Bir kimse suç teşkil eden bir fiili işlerken kastettiğinden daha ağır veya başka bir netice meydana gelebilir. Basit yaralama kastıyla bir kişiyi iten kimsenin ittiği kişi başını beton zemine çarparak ölebilir, yaralamak için başa vuran kimse mağdurun beyin kanamasından ölmesine neden olabilir. TCK m. 23 bu hâllerde kişinin ağır veya başka neticeden sorumlu tutulabilmesi için o netice bakımından en azından taksirle hareket etmesini arar. Madde, 765 sayılı Kanun’un neticeden doğrudan ve her şart altında sorumluluk veren anlayışını terk eden ve ceza sorumluluğunu kusura bağlayan temel kurallardan biridir. m. 23 tek başına uygulanan bir hüküm değildir. Kanun, netice sebebiyle ağırlaşmış suç hâllerini özel hükümlerde ayrıca düzenler ve m. 23 bu hükümlerin uygulanma koşulunu belirler. Makalede m. 23’ün kavramı, koşulları, olası kast ve taksirle ilişkisi, kasten yaralama sonucu ölüm hükmü üzerindeki uygulaması ve iştirakle ilişkisi incelenmektedir.
I. Genel Olarak
A. Madde Metni
Madde 23- (1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.1
B. Gerekçe
Taslak metinde netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin kural m. 21’in ikinci fıkrasında yer alıyordu, kanunlaşan metinde ise ayrı bir madde olarak m. 23’te düzenlenmiştir. Taslağın gerekçesi bu kuralı kasta ilişkin ilkenin istisnası olarak göstermiş ve failin sorumlu tutulabilmesi için eylemin iradî olmasını ve eylem ile netice arasında nedensellik bağı bulunmasını iki ana koşul saymıştı.2
Komisyon gerekçesine göre kişi suç teşkil eden bir fiili işlerken kastettiği neticeden daha ağır veya başka bir netice gerçekleşmiş olabilir. Basit yaralama yapmak isterken mağdurun görme veya işitme yeteneğini yitirmesi bunun örneğidir. Gözün veya kulağın üzerine sert vuran kişi bu sonucun gerçekleşebileceği olasılığını göz önünde bulundurduğundan, ağır neticenin öngörüldüğü bu durumlarda fail ağır netice açısından olası kastla hareket eder. Buna karşılık mağdurun karın boşluğuna hafif vurulması hâlinde mağdur inhibisyon sonucu ölebilir ve fail ölümü tahmin etmemiş olabilir.3
Gerekçe 765 sayılı Kanun’da ve Hükûmet Tasarısının bazı hükümlerinde kişinin gerçekleştirmeyi kastetmediği böyle neticelerden objektif olarak sorumlu tutulduğunu belirtir ve bu anlayışı ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re illicita”ya, yani hukuka aykırı bir durumda olanın bunun bütün neticelerine katlanacağı düşüncesine dayandırır. Çağdaş ceza hukuku bu anlayışı terk etmiştir ve kusurun aranmadığı objektif sorumluluk hâlleri kusursuz ceza olmaz ilkesiyle çelişir. Gerekçeye göre madde metnindeki düzenlemeyle meydana gelen ağır netice bakımından kişinin sorumlu tutulabilmesi için neticeye ilişkin olarak en azından taksirle kusurlu bulunması aranmış ve sorumluluğun kusura dayalı olması sağlanmak istenmiştir.4
C. Tarihsel Arka Plan
765 sayılı Kanun döneminde konu, kastın aşılması ve netice sebebiyle ağırlaşan suç ayrımı yapılarak ele alınıyordu. Kastın aşılmasında ilk hareket kasten yapılır, ancak istenmeyen daha ağır bir netice meydana gelir ve bu netice yeni ve bağımsız bir suç oluştururdu. Netice sebebiyle ağırlaşan suçta ise başka bir netice meydana gelir ve ceza ağırlaşırdı. Bu dönemde konu objektif sorumluluk içinde incelenirdi, çünkü failin öngörmediği daha ağır neticeden sorumlu tutulması için nedensellik bağı yeterli sayılıyordu ve ağır netice bakımından failin kusuru aranmıyordu. 765 sayılı Kanun’un m. 418, 439, 452 ve 456 hükümleri bu anlayışın örnekleri olarak gösterilirdi.5
Objektif sorumluluk ceza hukukunda kolektif sorumluluğun ardından gelen ikinci gelişim aşamasıdır. Bu sorumlulukta kişi, kendi iradî ve hukuka aykırı hareketinden doğan neticeden, netice ile arasında herhangi bir psişik bağ aranmaksızın salt nedensellik bağı nedeniyle sorumlu tutulur. Objektif sorumluluğun izleri ceza kanunlarında kastın aşılması suretiyle işlenen suçlar ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar olarak uzun süre varlığını sürdürmüştür.6
