TCK m. 8 Türk ceza kanunlarının hangi suçlara uygulanacağını belirleyen çekirdek kuraldır. Türkiye’de işlenen suçlara failin ve mağdurun uyruğuna bakılmaksızın Türk kanunları uygulanır. Bu kural iki soruyu birlikte cevaplar. Türk ülkesinin sınırları nerede biter ve bir suç hangi koşulda Türkiye’de işlenmiş sayılır. m. 9 Türkiye’de işlenen suç hakkında yabancı ülkede hüküm verilmiş olsa bile yeniden yargılama yapılacağını, m. 10 ise Türkiye namına yabancı ülkede görev yapanların görevleri nedeniyle işledikleri suçları düzenler. Uygulamada en çok tartışılan konular, internet yoluyla ve sınır ötesi işlenen suçlarda suçun yerinin tespiti, açık denizdeki araçlar ve yabancı mahkeme kararının Türkiye’deki yargılamaya etkisidir.

I. Genel Olarak

A. Madde Metinleri

Madde 8- (1) Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır. (2) Suç; a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında, b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla, c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla, d) Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı, işlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır.1
Madde 9- (1) Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye’de yeniden yargılanır.2
Madde 10- (1) Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de yeniden yargılanır.3

B. Gerekçeler

Madde 8 gerekçesine göre madde mülkîlik ilkesinden ve ceza kanunlarının millî egemenliğin bir sonucu olduğu kuralından hareket eder ve sanığın ve mağdurun uyrukluğuna bakılmaksızın Türkiye’de işlenen suçlara Türk kanunlarının uygulanacağını açıkça belirtir. Gerekçe ayrıca Türk ülkesinin anlamını açıklar. Türk kara ve hava sahaları ile karasularında işlenen suçlar Türkiye’de işlenmiş sayılır ve açık denizde Türk deniz ve hava araçlarında işlenen suçlar da aynı sonuca bağlanır. m. 8/2-d bendi, Türkiye’nin 1988 tarihli Roma konferansında kabul edilen deniz seyrüsefer güvenliği ve kıta sahanlığındaki sabit platformların güvenliğine ilişkin protokolleri imzalamış olması nedeniyle yazılmıştır. Hükûmet tasarısındaki, uluslararası sözleşme hükümlerinin saklı olduğuna ilişkin fıkra komisyonda metinden çıkarılmıştır, çünkü Anayasa karşısında uluslararası sözleşmelerin kapsamına giren olaylarda zaten uygulanacaktır.4 Madde 9 gerekçesine göre Türkiye’de suç işleyen kişi çeşitli nedenlerle yurt dışında yargılanmış olabilir ve mülkîlik sistemi bu durumda yeniden yargılamayı gerektirir. Türkiye’de işlenen suç Türkiye’nin huzur ve sükununu bozduğundan, suçun ağırlığına, türüne veya mağdurun uyruğuna bakılmaksızın Türkiye’de yargılama yapılması bu huzurun yeniden kurulması bakımından da gereklidir. Hükûmet tasarısında yabancı fail lehine, yeniden yargılamayı Adalet Bakanının istemine bağlayan bir ayrım vardı. Komisyon bunu Anayasa’daki eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı için metinden çıkarmış ve vatandaş ile yabancı arasındaki ayrımı kaldırmıştır.5 Madde 10 gerekçesi yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev yapanların bu görevlerinden dolayı işledikleri suçlarda, suçun türüne, cezanın ağırlığına ve suçtan zarar görenin uyruğuna ilişkin başkaca koşul aranmaksızın yeniden yargılama yapılacağını belirtir. Memuriyet veya görevin sürekli ya da geçici olması, Devlet veya herhangi bir kamu kuruluşu adına yapılmış bulunması arasında fark yoktur.6

