talebinin gelmesinden sonra tutuklamada CMK’daki koşullara uyulup uyulmadığına bakılır, ancak yabancı ülkede işlendiği ileri sürülen suç bakımından kuvvetli suç şüphesini değerlendirmek zor olduğundan derece mahkemelerinin takdir aralığı suç isnadına bağlı tutmaya göre oldukça geniştir. İade işlemlerinin yürütülmesine dayanılarak tutma, ancak işlemlerin özenle yürütülmesi kaydıyla ve işlemler sürdüğü sürece haklı olabilir. Tutmanın iade amacıyla ölçülü olması gerekir.21
E. Özellik Kuralı
m. 10/4’e göre iade hâlinde kişi ancak iade kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya kişinin mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir. Bu özellik kuralı eskiden mülga TCK m. 18’de yer alıyordu ve Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinin 14. maddesinde de düzenlenmiştir. Kural, iade edilen kişinin iade talebine konu olmayan fiillerden yargılanmasını ve cezalandırılmasını önleyerek kişiye güvence sağlar.22 İadeye ilişkin karar verilirken kararın bu fıkra uyarınca iade edilen kişinin yalnızca iade kararına dayanak suçlardan yargılanabileceği veya cezasının infaz edilebileceği hususunu da içermesi gerekir. Yargıtay bu eksikliği bozma nedeni saymıştır.23
F. İade Edilmeyen Kişinin Türkiye’de Yargılanması
İade talebinin reddi, failin cezasız kalması anlamına gelmemelidir. Uluslararası hukukta kabul edilen “ya iade et ya yargıla” ilkesi iade edilmeyen kişi bakımından yargılama yükümlülüğü doğurur. Türkiye’nin taraf olduğu uyuşturucu ve psikotrop maddelerin kaçakçılığına ilişkin sözleşmeler bu ilkeyi benimsemiştir ve TCK m. 13/1-e ile m. 13/2 bu suçlar bakımından Türkiye’de Adalet Bakanının talebiyle yargılamayı mümkün kılar.24 Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Türkiye’de uzun süredir yerleşik, evli ve çocuk sahibi bir yabancı hakkında uyuşturucu ticareti nedeniyle yapılan iade talebinin 6706 sayılı Kanun m. 11/4 uyarınca kabul edilemez bulunmasını yerinde görmüş ve bu durumda “ya iade et ya yargıla” ilkesi gereği zamanaşımı süresi içinde Türkiye’de soruşturma yapılmasının mümkün olduğunu belirtmiştir.25
IV. Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması (m. 19)
A. Amacı ve Niteliği
Ülkesellik kuralının katı uygulandığı sistemlerde bile suç yabancı ülkede işlenmişse o ülke kanununun dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Bu konuda üç yaklaşım vardır. Yabancı kanunun hiç dikkate alınmaması, çifte cezalandırmayı önlemek için ona değer atfedilmesi ve fail lehine olan kanunun uygulanmasıdır.26 Gerekçeye göre m. 19 nedeniyle yabancı ceza kanunu uygulanmaz, yalnızca Türk kanununun uygulanmasında yabancı kanun adalet gereği gözetilir. Böylece hükmün egemenlik ilkesiyle çatışması önlenmiştir.27 m. 19’un amacı yabancı ülkede işlenmiş bir suça o ülkede uygulanabilecek cezadan daha fazla ceza verilmemesidir. Hükmün en önemli işlevi, yabancı ülkede iştirak hâlinde işlenen suçlarda faillerin bir kısmı yabancı ülkede, bir kısmı Türkiye’de yargılandığında cezalar arasında adaletsiz fark doğmasını önlemektir.28
B. Uygulama Koşulları