Bu sorumluluk biçimi Kilise hukukuna dayanır ve “versari in re illicita” kuralına göre hukuka aykırı bir durumda bulunan bunun bütün sonuçlarına katlanır. Tipik örneği kasten yaralama sonucunda mağdurun ölmesi olmuştur. Kusursuz ceza olmaz ilkesine aykırı olan bu anlayış, sorumluluğun aşırı genişlemesini sınırlamak için uygun nedensellik teorisiyle dengelenmeye çalışılmıştır.7
II. Kavram ve Anayasa’ya Uygunluk
A. Tanım ve Çeşitleri
Doktrinde netice sebebiyle ağırlaşmış suç, kasten işlenen bir suçun sonucu olarak meydana gelen başka veya ağır neticeden failin ancak taksir seviyesinde bir kusurunun varlığı hâlinde sorumlu tutulabildiği ve ağır cezanın verilmesini gerektiren suçlar olarak tanımlanır.8
Anayasa Mahkemesi de belli bir suçun oluşması için yeterli olan neticenin dışında daha ağır veya başka bir neticenin gerçekleşmesi durumunda faile verilecek cezanın artırılmasını gerektiren suçlara netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar denildiğini, bunlarda fail için yeni suç tipine göre daha fazla ceza öngörülmesinin nedeninin temel suç tipinin ağır neticeyi veya başka bir neticeyi doğurma ihtimaline rağmen işlenmiş olması olduğunu belirtmiştir.9
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç iki biçimde ortaya çıkar. Birincisinde fiil kastedilenden daha ağır bir neticeye, ikincisinde failin istediği netice yanında başka bir neticeye veya suça sebebiyet verir. Kasten yaralamanın ağır sonuçlarını düzenleyen m. 87’nin ilk üç fıkrası birincisine, kasten yaralama sonucunda ölümü düzenleyen m. 87/4 ikincisine örnektir. Birinci grupta korunan hukukî değer aynı kalır, ikinci grupta ise yaralama ve ölüm örneğinde olduğu gibi korunan hukukî değer değişir.10
Ceza Genel Kurulu da öğretideki ayrıma atıfla yaralamada ölümü gerçek netice sebebiyle ağırlaşmış suç, cinsel istismarda mağdurun ruh veya beden sağlığının bozulmasını ise görünüşte netice sebebiyle ağırlaşmış suç olarak örneklendirmiştir.11
Kanun “kastın aşılması” terimi yerine “netice sebebiyle ağırlaşmış suç” terimini kullanır. m. 87/4 ölüm neticesini yaralama suçunun içinde düzenlediğinden kastın aşılması bağımsız bir suç olmaktan çıkmış, cezanın ağırlaşmasına neden olan bir hâl hâline gelmiştir.12
B. Anayasa’ya Uygunluk
Anayasa Mahkemesi m. 23’ü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulmamıştır. İtiraz yoluna başvuran mahkeme, m. 23 ile m. 87/4’ün aynı konuyu düzenleyerek birbiriyle çeliştiğini ve bir olayda kast ile taksirin aynı anda gerçekleşemeyeceği için “en azından taksirle hareket edilmesi gerekir” ibaresinin uygulanamayacağını ileri sürmüştü. Mahkeme, çağdaş ceza hukukunun kusurlu sorumluluğu benimsediğini, objektif sorumluluğun terk edilerek “kusursuz suç olmaz” anlayışının temel ilke hâline geldiğini ve 5237 sayılı Kanun’un m. 23’te kusurun en hafif şekli olan taksire yer verdiğini belirtmiştir. Mahkemeye göre fail ağır neticeden, bu netice öngörülebilir olmasına rağmen özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle meydana gelmesi durumunda sorumlu tutulabilecek, hiç kimse tarafından öngörülmesi mümkün olmayan veya öngörülebilir olmakla birlikte önlenmesi mümkün olmayan bir neticeden dolayı kimse sorumlu tutulamayacaktır. Mahkeme m. 23’ü genel hükümler arasında yer alan ve amacı objektif sorumluluğu ortadan kaldırmak olan genel bir düzenleme olarak, m. 87/4’ü ise bu genel ilkeyi yaralama suçları bakımından özel olarak düzenleyen bir kural olarak nitelemiş ve iki hüküm arasında çelişki bulunmadığına karar vermiştir.13
Doktrinde ise ağır neticenin yalnızca taksirle meydana gelmesine rağmen yüksek cezalar öngörülmesinin cezanın kusurla oranlı olması gerektiği ilkesiyle ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı yönünde eleştiriler vardır. Bu eleştiriye karşı temel suç tipine ilişkin hareketin ağır neticenin gerçekleşme riskini içinde barındırmasının ve kanunda yalnızca açıkça düzenlenen hâllerde uygulanmasının sorunu hafiflettiği belirtilir.14
III. Koşullar
A. Kanunda Açık Düzenleme Bulunması