C. Yer Bakımından Uygulama Sistemi İçindeki Yeri

Ceza kanunlarının yer bakımından uygulanması, devletin egemenliğinin ceza hukukundaki görünümüdür. Uluslararası alanda kabul edilen bağlama noktaları mülkilik, koruma, şahsilik, ikame yargı ve evrensellik ilkeleridir. Bunlar arasında en yaygın olanı mülkilik ilkesidir ve diğerleri onun boşluklarını doldurmak üzere tali olarak devreye girer. Her devlet mülkilik ilkesini benimser, çünkü devletler kendi ülkelerinde egemendir.7 TCK m. 8-10 mülkilik ilkesini ve bu ilkenin hemen yanındaki kuralları düzenler. Yurt dışında işlenen suçlara ilişkin kişisellik, koruma ve evrensellik kuralları ise m. 11-13’tedir. Aşağıdaki açıklamalar bu ayrıma göre yapılmıştır. Önce suçun Türkiye’de işlenip işlenmediği tespit edilir. Türkiye’de işlenmişse m. 8 uygulanır ve başka bir koşul aranmaz. Türkiye’de işlenmemişse m. 11-13’teki koşullar araştırılır.8

II. Ülkesellik İlkesi (m. 8/1)

Ülkesellik ilkesi bir devletin ülke sınırları içinde işlenen suçlar hakkında, failin ve mağdurun vatandaşlık bağına bakmaksızın kendi kanunlarını uygulamasıdır. Doktrinde bu ilke egemenliğin bir sonucu olarak, suçun işlendiği yerde cezalandırmanın genel önleme etkisinin daha güçlü olması, delillerin ve tanıkların suç yerinde daha kolay toplanması, hâkimin suçun işlendiği yerin kanununu ve sosyal yapısını daha iyi bilmesi, sanık haklarının orada daha iyi korunması ve failin suçun işlendiği yeri kendisi seçerek tabi olacağı ceza kanununu da belirlemiş olması gibi nedenlerle gerekçelendirilir. Salt ülkesellik ilkesinin sakıncası ise devleti sınırları dışında kendisine veya vatandaşına karşı işlenen suçlar karşısında hareketsiz bırakması ve suç işleyip ülkeye sığınan failin cezasız kalmasına yol açabilmesidir.9 m. 8/1’de “Türk kanunları” ibaresi kullanılmıştır. Bu ibare yalnız TCK’yı değil, işlenen suçla bağlantılı olan ve çözümü başka kanunlarda düzenlenen sorunlara da o kanun hükmünün uygulanmasının yolunu açar. Basılmış eser ile işlenen bir suçta Basın Kanunu’ndaki tanım, eşe karşı işlenen bir suçta ise geçerli bir evliliğin koşulları için Medeni Kanun uygulanır. Anayasaya göre usulüne uygun yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler de kanun hükmünde olduğundan Türk kanunları ibaresi taraf olunan sözleşmeleri de kapsar.10 Maddenin bir diğer sonucu, Türkiye’de işlenen suç hakkında fail veya mağdur hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun yabancı ülke kanununa uygulama alanı tanınmamasıdır. Yabancı kanunun dikkate alınması istisnai hâllere özgüdür. Bunlardan biri m. 19’dur, ancak bu madde Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlara ilişkindir.11

III. Türk Ülkesi (m. 8/2)

A. Gerçek Anlamda Ülke

m. 8/2-a’ya göre suç Türk kara ve hava sahalarında ve Türk karasularında işlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır. Kanunda belirtilmemekle birlikte kara ülkesinin sınırları içinde kalan iç sular, yani göller, nehirler, limanlar, körfezler ve kapalı denizler de gerçek anlamda ülkeye dahildir.12 Karasuları Kanunu m. 1’e göre Türk karasuları Türkiye ülkesine dahildir ve genişliği altı deniz milidir. Cumhurbaşkanı belirli denizler için, ilgili bütün özellikleri gözetmek ve hakkaniyet ilkesine uygun olmak şartıyla bu genişliği altı deniz milinin üstünde tespit etmeye yetkilidir. Esas hatların kara tarafında kalan sular ve körfez suları iç sulardır, daimi liman tesisleri kıyının bir parçası sayılır (m. 4).13 Karasularının genişletilmesi bakımından bir kanunilik sorunu vardır. Suç işlendikten sonra yapılan genişletmeyle, örneğin kıyıdan 14 mil uzaklıkta açık denizde işlenen bir suçun sonradan karasuyu hâline getirilerek Türk kanunlarının uygulanması aleyhe düzenlemenin geçmişe uygulanması olur. Doktrinde bu nedenle genişletme kararının ancak ileriye etkili olabileceği ve aksi hâlde suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edileceği savunulmaktadır.14