m. 19 yalnız Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlara uygulanır. Bu nedenle m. 11-13’teki yetki kurallarının koşulları m. 19 bakımından da aynen geçerlidir. Hükmün uygulanması için suçun yabancı ülkede işlenmiş olması ve Türk mahkemesinin yargı yetkisinin m. 11-13’e dayanması gerekir. Failin vatandaş ya da yabancı olması, Türkiye’de bulunması gibi o maddelerdeki koşullar bu nedenle burada da aranır. Hiçbir devletin egemenliği altında bulunmayan yerlerde işlenen suçlar da m. 19’un kapsamındadır. Yabancı kanundaki aynı eyleme karşılık gelen suç için soyut olarak öngörülen cezanın üst sınırı, faile göre kişisellik, ikame yetki, evrensellik ve kısmen koruma kuralı kapsamındaki suçlar hakkında yapılacak yargılamalarda dikkate alınır.29 Hâkim önce Türk kanunlarına göre somut cezayı belirler, ardından bu cezanın suçun işlendiği yer kanununda aynı suç için öngörülen soyut üst sınırı aşıp aşmadığına bakar. Aşıyorsa ceza bu üst sınıra indirilir. Yabancı ülke kanununun somut olaya tümüyle uygulanması sonucunda verilecek ceza dikkate alınmaz, yabancı kanunun tek ölçüsü üst sınırdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu kuralı uygularken Türk kanunundan yabancı kanundaki cezaya en yakın cezanın tespit edilmesi gerektiğini, karşılaştırmanın denetime elverir biçimde yapılması gerektiğini ve lehe yasanın dikkate alınmasının yabancı kanunun millî kanunun yerine geçerek uygulanması biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiştir.30
C. İstisnalar
m. 19/2’ye göre suçun Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak ya da Türk vatandaşına karşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmesi durumunda birinci fıkra uygulanmaz. Bu hâllerde yabancı ülke kanunu hiçbir şekilde dikkate alınmaz.31 Madde gerekçesine göre Türkiye Devleti tarafından görevli olarak yurt dışına gönderilen kişilerin görevleri nedeniyle işledikleri suçlarda da yabancı kanun dikkate alınmaz.32 Fiil yabancı ülkede suç sayılmıyorsa m. 19’un nasıl işleyeceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre bu hâlde m. 19 uygulanmaz ve doğrudan Türk kanunundaki ceza verilir. Başka bir görüşe göre yabancı kanunun sağlamadığı korumayı Türk kanununun sağlaması beklenemeyeceğinden yabancı kanun lehe sayılır ve fail cezalandırılamaz.33
D. Kabahatler
Kabahatler Kanunu m. 6 TCK m. 8’in kabahatler bakımından da uygulanacağını belirtir ve kanunlarda aksine hüküm bulunan hâller saklıdır. Kabahatler Kanunu yalnız ülkesellik kuralına gönderme yaptığı ve m. 11’in aşağı sınırı bir yıl hapis cezası gerektiren suçlardan söz ettiği için yurt dışında işlenen kabahatler hakkında Türk kanunlarının uygulanması mümkün değildir, ancak özel bir kanun açıkça aksini öngörebilir.34
V. Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Kanaatimizce iade dosyalarında ilk kontrol, talep edenin hangi hukuki dayanağa dayandığıdır. Talep eden devlet Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesine veya Türkiye ile arasındaki ikili bir anlaşmaya taraf değilse mahkeme 6706 sayılı Kanun ve mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde karar verir ve kararda hangi dayanağın esas alındığı doğru yazılmalıdır. İkinci kontrol, kişinin vatandaşlık durumu, iadeye engel olabilecek m. 11 hâlleri ve kişisel durumdur. Üçüncü kontrol, talep eden devletin mahkûmiyet kararının onaylı tercümesini, suçla ilgili delilleri ve savunma hakkına ilişkin güvenceleri sunmuş olmasıdır. Gıyabi mahkûmiyette yeniden yargılanma güvencesi istenebilir. Mahkeme kararında iade talebinin “reddine” değil, “kabul edilebilir olduğuna” veya “kabul edilebilir olmadığına” karar verilmesi gerekir, çünkü iade kararı verme yetkisi nihai olarak Cumhurbaşkanına aittir. İade amaçlı tutukluluk bakımından 6706 sayılı Kanun m. 16’daki otuzar günlük inceleme ve bir yıllık süre izlenmeli, tutukluluğun ölçülülüğü her aşamada değerlendirilmelidir. m. 19 bakımından ise yabancı ülke kanunundaki soyut üst sınırın hangi kanun ve hangi tarihli hâliyle esas alındığı hükümde açıkça gösterilmelidir.