m. 23 her ağır veya başka netice bakımından uygulanabilir bir hüküm değildir. Hüküm ancak özel hükümlerde netice sebebiyle ağırlaşmış suç hâli ayrıca ve açıkça düzenlenmişse uygulanır. Her suç, örneğin hırsızlık da atipik ve ağır bir neticeye sebep olabilir, ancak kanun koyucu bu hâli yalnızca belirli suçlarda ayrıca öngörmüştür. Ölçüt, ağır neticenin doğrudan temel suça ilişkin tipik tehlikeden meydana gelip gelmediğidir.15
Bu nedenle genel sorumluluk nedeni olan kasıtlı suçlara veya istisnai sorumluluk nedeni olan taksirli suçlara ilişkin uygulamalarda m. 23’ten yararlanılamaz, m. 23 ilgili özel hükümle birlikte uygulanır.16
Kanunda bu hâller kasten yaralamada ölüm (m. 87/4), işkencede kemik kırılması ve ölüm (m. 95/3 ve 4), terkte mağdurun hastalığa yakalanması, yaralanması veya ölmesi (m. 97/2), çocuk düşürtmede kadının ölümü (m. 99/3 ve 4), cinsel saldırıda ve çocukların cinsel istismarında mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü (m. 102/5 ve m. 103/6) örneklerinde görülür. m. 97/2 netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine açıkça atıf yapar.17
B. Temel Suçun Kasten İşlenmesi
m. 23 bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesinden söz ettiği için ilk hareketin kasten yapılması gerekir.18
Temel suç taksirle işlenmişse m. 23 uygulanmaz. Madde yalnızca kast-taksir veya kast-kast kombinasyonuna imkân verir, taksir-taksir kombinasyonu m. 23 bakımından mümkün değildir.19
Ağır neticenin meydana gelmesine yol açan hareket kasten yaralamanın maddî unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden biri olabilir. Hareket ihmali olabilir, ancak ihmalin ölüm tehlikesini önemli ölçüde artırmış olması gerekir. Mağdurun rızasıyla yapılan kasten yaralama hukuken kabul edilen bir davranış olmadığından ölüm neticesi bakımından m. 87/4 uygulanamaz, netice öngörülebiliyorsa failin taksirle öldürmeden cezalandırılması mümkündür.20
Ceza Genel Kurulu netice sebebiyle ağırlaşmış suç için ilk hareketin kasten başlamış olmasını aramış, ağır neticenin kastedilmesi hâlinde ise kasten ölüm gibi bağımsız bir kasten suçun söz konusu olacağını belirtmiştir.21
C. Nedensellik ve Objektif İsnat
Ağır veya başka neticeden sorumluluk için ilk hareket ile netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Ancak şart teorisine göre nedensellik ilişkisinin kurulması tek başına yeterli değildir. Ağır netice temel suç tipinin bünyesinde barındırdığı özel tehlikeden ileri gelmişse faile yüklenebilir. Kasten yaralama fiili ağır neticenin meydana gelmesi tehlikesini taşımalı ve ölüm temel suç tipinin işlenmesinin doğrudan sonucu olmalıdır. Alman Federal Mahkemesinin 1970 tarihli kararından sonra yerleşen bu ölçüt “doğrudan doğruyalık” veya “suç tipine özgü özel tehlike bağlantısı” olarak adlandırılır ve nedensellik değil objektif isnadiyet sorunu olarak ele alınır.22
Ceza Genel Kurulu da fail ağır neticeden taksirle bile sorumlu tutulamıyorsa objektif sorumluluğun kaldırılmasının doğal sonucu olarak yalnızca nedensellik bağının bulunmasının neticeden sorumlu tutulması için yeterli olmayacağını belirtmiştir.23
Doktrinde temel suç ile ağır netice arasındaki bağlantı şart teorisi, atipik nedensel gelişme ve objektif yüklenebilirlik başlıkları altında incelenir.24
D. Ağır Neticeye İlişkin Kusur: En Azından Taksir
Ağır neticeden sorumluluk için failin taksirli olması gerekir ve taksirin bulunabilmesi için neticenin öngörülebilir olması zorunludur. Failin öngördüğünden daha ağır bir netice meydana geldiğinde bu neticenin öngörülüp öngörülemeyeceğine bakılır. Öngörülebiliyorsa fail gerçekleşen ağır neticeden sorumlu tutulur. Doktrinde verilen örneklerle, mağdurun başına odunla sert bir biçimde vuran failin darbe sonucu ölüm olasılığını öngörebilmesi gerekirken, mağdurun karın boşluğuna hafif bir biçimde vuran failin inhibisyon sonucu ölümü öngörememesi mümkündür. İkinci durumda fail ağır netice bakımından taksir derecesinde dahi kusurlu değilse yalnızca kastettiği hafif netice sebebiyle, ağır netice bakımından taksirle hareket etmişse taksirle öldürmeden sorumlu olur.25
Anayasa Mahkemesinin ifadesiyle failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için neticenin öngörülebilir olması ve buna rağmen özen yükümlülüğüne aykırı davranılması gerekir, öngörülmesi mümkün olmayan veya önlenmesi mümkün olmayan neticeden kimse sorumlu tutulamaz.26