B. Türk Karasularındaki ve İç Sulardaki Yabancı Gemiler

Türk iç sularında ve karasularında bulunan yabancı gemilerde işlenen suçlara Türk kanunları uygulanır (m. 8/2-a). Ancak yabancı savaş gemileri uluslararası hukukta dokunulmazlığa sahiptir. Bu gemiler Türk iç sularındayken Türk mevzuatına uymak zorundadır, fakat savaş gemisi üzerinde gemi personeli arasında işlenen suçlara kıyı devleti müdahale edemez. Personelin kıyı devleti kara ülkesine çıkarak işlediği suçlarda veya gemi personeli olmayan kişiler arasında gemide işlenen suçlarda Türk kanunları uygulanır. Dokunulmazlık nedeniyle Türk makamları izinsiz denetim yapamaz ve gemideki bir eşyaya el koyamaz, böyle bir durumda yönetmeliğe göre geminin Türk sularını terke davet edilmesi yoluna gidilir.15 Yabancı ticaret gemileri Türk iç sularına ve limanlarına girdiklerinde Türk kanunlarına uymak zorundadır. Limanlar Kanunu m. 2 bu yükümlülüğü Türkiye limanlarına girip çıkan bütün gemiler için öngörür. Kural olarak bu gemilerde işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır ve Türk yargı organları yetkilidir. Ancak Türkiye’nin yaptığı bazı ikili ve çok taraflı denizcilik anlaşmaları gereği taraf devlet bayrağı taşıyan ticaret gemisinde işlenen suç ülke barışını, kamu düzenini ve kamu güvenliğini bozacak nitelikte değilse kıyı devleti yargı yetkisini kullanmaz.16

C. Farazi Anlamda Ülke

m. 8/2-b, c ve d bentleri, Türk ülkesi sayılmasa da Türkiye’de işlenmiş sayılacak yerleri ve araçları gösterir. Bunlar açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında Türk deniz ve hava araçları, Türk deniz ve hava savaş araçları ve Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlardır. Doktrinde bunlara farazi anlamda ülke denir. Askerî işgal altındaki yerlerin farazi ülke sayılması da kabul edilmektedir, ancak TCK bu konuda açık bir hüküm içermez. Büyükelçiliklerin gönderen devletin ülkesi sayıldığı anlayışı terk edilmiştir.17 m. 8/2-c bendinin gerekçeye göre askerî deniz ve hava araçlarına özgü olmak kaydıyla yabancı karasularında veya hava sahalarında işlenen suçları da kapsadığı belirtilmiştir. m. 8/2-d bendi için kıta sahanlığındaki sabit platformların ve deniz seyrüsefer güvenliğinin korunmasına ilişkin protokollere dayanılmıştır.18 Açık denizde yakalanan bir tekne bakımından Yargıtay m. 8/2-b’nin uygulanması için aracın Türk deniz aracı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, geminin yabancı devlet uyrukluğunda olması hâlinde ise suçun Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlendiğini ve m. 13 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.19