Yargı Kararları
1) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren ve zamanaşımına uğramış bir suç nedeniyle iade yapılamaz, suçun hangi ülkede işlendiğine iade istenen devlet karar verir
Yunanistan’da göçmen kaçakçılığı suçundan mahkûm edilen ve iadesi talep edilen Ukrayna vatandaşının, İstanbul limanından on Iraklıyı Yunanistan’a taşırken yakalandığı olayda, mülga TCK m. 18 döneminde suçun işlendiği yeri değerlendiren Yargıtay 9. Ceza Dairesi, iade talebinin reddi gerektiğini belirtmiştir:
Bu şartlar gözönüne alındığında, suçta mülkilik prensibi uyarınca, ülkesinde suç işlenen devletin o kişiyi işlemiş olduğu suçtan dolayı yargılama hakkı vardır. Suç tamamen veya kısmen iade talep edilen ülkede işlenmiş ise yukarıda anılan sözleşmenin (SİDAS) 7/1. maddesi uyarınca kişiyi iade etmeyebilir. 5237 sayılı TCK’nın 18/1-d maddesi de Türkiye’nin yargılama yetkisine giren suçlarda geri verme talebinin kabul edilmeyeceğine amirdir. Burada suçun hangi ülkede işlendiğine ise iade talep edilen devlet karar verecektir.35
Daire, fiilin TCK m. 8 ve 9 uyarınca Türkiye’de işlenmiş sayılacağını ve Türkiye’nin yargılama yetkisine gireceğini, eylemin Türkiye’de 5682 sayılı Pasaport Kanunu m. 36’daki suçu oluşturduğunu ve bu suçun dava zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinin 7/1 ve 10. maddeleri ile mülga TCK m. 18/1-d ve e bentleri bu sonucu gerektirmiştir. Daire ayrıca iade evrakında eşkal ve fotoğraf bulunmamasını ve iadesi istenene son söz hakkı verilmemesini de eksiklik saymıştır. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
2) Yabancı ülkede işlenen suç nedeniyle Türkiye’de yargılanan failin cezası, yabancı kanundaki cezadan fazla olamaz ve bu karşılaştırma denetime elverişli biçimde yapılmalıdır
Yabancı ülkede işlenen bir eylem nedeniyle Türkiye’de yargılanan sanık hakkındaki hükmü inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, TCK m. 19 uyarınca lehe kanun karşılaştırmasının nasıl yapılacağını belirtmiştir:
(…) 5237 sayılı TCK.nın 11 ve 19. maddelerindeki düzenleme ve bu düzenleme paralelindeki Dairemiz ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatları dikkate alınarak, TCK.nın 19. maddesi uyarınca tatbiki gereken lehteki yasanın saptanmasında öngörülen kural, Türk Kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın cezanın tespit edilip lehe olan esas alınarak uygulama yapılması gerektiği yolunda olup, Türk ve yabancı kanun karşılaştırılmasında kanunların kül halinde ele alınmasını zorunlu kıldığı, yabancı ülkede suç işleyip mahkum edilmediği anlaşılan ve Türkiye’de yargılanan failler hakkında münhasıran Türk Ceza Kanununun uygulanacağı ve suçun işlendiği yerdeki kanunun öngördüğü cezadan daha fazla ceza ile mahkum edilemeyeceği, lehe yasanın nazara alınması esasının yabancı kanunun milli kanunun yerine geçerek uygulanması biçiminde yorumlanamayacağı (…)36
Daire, sanık hakkında yabancı kanunla Türk kanununun denetime imkân verecek biçimde karşılaştırılmadan hüküm kurulmasını eksiklik saymıştır. Karar, m. 19’un yabancı kanunun Türk kanununun yerine geçerek uygulanması anlamına gelmediğini, Türk kanunundaki ağırlaştırıcı ve hafifletici sebeplere göre belirlenen sonuç cezanın, aynı nedenleri içeren yabancı kanunun uygulanması hâlinde belirlenecek cezadan fazla olamayacağını gösterir. Daire ayrıca sanık hakkında Alman mahkemelerince verilmiş bir mahkûmiyet bulunup bulunmadığının araştırılmasını da istemiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
3) İade evrakı iadesi istenenin suçla ilgisini ortaya koyan delilleri ve onaylı mahkûmiyet kararını içermiyorsa, eksik araştırmayla iade edilebilirlik kararı verilemez
Brezilya adli makamlarınca uyuşturucu ticareti ve suç örgütü suçlarından mahkûm edildiği belirtilen ve kırmızı bültenle aranan bir yabancının iadesi talebini inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 6706 sayılı Kanun m. 18/2 çerçevesinde iade evrakının eksik olduğunu belirtmiştir:
6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanununun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, iadesi talep edilenin mahkûm edildiği suç ile ilgisini ortaya koyan delillerin açık ve detaylı bir şekilde iletilmediğinin ve mahkûmiyet kararının onaylı tercümesinin dosyada bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu bilgi ve deliller ile mahkeme kararının onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile iade edilen hakkında yazılı şekilde karar verilmesi (…)37
Daire ayrıca mahkûmiyet hükmünün gıyabında mı verildiğinin belirsiz olduğunu, gıyabında verilmişse yeniden yargılanma teminatı istenebileceğini, Brezilya’nın taraf olmadığı Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesine dayanılamayacağını ve kararda iade hâlinde kişinin yalnızca iade kararına dayanak suçlardan yargılanabileceğinin (m. 10/4) belirtilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
4) Orantısızlık gerekçesiyle iade talebi reddedilmeden önce iadesi istenenin ailevi ve iş durumu araştırılmalı ve beyanı alınmalıdır
İran adli makamlarının güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle talep ettiği iadenin, iadesi istenenin yerleşik aile ve iş durumu, iadenin ölçüsüz olacağı ve istinabe yolunun bulunması gerekçeleriyle reddedilmesini inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 6706 sayılı Kanun m. 11’deki ölçülülük değerlendirmesinin dayanağını araştırmıştır:
(…) 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu’nun ‘İadenin kabul edilemeyeceği hâller’ başlıklı 11. maddesindeki; ‘İadesi talep edilen kişinin, talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel hâlleri nedeniyle, iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması durumunda iade talebi kabul edilmeyebilir.’ Düzenlemeler karşısında; iadesi talep edilen kişinin ailevi durumu, iş durumu ile alakalı hiçbir araştırma yapılmadığı gibi bu konuda iadesi istenilen kişinin beyanı da alınmamış olup, ilgilinin beyanına başvurularak araştırma yapılması gerekliliği (…)38
Daire, orantısızlık gerekçesiyle iade talebinin reddedilebilmesi için kişisel hâllerin somut olarak araştırılması ve ilgilinin beyanının alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca yabancı mahkemede verildiği ileri sürülen takipsizlik kararının 6706 sayılı Kanunda belirtilen usule uygun araştırılmadığını ve iade talebi hakkında “reddine” değil, “kabul edilebilir olmadığına” karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
5) Türkiye’de uzun süredir yerleşik, evli ve çocukları bulunan yabancının iadesi talebi reddedilebilir ve “ya iade et ya yargıla” ilkesi gereği Türkiye’de soruşturma yapılabilir
Kazakistan adli makamlarının uyuşturucu ticareti suçundan talep ettiği iadenin, iadesi istenenin 2007’den beri Türkiye’de yerleşik, evli ve üç çocuk sahibi olması nedeniyle reddedilmesini inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, ret kararını isabetli bulmuş ve Türkiye’de soruşturma yapılabileceğini belirtmiştir:
İadesi talep edilenin, 6706 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olduğu değerlendirilen şahsî ve ailevî durumu ile ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti arasında Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma ve Suçluluların İadesi Anlaşması’nın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü dikkate alınarak, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından (…) 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 4 üncü maddesi ile 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında düzenlenen ve uluslararası ceza hukukunda kabul edilen ‘ya iade et ya yargıla’ (aut dedere aut judicare) ilkesi gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile ikinci fıkrası uyarınca, hakkındaki iade talebinin kabul edilebilir olmadığına karar verilen ... hakkında zamanaşımı süresi içinde Türkiye’de soruşturma yapılması mümkün görülmüştür.39
Daire, hüküm fıkrasındaki mülga TCK m. 18 atfını çıkarmış, uygulanacak andlaşma olarak Kazakistan’ın taraf olmadığı Avrupa Sözleşmesi yerine Türkiye ile Kazakistan arasındaki ikili anlaşmayı yazdırmış ve “iade talebinin reddine” ifadesini “kabul edilebilir olmadığına” biçiminde düzeltmiştir. Karar, iadesi reddedilen kişi hakkında Türkiye’nin kendi yargı yetkisine dayanarak soruşturma yapabilmesine imkân verir. Karar, tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle verilmiştir.