Doktrinde kusurun ağır neticeden aranması gerekliliği ceza hukukunda “kusursuz suç olmaz” ilkesiyle açıklanır. Taksir derecesinde dahi kusur bulunmaması hâlinde failin ağır neticeden sorumlu tutulması objektif sorumluluğun devamı anlamına gelir.27
IV. Olası Kast ve Doğrudan Kast ile İlişkisi
Ağır netice bakımından failin taksir, bilinçli taksir veya olası kastla hareket etmesi mümkündür. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçta fail ağır netice bakımından çoğunlukla olası kastla hareket eder. Ağır netice failce mutlaka istenmişse artık netice sebebiyle ağırlaşmış suç değil, kasten işlenmiş ağır suç söz konusudur. Yaralamak amacıyla hareket eden failin kastı öldürmeye yönelik değilse ve ölümün gerçekleşebileceğini öngörmemişse ölüm bakımından taksirle sorumludur.28
Doktrinde netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama ile olası kast birbirinden ayrılır. Failin eyleminin daha ağır neticelerini öngörmesine rağmen bunu umursamayarak kabullendiği hâllerde netice sebebiyle ağırlaşmış yaralamadan değil olası kastla öldürmeden söz edilir (kast-kast kombinasyonu). Failin öngörülebilir nitelikteki ağır neticeyi öngörmediği hâllerde ise ağır neticeden taksirli sorumluluk gündeme gelir (kast-taksir kombinasyonu). m. 87/4 bakımından kasten yaralama ile taksirle öldürme bir araya gelir ve bilinçli veya bilinçsiz taksirle ağır netice meydana getirilebilir. Yaralama kastı birinci kademede olası kastla da işlenebilir.29
Ceza Genel Kurulu bu ayrımı m. 87/4 bakımından açıkça yapmıştır. Fail mağdurun yaralanmasını değil ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmişse kasten öldürmeden, mağdurun ölebileceğini öngörmesine karşın olursa olsun diyerek bu sonucu göze almış ve kabullenmişse netice sebebiyle ağırlaşan suçtan değil olası kastla öldürmeden sorumlu tutulacaktır.30
V. Kasten Yaralama Sonucu Ölüm Üzerinden Uygulama (m. 87/4)
A. Uygulama Koşulları
m. 87/4’e göre kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hâllerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hâllerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.31
Ceza Genel Kuruluna göre bu hükmün uygulanması için failin yaralama kastıyla hareket etmesi, mağdurun m. 86’nın birinci veya üçüncü fıkrasındaki şekilde yaralanmış olması, failin eylemiyle arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi ve failin ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeki yaralamalar m. 86/2 kapsamında kaldığından bunlarda m. 87/4 uygulanamaz.32
B. Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilen Yaralama ve Taksirle Öldürme
m. 87/4 m. 86/2’ye atıf yapmadığı için basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeki kasten yaralamadan sonra ölüm meydana gelirse m. 87/4 uygulanamaz ve bu hâlde failin ölüm bakımından taksirli olup olmadığına bakılır. Ceza Genel Kurulu, hükümlünün öleni göğsünden itmesi sonucu beton zemine düşen kişinin ölmesi olayında kasten yaralama eyleminin m. 86/2 kapsamında kaldığını, hükümlünün kastının ölüme yönelik olmadığını ancak ölümün objektif olarak öngörülebilir olduğunu belirterek taksirle öldürmeden sorumlu tutulmasını yerinde bulmuştur.33
Doktrinde bu uygulama eleştirilmektedir. Basit yaralama kastıyla hareket eden failin ölüm bakımından taksirle sorumlu tutulması, terk edilen objektif sorumluluktan daha ileri bir “neticeden sorumluluk” anlayışına yol açabilir. Taksir derecesinde de kusur saptanamıyorsa fail yalnızca temel suçtan, yani basit yaralamadan cezalandırılmalıdır.34
C. Yaralanan Kişideki Hastalık
Ceza Genel Kurulu mağdurda mevcut kronik hastalığın yaralanma sonucu aktif duruma geçerek ölüme yol açtığı olayda ölümü m. 87/4 kapsamında değerlendirmiştir. Maktulün bıçakla saldırdığı kavgada sanık bıçağı alıp maktulü omzundan ve karnından yaralamış, maktul hastanede tedavi edilip taburcu olmuş ve ertesi gün kronik kalp hastalığının aktif duruma geçmesi sonucu ölmüştür. Genel Kurul oy çokluğuyla sanığın öldürme kastıyla hareket etmediğini, yaralama kastıyla yapılan eylem ile ölüm arasında nedensellik bulunduğunu belirterek m. 87/4’ün uygulanmasına karar vermiştir. Genel Kurulda on üç üye sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiği ve kasten öldürme suçunun oluştuğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.35