IV. Suçun İşlendiği Yerin Belirlenmesi

A. Karma Teori, Fiil ve Netice

m. 8/1’in ikinci cümlesine göre fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. Bu düzenleme, hareketin yapıldığı yer ile neticenin gerçekleştiği yer arasında tercih yapmaz ve her ikisini de suçun işlendiği yer sayar. Doktrinde buna karma teori denir. Failin veya mağdurun ikametinin Türkiye’de bulunması suçun Türkiye’de işlenmiş sayılması için gerekli değildir ve ikamet suçun işlendiği yerin belirlenmesinde ölçüt değildir. Kriter fiile, yani suçun maddi unsuruna bakılarak belirlenir ve objektif cezalandırılabilirlik şartları suçun yapısal unsuru olmadığından yer tespitinde dikkate alınmaz.20 “Fiil” ibaresinden doktrinde ağırlıklı olarak hareket anlaşılır. Buna göre hareket yalnızca icra hareketlerini kapsar ve hazırlık hareketleri önem taşımaz, ihmali hareket de hareket sayılır. Hareketten ayrı bir netice aranmayan suçlarda yalnızca fiil kriteri, neticenin arandığı suçlarda ise fiil ve netice kriterleri birlikte uygulanır. Fiilin kısımlara ayrılabildiği hâllerde bir kısmının Türkiye’de gerçekleşmesi ülkesellik ilkesinin uygulanması için yeterlidir.21 m. 8’de neticenin “kısmen” Türkiye’de gerçekleşmesine yer verilmemiştir. Örneğin yabancı ülkeden atılan kurşunla Türkiye’de ağır yaralanan kişinin üçüncü bir ülkedeki hastanede ölmesi hâlinde, ölüm neticesinin yabancı ülkede gerçekleşmesi nedeniyle Türk kanunlarının uygulanması ancak “fiil” kavramının netice unsurunu da içerecek biçimde geniş yorumlanmasıyla mümkün olur. Kanaatimizce kanunun neticenin kısmen Türkiye’de gerçekleşmesini de açıkça düzenlemesi gerekir. Karşılaştırmalı hukukta Alman, İsviçre ve İtalyan ceza kanunları da karma teoriyi benimser ve neticenin kısmen gerçekleşmesinden söz etmez.22

B. Mesafe Suçlarında Uygulama

Hareketin bir ülkede, neticenin başka bir ülkede gerçekleştiği mesafe suçlarında karma teori hangi devletin yetkili olduğunu tek başına belirlemez. Her iki devlet de suçu kendi ülkesinde işlenmiş sayabilir. Alman hukukunda olaya ilk el atan devletin yetkili olacağı çözümü benimsenmiştir, ancak bu çözümün hukuk devleti ilkesini benimseyen ülkeler bakımından kalıcı bir çözüm olmadığı belirtilmektedir ve uyuşmazlıklar yetki uyuşmazlıklarının çözümü kurallarına bırakılır.23 Dolandırıcılık bu bakımdan örnek verir. Hile icra hareketi olarak Türkiye’de yapılmışsa haksız çıkar yabancı ülkede elde edilse bile suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. Doktrinde aktarılan Yargıtay kararlarında da suçtan zarar görenin yabancı banka olmasının suç yerini yabancı ülke yapmayacağı, icra hareketlerinin Türkiye’de yapılması ve haksız çıkarın Türkiye’de elde edilmesi durumunda yargılamaya devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.24 Yargıtay 15. Ceza Dairesi de yurt dışındaki irtibat bürosunun fiilen Türkiye’den yönetildiği ve eylemin neticesinin Türkiye’de gerçekleştiği bir olayda suçun Türkiye’de işlendiğini kabul etmiştir.25