6) İade amacıyla tutma, iade işlemlerinin özenle yürütülmesi kaydıyla ve işlemler sürdüğü sürece haklı olabilir
Brezilya’nın talebi üzerine kırmızı bültenle aranan ve iade amacıyla tutuklanan başvurucunun, tutukluluğunun hukuka aykırı olduğu ve 6706 sayılı Kanun m. 14’teki kırk günlük sürenin aşıldığı iddiasını inceleyen Anayasa Mahkemesi, iade amaçlı tutmanın ilkelerini belirlemiş ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir:
Hakkında iade kararı verilen bir kişinin tutulmasının amacı, iade sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesidir (S.K., § 71). Bu nedenle bir kişinin iade işlemlerinin yürütülmesi sürecine dayanılarak tutulması ancak iade işlemlerinin özenli şekilde yürütülmesi kaydıyla ve sözü edilen işlemler yürütüldüğü sürece haklı olabilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. S.K., § 63). Ayrıca Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası devlete bu fıkra hükümlerine göre gerçekleştirilen bir tutma hâline ilişkin azami bir süre belirleme yükümlülüğü yüklemese de mevzuatta ya da devletin taraf olduğu sözleşmelerde azami bir tutma süresi belirlenmişse bu sürelere uyulmaması tutmayı hukuka aykırı hâle getirir (S.K., § 66).40
Mahkeme, iade amacıyla tutmanın ölçülü olmasını özgürlükten yoksun bırakmayla iade amacı arasında bağlantı bulunmasına, tutmanın iade bakımından gerekli olmasına ve iade amacının gerektirdiğinin ötesinde makul süreyi aşmamasına bağlamıştır. Somut olayda başvurucunun iade talebinin kabul edilebilir bulunmasından sonra CMK m. 100 ve devamı maddelerine göre tutuklandığını, bu nedenle kırk günlük sürenin uygulanmayacağını belirtmiş, iade işlemlerinde özensizlik ve ölçüsüzlük de saptamamıştır.
Dipnotlar
- Türk Ceza Kanunu m. 18 (m. 18, 23.4.2016 tarihli 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle mülga edilmiştir). ↩
- Türk Ceza Kanunu m. 19. ↩
- Madde 18 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Madde 19 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Serttaş, Alp Tolgahan. “Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Hükümleri Uyarınca Suçluların İadesi.” Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 14, Aralık 2019, s.673-717, I. Suçluların İadesi İşleminin Esasları, C. Türkiye Bakımından Suçluların İadesi İşleminin Tarihsel Gelişimi. ↩
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38 (son fıkra, 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilmiştir); Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 1/3. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 1/3, m. 3/1-a ve m. 3/2. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.284-286. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.284-286. ↩
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2012/10020, K. 2013/1180, T. 23.1.2013. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 10. ↩
- Serttaş, Alp Tolgahan. “Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Hükümleri Uyarınca Suçluların İadesi.” Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 14, Aralık 2019, s.673-717, I. Suçluların İadesi İşleminin Esasları, D. İadenin Hüküm ve Şartları, 3. İade Koşulları, a. Fiile İlişkin Koşullar. ↩
- Serttaş, Alp Tolgahan. “Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Hükümleri Uyarınca Suçluların İadesi.” Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 14, Aralık 2019, s.673-717, I. Suçluların İadesi İşleminin Esasları, D. İadenin Hüküm ve Şartları, 2. Vatandaş İade Edilemez Kuralı. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 11. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 11. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.285-286. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 13, 15, 17-20. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 13, 15, 17-20. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 14 ve m. 16. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 14 ve m. 16. ↩
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/26556, T. 24.1.2024, §§48-54. ↩
- Serttaş, Alp Tolgahan. “Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Hükümleri Uyarınca Suçluların İadesi.” Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 14, Aralık 2019, s.673-717, III. İadenin Sonuçları, A. İadede Özellik Kuralı. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 10/4. ↩
- Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 11/1-c-4; Türk Ceza Kanunu m. 13/1-e ve m. 13/2; Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/17787, K. 2023/1251, T. 20.2.2023. ↩
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/17787, K. 2023/1251, T. 20.2.2023. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.269-271. ↩
- Madde 19 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Madde 19 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.271-272. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2014/3609, K. 2015/2831, T. 4.5.2015. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.272-273. ↩
- Madde 19 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.273-274. ↩
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.297-298. ↩
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2012/10020, K. 2013/1180, T. 23.1.2013. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2014/3609, K. 2015/2831, T. 4.5.2015. ↩
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/18619, K. 2021/3189, T. 8.3.2021. ↩
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/41360, K. 2021/11622, T. 6.12.2021. ↩
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/17787, K. 2023/1251, T. 20.2.2023. ↩
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/26556, T. 24.1.2024, §52. ↩
Kaynakça
- Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017.
- Serttaş, Alp Tolgahan. Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Hükümleri Uyarınca Suçluların İadesi. Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 14, Aralık 2019, s.673-717.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 19 ve 38. Türk Ceza Kanunu, 5237 Sayılı Kanun, m. 18 (mülga), 19 ve Madde Gerekçeleri. 6706 Sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu, m. 1, 10-20.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.