D. Hedefte Sapma
Ağır netice başka bir kişi üzerinde gerçekleşmişse sapmadan, istenilen kişi dışında bir başkası üzerinde meydana gelmişse hatadan söz edilir ve sorun bu kurumlar içinde çözülür.36
Ceza Genel Kurulu önündeki bir olayda sanık kızına vurmak isterken yumruğunu savurmuş, annesi araya girmiş ve yumruk annenin başına isabet ederek ölümüne neden olmuştur. Genel Kurul oy çokluğuyla sanığın annesinin isabet alarak yaralanabileceğini bilmesine rağmen yumruğunu savurduğunu, dolayısıyla annesine karşı da kasten hareket ettiğini kabul etmiş ve m. 87/4’ü uygulamıştır. İki Genel Kurul üyesi karşı oy kullanarak sanığın annesinin araya girebileceğini öngörememiş olması nedeniyle ölüm bakımından yalnızca taksirinin bulunduğunu ve taksirle öldürmeden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür.37
VI. Özel Sorunlar
A. İştirak
Netice sebebiyle ağırlaşmış suçta iştirakin şekli temel suça göre belirlenir. TCK m. 40/1’e göre suçun işlenişine iştirak eden her kişi kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Şerik ağır neticeden yalnızca ve her zaman, kendisine en azından taksir seviyesindeki kusurlu bir netice isnat edilebildiği sürece sorumludur. Azmettiren ve yardım eden bakımından da ağır veya başka netice için taksir seviyesinde kusur yöneltilebilmelidir.38
Ceza Genel Kurulu bu ilkeyi bir azmettirme olayında uygulamıştır. Yağma amacıyla eve giren sanıklar maktulü öldürmüş, yağmayı planlayan ve diğer sanıkları cebir ve şiddet içeren yağma suçuna azmettiren sanığın öldürme konusunda fikir ve eylem birliği içinde olduğu sabit görülememiştir. Genel Kurul, cebir ve şiddet içeren bir suça azmettirmede sınırın nitelik yönünden aşılabileceğini ve yaralama suçunun en nitelikli hâli olan yaralama sonucu ölümün gerçekleşebileceğini öngörebilecek durumda bulunan sanığın eylemini kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak nitelendirmiştir.39
B. Nitelikli Hâl ve Fikri İçtima ile Ayrım
Suçun nitelikli hâlleri ile netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar yakın kavramlar olsa da farklı esaslara dayanır. Nitelikli hâl bakımından failin mutlaka kastının bulunması gerekir, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise ağır veya başka netice bakımından en azından taksir yeterlidir. Doktrinde Yargıtay’ın bu ayrımı kimi kararlarında göz ardı ettiği, bazı netice sebebiyle ağırlaşmış suçları nitelikli hâl olarak değerlendirdiği ve ağır neticenin en azından taksirle gerçekleşmesi koşulunu ayrıca araştırmayıp götürü biçimde kabul ettiği eleştirilir.40
Fikri içtimada daha ağır cezayı gerektiren kasıtlı suçtan ceza verilir, netice sebebiyle ağırlaşmış suçta ise daha ağır neticeyi veya başka neticeyi cezalandıran suçtan ceza verilir. Objektif cezalandırılabilme şartı içeren suçlarda ise netice sebebiyle ağırlaşmış suçtan söz edilemez.41
VII. Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Kanaatimizce netice sebebiyle ağırlaşmış suç dosyalarında önce özel hükümde netice sebebiyle ağırlaşmış suç hâlinin açıkça düzenlenip düzenlenmediği kontrol edilmelidir. İkinci olarak failin ilk hareketinin kasten gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve kastın hangi suça yönelik olduğu, kullanılan alet, vücudun hangi bölgesine ve kaç kez vurulduğu, failin olay öncesi ve sonrası davranışı gibi dış dünyaya yansıyan olgularla belirlenmelidir. Üçüncü olarak ağır neticenin temel suçun özel tehlikesinden doğup doğmadığı değerlendirilmelidir. Dördüncü olarak ağır netice bakımından failin kastı, olası kastı, bilinçli veya bilinçsiz taksiri ayrıca gerekçelendirilmeli ve taksir derecesinde dahi kusur bulunamıyorsa fail yalnızca temel suçtan cezalandırılmalıdır. Hüküm gerekçelerinde ağır neticenin öngörülebilirliği genel ifadelerle kabul edilmemelidir.