C. Teşebbüs Aşamasında Kalan ve Transit Suçlar

Teşebbüs aşamasında kalan mesafe suçlarında içeriden dışarıya ve dışarıdan içeriye suçlar ayrı değerlendirilir. İçeriden dışarıya suçlarda icra hareketleri Türkiye’de başladığı için fiil kısmen Türkiye’de işlenmiş olur ve suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. Neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi istenen dışarıdan içeriye suçlarda, örneğin Türkiye’de patlatılmak üzere yurt dışında bir araca yüklenen patlayıcının Türkiye’ye ulaşmadan ele geçirilmesi hâlinde, doktrinde çoğunluk suçun Türkiye’de işlenmiş sayılamayacağını kabul eder. Bu görüşün dayanağı m. 8’de yalnızca fiil ve netice ölçütlerinin bulunması ve failin neticeyi istediği yere ilişkin iradesinin ölçüt alınmamasıdır. Alman ve İsviçre kanunlarında olduğu gibi bu hâlin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği savunulmaktadır.26 Transit suçlarda hareket ve netice yabancı ülkelerde gerçekleşirken eylem Türkiye üzerinden devam eder. Doktrinde çoğunluk görüş bu suçların Türkiye’de işlenmiş sayılmayacağını savunur. Karşı görüşe göre transit geçilen ülkede suçun işlenmiş sayılması için o ülkenin kanunlarıyla korunan bir hukuki değerin ihlal edilmesi gerekir ve bu görüş “fiil” ibaresinin nedensellik zincirinin ülke üzerindeki bölümünü de kapsayacak biçimde yorumlanmasıyla uyumludur. Örneğin Lizbon’dan Paris’e Madrid üzerinden gönderilen bomba düzenekli paket İspanya bakımından hukuki değeri tehlikeye sokarken, Roma’dan Paris’e İsviçre üzerinden giden tehdit mektubu İsviçre’de hak ihlali yaratmaz.27 Yargıtay 765 sayılı Kanun döneminde, suçun işlendiği yere ilişkin kanunda ölçüt bulunmadığı bir dönemde, Türkiye’nin yalnızca güzergâh olarak kullanılması nedeniyle suçun Türkiye’de işlenmediğini kabul eden kararlar vermiştir. Bu kararlar 5237 sayılı Kanunun “fiilin kısmen” ölçütü karşısında geçerliliğini yitirmiştir. Kanaatimizce fiilin kısmen Türkiye üzerinde gerçekleşmesi yeterlidir ve eylemin yarıda kalması aranmaz. Aksi çözüm Türkiye’yi yasa dışı madde ve silah sevkiyatı için serbest bir transit bölge hâline getirir. Suçun oluşması ile ortaya çıkarılması ayrı süreçlerdir ve transit eylemin Türkiye üzerinden devam ederek sona ermesi daha sonra tespit edilen suçun cezalandırılmasına engel değildir. Ülke kanunlarının bazı suçlarda transit geçmeyi bizzat suç olarak düzenlemesi, örneğin uyuşturucu maddenin nakli, suçun o ülkede işlendiği sonucunu doğurur.28

D. İnternet Yoluyla İşlenen Suçlar

TCK’da internet yoluyla işlenen suçlarda suçun işlendiği yere ilişkin özel bir kural yoktur ve m. 8’deki fiil ve netice ölçütleri uygulanır. Doktrinde şu görüşler ileri sürülmüştür. İnternet ağına veri girişi Türkiye’de yapılmışsa hareket Türkiye’de yapıldığından suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. Yurt dışından gönderilmiş olsa bile hukuka aykırı içeriğin Türkiye’deki bir sunucuya yüklenmesi hâlinde de aynı sonuca varılır. Bunların dışında yurt dışından internet aracılığıyla işlenen suçlara ancak kişisellik, koruma ve evrensellik kuralları uygulanır. Bilişim sistemine hukuka aykırı erişimde hareketin veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi yeterlidir. Failin veya mağdurun bulunduğu yer ise m. 8’de ölçüt olmadığı gibi, dijital izlerin değiştirilebilmesi nedeniyle pratik değeri de sınırlıdır.29 İnternette yapılan yayınlarla işlenen suçlar bakımından içeriğe ulaşılan her yerde suçun işlendiğini kabul eden görüş, kamu davasının mecburiliği ilkesinin geçerli olduğu bir sistemde yetkiyi pratikte kullanılamaz hâle getirir. Bu nedenle yayının doğrudan o ülkeye yönelik olduğunu gösteren somut bağlantı noktalarının aranması önerilmektedir. Yayının o ülkeye yönelik yapılması, o ülkenin değerlerine zarar vermesi veya konusunun ülkede yaşayan kişileri ilgilendirmesi bu bağlantıya örnek verilir. Kanaatimizce bu ölçüt, Türkiye’yi her erişilebilir içerik bakımından yargılamaya zorlamayacağı için yerindedir ve bunun yanında uluslararası adli yardımlaşma araçlarının işlevsel kılınması gerekir.30 Yargıtay 7. Ceza Dairesi sunucusu yurt dışında bulunan internet sitelerinde yapılan paylaşımlar nedeniyle soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini, suçun Türkiye’de işlendiği kabul edilerek açık kaynak araştırması, kullanıcı ve IP bilgilerinin tespiti ve şüphelinin savunmasının alınması gerektiği gerekçesiyle kanun yararına bozmuştur.31