Yargı Kararları
1) Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin genel kural objektif sorumluluğu ortadan kaldırır ve yaralamada ölüme ilişkin özel hükümle çelişmez
Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin TCK m. 23’ün, yaralamada ölümü düzenleyen m. 87/4 ile çeliştiği ve kast ile taksir bir arada bulunamayacağı için uygulanamayacağı yönündeki itirazı inceleyen Anayasa Mahkemesi, m. 23’ün sistemdeki yerini açıklamış ve itirazı oybirliğiyle reddetmiştir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da bu doğrultuda düzenleme yapılarak 23. maddede kusurun en hafif şekli olan taksire yer verilmiştir. Buna göre, fail ağır neticeden, bu ağır netice öngörülebilir olmasına rağmen özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle meydana gelmesi durumunda sorumlu tutulabilecektir. Hiç kimse tarafından öngörülmesi mümkün olmayan veya öngörülebilir olmakla birlikte önlenmesi mümkün olmayan bir neticeden dolayı bir kimse sorumlu tutulamayacaktır. Failin istemiş bulunduğu neticenin dışında ya da daha ağır neticelerin meydana gelmesi durumunda, failin bu neticelere yönelik kastı veya en azından taksiri aranmaksızın, sadece hareket ile sonuç arasındaki nedensellik bağı yeterli görülerek sorumlu tutulması mümkün olmayacaktır.42
Mahkeme, m. 23’ü kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesine uygun biçimde objektif sorumluluğu ortadan kaldıran genel bir düzenleme, m. 87/4’ü ise bu genel ilkeyi yaralama suçları bakımından özel olarak düzenleyen bir kural saymış ve iki hüküm arasında çelişki bulunmadığına karar vermiştir. Kararın öğretici yönü, ağır neticenin faile yüklenebilmesi için salt nedensellik bağının yetmediğini, en azından taksir derecesinde kusur arandığını Anayasa Mahkemesi düzeyinde ortaya koymasıdır. Ceza Genel Kurulunun m. 87/4 uygulamasındaki kusur şartı da bu çerçeveye dayanır.
2) Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir kasten yaralamadan doğan ölümde m. 87/4 uygulanmaz, ölümü öngöremeyen fail taksirle öldürmeden sorumlu olur
Hükümlünün karşısındakini göğsünden itmesi üzerine beton zemine sırtüstü düşen kişinin ölmesi olayını inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eylemi TCK m. 86/2 kapsamında kasten yaralama olarak nitelendirmiş, bu nedenle m. 87/4’ün uygulanamayacağını belirtmiş ve failin ölüm bakımından durumunu şöyle değerlendirmiştir:
Olayda hükümlü, dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak iradi bir hareketiyle öleni göğsünden itmiş, ancak gerçekleşen sonucu yani ölümü öngörememiştir. Diğer bir anlatımla, hükümlünün kastı, kasten yaralamaya ilişkin olup meydana gelen ağır sonuç olan “ölüme” yönelik değildir. Beton zeminde bulunan bir kişinin sert bir şekilde itilmesi sonucu yere sırt üstü düşerek ölebileceği objektif olarak öngörülebilir bir sonuç olmasına karşın hükümlü bunu öngörememiştir. O halde hükümlünün olayda meydana gelen ağır netice olan ölümden taksirle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.43
Karar, ağır neticeden sorumluluğun kusura dayandığını gösterir. Kasıt yaralamaya yönelik kaldığı ve ölüm failce öngörülmediği için m. 87/4 yerine, nedensellik bağı bulunan ve objektif olarak öngörülebilir olan ölüm bakımından taksirle öldürme hükmü uygulanmıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiş, iki Kurul üyesi taksirle sorumluluğun dayanağının m. 22 olduğu görüşüyle değişik gerekçe yazmış, bir kısım üye ise karşı oy kullanmıştır.
3) Mağdurdaki kronik kalp hastalığının aktifleşmesi sonucu ölüm, öldürme kastı bulunmayan yaralama failinin m. 87/4 uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmaz
Maktulün bıçakla saldırdığı kavgada sanığın bıçağı alıp maktulü yaralaması ve maktulün ertesi gün kalp hastalığının aktifleşmesi sonucu ölmesi olayında, eylemin kasten öldürme mi yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma mı sayılacağını inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kavganın koşullarını değerlendirerek ikinci nitelendirmeyi benimsemiştir:
(…) hava karardıktan sonra çıkan tartışma sebebiyle aniden gelişen ve hedef seçme olanağı da bulunmayan kavganın hareketli ortamında, aralarında öldürmeyi gerektirecek derecede önceye dayalı husumetleri olmayan maktul boğuşurken, (…) sanık B.’in eylemini gerçekleştirirken öldürme kastıyla hareket etmediğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan sanığın, suç tarihinde mağduru silahla hayati tehlike geçirecek şekilde yaralaması eylemi 5237 Sayılı Kanunun 86/3 üncü maddesi kapsamında bulunmaktadır. Yaralanan maktulün kendisinde mevcut kronik kalp hastalığının aktif duruma geçmesinden gelişen bir myokard infarktüsü neticesi ölmesiyle sonuçlanan olayda, yaralama kastıyla gerçekleştirilen eylemle ölüm sonucu arasında nedensellik bağı da bulunduğundan, sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 87/4 üncü maddesi uyarınca hüküm kurulması yerindedir.44
Karar, öldürme kastının varlığının eylemin dış dünyaya yansıyan koşullarından çıkarılacağını gösterir. Yaşamsal tehlike yaratan isabetin bir adetle sınırlı kalması, diğer yaranın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olması, sanığın olaydan sonra maktulü ziyaret etmesi ve kavganın aniden gelişmesi Genel Kurul tarafından öldürme kastını dışlayan olgular olarak değerlendirilmiştir. Mağdurda önceden var olan hastalığın ölümü hızlandırması ise nedensellik bağını kesmemiş ve m. 87/4’ün uygulanmasına engel olmamıştır. On üç üye karşı oy kullanmıştır.
4) Kasten yaralama sonucu ölümde m. 87/4’ün uygulanması için failin ölüm bakımından en az taksir derecesinde kusurlu olması gerekir
Sanığın, annesinin arkasına saklanan kızına vurmak isterken savurduğu yumruğun annesinin başına isabet etmesi ve annenin on üç gün sonra ölmesi olayında, m. 87/4’ün uygulanma şartlarını belirleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ölüm bakımından aranan kusur derecesini ortaya koymuştur:
Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK’nun 87/4. maddesinin uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nun 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.45
Genel Kurul, 765 sayılı Kanun’daki objektif sorumluluk esasının 5237 sayılı Kanun’da benimsenmediğini, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda yalnızca nedensellik bağının neticeden sorumluluk için yeterli olmadığını belirtmiştir. Sanığın annesinin isabet alarak yaralanabileceğini bildiği hâlde yumruğunu şiddetle savurduğunu kabul eden Kurul, eylemde kasten hareket edildiği sonucuna varmış ve m. 85/1’in uygulanma koşullarının bulunmadığına karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, iki üye karşı oy kullanmıştır.
5) Azmettirenin öldürme konusundaki kastı şüpheli kalsa da, yaralama sonucu ölümü öngörebilecek durumdaki azmettiren m. 87/4 kapsamında sorumludur
Yağma amacıyla bir eve giren sanıkların maktulü öldürmesi olayında, yağmayı planlayan ve diğer sanıkları cebir ve şiddet içeren yağma suçuna azmettiren sanığın öldürme bakımından sorumluluğunu inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, azmettirmede sınırın nitelik yönünden aşılması hâlinde sorumluluğun kapsamını belirlemiştir:
(…) maktulün öldürülmesi konusunda diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde olduğunun ise, dosya kapsamındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde şüphe boyutunda kalması ve şüpheden sanık yararlanır evrensel kuralı gereğince bu şüphenin sanık ... lehine yorumlanmasının gerekmesi karşısında; diğer sanıkları cebir ve şiddeti içeren yağma suçuna azmettirirken azmettirmede sınırın nitelik yönünden aşılabileceğini ve yaralama suçunun en nitelikli hali olan yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek eyleminin gerçekleşebileceğini öngörebilecek durumda olan sanık ...’in eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.46
Genel Kurul, kural olarak azmettirenin ancak azmettirdiği fiilden sorumlu olduğunu, üzerinde anlaşılan fiile bağlı olmayan neticelerin azmettirene yüklenemeyeceğini belirtmiştir. Karar, iştirak iradesi yaralamaya yönelikken azmettirilenin öldürmesi hâlinde azmettirenin kasten öldürmeden sorumlu tutulamayacağını, ancak yaralama sonucu ölümün meydana gelebileceğini öngörme yükümlülüğü altında bulunduğu için m. 87/4 kapsamında sorumlu olacağını da açıkça ifade eder. Bu yaklaşım, netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükmünün katılma hâllerinde de öngörülebilirlik üzerinden işlediğini gösterir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
Dipnotlar
- Türk Ceza Kanunu m. 23. ↩
- Madde 21 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi. ↩