V. Türkiye’de İşlenen Suç Hakkında Yabancı Ülkede Verilen Hüküm (m. 9)

m. 9 Türkiye’de işlenen suç hakkında yabancı ülkede verilen hükme “ne bis in idem” etkisi tanımaz. Fail vatandaş olsun yabancı olsun, yabancı ülkede mahkûm edilmiş, beraat etmiş veya cezası infaz edilmiş olsa bile Türkiye’de yeniden yargılanır. 765 sayılı Kanun döneminde Türkiye’de suç işleyen yabancı hakkında yeniden yargılama Adalet Bakanının talebine bağlanmıştı, 5237 sayılı Kanun bu ayrımı kaldırmıştır. Yeniden yargılamanın gerekçesi, Türkiye’de işlenen suçun kamu düzenini bozması ve bozulan düzenin ancak Türkiye’de yapılacak yargılamayla yeniden tesis edilebilmesidir.32 Yeniden yargılama için şikâyet, izin veya talep gibi bir koşul da aranmaz.33 Çifte cezalandırmanın sonuçlarını hafifletmek için m. 16 yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edileceğini öngörür.34 Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Kuşadası’ndan Yunanistan’a deniz yoluyla göçmen geçirmeye çalışırken Yunanistan’da yakalanıp cezalandırılan sanık bakımından, göçmenler Türkiye’den çıktıkları anda suçun oluşacağı ve suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı, Yunanistan’daki yargılamanın Türkiye’de yeniden yargılamaya engel olmadığı ve mahkûmiyet hâlinde m. 16 gereği mahsup yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.35 Bu kural Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırı sayılmaz. Yedinci Protokolün 4. maddesi “aynı devletin” yargı yetkisi altındaki yargılamalardan söz ettiği için yalnızca ulusal etki doğurur ve yabancı mahkeme kararlarına ne bis in idem etkisi tanıma yükümlülüğü getirmez.36 Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi taraf devletler arasında ne bis in idem etkisini kabul eder, ancak fiilin kendi ülkesinde işlendiğini kabul eden devletin, kendisi kovuşturma istemedikçe bu etkiyi tanıma zorunluluğu yoktur. Bu da m. 9 ile uyumludur.37 6706 sayılı Kanunun infazın devrine ilişkin hükümleri de bu sonucu etkilemez. Kanun yabancı mahkemelerce verilen kesinleşmiş kararların infazının devralınması için hükümlünün Türkiye’de bulunmasını, mahkûmiyetin kesinleşmiş olmasını, fiilin Türk hukukuna göre de suç oluşturmasını ve zamanaşımına uğramamasını, aynı suçtan Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olmasını ve hürriyeti bağlayıcı cezalarda, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde en az altı ay infaz süresi bulunmasını arar. Ayrıca kanun Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri ve diğer kanun hükümlerini saklı tutar ve bu nedenle m. 9 geçerliliğini korur.38

VI. Türkiye Namına Görev Üstlenenlerin Yabancı Ülkede İşledikleri Suçlar (m. 10)

m. 10’a göre yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş olsa bile Türkiye’de yeniden yargılanır. Madde metni mahkûmiyet hükmünden söz eder, ancak komisyon görüşmelerinde mahkûmiyet hâlinde dahi yeniden yargılama yapılabilirken beraat veya zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarında evleviyetle yeniden yargılama yapılabileceği düşünülmüş ve bu nedenle madde metni değiştirilmemiştir. Beraat kararlarını kapsam dışında bırakan görüş de ileri sürülmüştür.39 Görev üstlenen kişinin Türk vatandaşı olması zorunlu değildir. Memuriyet sürekli ve kadroya bağlı bir hizmeti, görev ise devamlılık veya kadro şartı aranmaksızın Devlet veya herhangi bir kamu kuruluşu namına üstlenilen herhangi bir resmî görevi ifade eder. Bu kapsama yalnız diplomatik temsilciler değil, Türkiye adına yabancı bir ülkede memuriyet yapan veya görev üstlenen herkes girer. Üstlenilen görevle ilgili olmayan kişisel suçlarda ise fail vatandaşsa m. 11, yabancıysa m. 12 ve 13 uygulanır. Görev suçları Türkiye aleyhine işlenmiş sayıldığından yabancı ülkede işlenen suçlarda suçun işlendiği ülke kanunundaki ceza üst sınırını esas alan m. 19/2 bu suçlar bakımından uygulanmaz. Yabancı ülkede özgürlükten yoksun geçen süre m. 16 uyarınca mahsup edilir.40 Doktrinde m. 10 faile göre kişisellik ilkesinin görev suçlarına uygulanması olarak değerlendirildiği gibi, koruma ilkesinin bir ifadesi sayanlar da vardır.41