- Madde 23 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Madde 23 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, A. Terim ve B. Kavram. ↩
- Özenbaş, Nazmiye. “Ceza Sorumluluğunun Gelişimi.” Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 2, Aralık 2013, s.387-416, II. Ceza Sorumluluğunun Gelişimi, 2. Objektif Sorumluluk Dönemi. ↩
- Koç, Ziya. Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024, s.215-221. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, C. Tanım. ↩
- Anayasa Mahkemesi, E. 2006/72, K. 2009/24, T. 19.2.2009. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, D. Çeşitleri. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, A. Terim. ↩
- Anayasa Mahkemesi, E. 2006/72, K. 2009/24, T. 19.2.2009. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, II. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşan Suçların Anayasaya Aykırılığı Sorunu. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, E. Koşulları. ↩
- Gökcan, Hasan Tahsin. “Ölümle Sonuçlanan Basit Yaralama; Netice Sebebiyle Ağırlaşan Suç mu, Taksir Görünümünde Objektif Sorumluluk mu?” Terazi Hukuk Dergisi, C. 3, S. 26, Ekim 2008, s.45-51. ↩
- Türk Ceza Kanunu m. 87/4, m. 95/3-4, m. 97/2, m. 99/3-4, m. 102/5 ve m. 103/6. ↩
- Birtek, Fatih. Pratik Ceza Hukuku (Genel Hükümler). Genişletilmiş 2. Baskı. İstanbul: Legal Yayıncılık, 2013, s.86. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, A. Terim. ↩
- Koç, Ziya. Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024, s.222-223. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Koç, Ziya. Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024, s.223-224. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, III. Temel Suç ile Ağır veya Başka Netice Arasındaki Bağlantı. ↩
- Birtek, Fatih. Pratik Ceza Hukuku (Genel Hükümler). Genişletilmiş 2. Baskı. İstanbul: Legal Yayıncılık, 2013, s.88-89. ↩
- Anayasa Mahkemesi, E. 2006/72, K. 2009/24, T. 19.2.2009. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, B. Kavram. ↩
- Birtek, Fatih. Pratik Ceza Hukuku (Genel Hükümler). Genişletilmiş 2. Baskı. İstanbul: Legal Yayıncılık, 2013, s.86-87. ↩
- Koç, Ziya. Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024, s.228-230. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/1-151, K. 2011/290, T. 27.12.2011. ↩
- Türk Ceza Kanunu m. 87/4. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/1-197, K. 2009/93, T. 14.4.2009. ↩
- Gökcan, Hasan Tahsin. “Ölümle Sonuçlanan Basit Yaralama; Netice Sebebiyle Ağırlaşan Suç mu, Taksir Görünümünde Objektif Sorumluluk mu?” Terazi Hukuk Dergisi, C. 3, S. 26, Ekim 2008, s.45-51. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/1-151, K. 2011/290, T. 27.12.2011. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, I. Terim-Kavram-Tanım-Çeşitleri-Koşulları, D. Çeşitleri. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, IV. Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda Ortaya Çıkan Bazı Özel Sorunlar, İştirak. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/347, K. 2023/381, T. 5.7.2023. ↩
- Merakli, Serkan. “Suçun Nitelikli Halleri ile Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suç Ayrımı ve Bu Konudaki Yargıtay Uygulamasına Eleştirel Bir Bakış.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 19, S. 54, Nisan 2024, s.87-110, III. Yargıtay Uygulamasında Nitelikli Hal - Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç Ayrımı ve Buna İlişkin Eleştiriler, A. Genel Olarak. ↩
- Özbek, Veli Özer. “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar.” Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246, IV. Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda Ortaya Çıkan Bazı Özel Sorunlar, Fikri İçtima. ↩
- Anayasa Mahkemesi, E. 2006/72, K. 2009/24, T. 19.2.2009. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/1-197, K. 2009/93, T. 14.4.2009. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/1-151, K. 2011/290, T. 27.12.2011. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/765, K. 2014/92, T. 25.2.2014. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/347, K. 2023/381, T. 5.7.2023. ↩
Kaynakça
- Birtek, Fatih. Pratik Ceza Hukuku (Genel Hükümler). Genişletilmiş 2. Baskı. İstanbul: Legal Yayıncılık, 2013.
- Gökcan, Hasan Tahsin. Ölümle Sonuçlanan Basit Yaralama; Netice Sebebiyle Ağırlaşan Suç mu, Taksir Görünümünde Objektif Sorumluluk mu? Terazi Hukuk Dergisi, C. 3, S. 26, Ekim 2008, s.45-51.
- Koç, Ziya. Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçları. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024.
- Merakli, Serkan. Suçun Nitelikli Halleri ile Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suç Ayrımı ve Bu Konudaki Yargıtay Uygulamasına Eleştirel Bir Bakış. Ceza Hukuku Dergisi, C. 19, S. 54, Nisan 2024, s.87-110.
- Özbek, Veli Özer. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar. Ceza Hukuku Dergisi, C. 2, S. 4, Ağustos 2007, s.223-246.
- Özenbaş, Nazmiye. Ceza Sorumluluğunun Gelişimi. Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 2, Aralık 2013, s.387-416.
- Türk Ceza Kanunu, 5237 Sayılı Kanun, m. 23, 40, 86, 87, 95, 97, 99, 102, 103 ve Madde Gerekçeleri.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.