VII. Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar

Kanaatimizce uygulamada ilk adım, suçun Türkiye’de işlenip işlenmediğinin dosya kapsamında tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesidir. Hareketin bir kısmının, hilenin, havalenin, yüklemenin veya erişimin Türkiye’de gerçekleşmesi ya da neticenin Türkiye’de doğması yeterlidir ve bu durumda m. 11-13’teki özel koşullar (Adalet Bakanının talebi, failin Türkiye’de bulunması, şikâyet) aranmaz. Yurt dışında bulunan sunucu veya yurt dışında kurulu şirket tek başına suçun yurt dışında işlendiği sonucunu doğurmaz. Savunma yönünden de sınır ötesi dosyalarda yabancı mahkemede verilmiş hükmün varlığı Türkiye’deki yargılamayı engellemez, ancak mahsup ve mükerrer cezalandırma bakımından önem taşır. Bu hükmün belgelerinin dosyaya getirtilmesi ve hükmün infaz edilmiş kısmının mahsup edilmesi talep edilmelidir.

Yargı Kararları

1) Yurt dışına göçmen kaçakçılığında göçmenlerin Türkiye’den çıktıkları anda suç Türkiye’de işlenmiş sayılır ve yabancı ülkedeki yargılama Türkiye’de yeniden yargılamaya engel olmaz

Yirmi yabancı uyruklu kişiyi Kuşadası sahilinden tekneyle Yunanistan’a geçirmeye çalışırken yakalanan ve Yunanistan’da göçmen kaçakçılığından cezalandırılan sanık hakkında, önceden dava açılıp hüküm verildiğinden bahisle verilen ret kararını inceleyen Yargıtay 18. Ceza Dairesi, TCK m. 8 ve 9 çerçevesinde suçun işlendiği yeri belirlemiştir:

(…) sanığın eyleminin sabit olması halinde göçmenlerin Türkiye’den çıktıkları anda suçun oluşacağı ve suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı, sanığın Yunanistan’da yargılanmasının anılan suç sebebiyle Türkiye’de yeniden yargılanmasına engel teşkil etmediği, Yunanistan’da yargılandığı dava dosyasının onaylı örneği getirtilip dosyada mevcut tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumun takdir ve tayini gerektiği, mahkumiyeti halinde 5237 Sayılı T.C.K.nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edileceği gözetilmeden (…)42

Daire, TCK m. 79/1-b’de düzenlenen yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya imkân sağlama suçunda m. 8 ve 9’u birlikte uygulayarak yerel mahkemenin davanın reddi kararını kanuna aykırı bulmuştur. Karar, yurt dışına yönelik göçmen kaçakçılığında Türkiye’de yargılama yapılabileceğini, yabancı ülkede geçen sürenin ise m. 16 uyarınca mahsup edileceğini gösterir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.

2) Yurt dışındaki bürosu Türkiye’den yönetilen şirketin zararına işlenen suçta netice Türkiye’de gerçekleştiği için suç Türkiye’de işlenmiş sayılır

Sanıkların bir şirketin İtalya’daki irtibat bürosunda görevli olarak sahte faturaları şirketin Türkiye’deki muhasebe servisine göndermesi ve şirketin gönderdiği paraları uhdelerinde tutması olayında, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ret kararını inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesi, TCK m. 8 ve 9’u hatırlatarak suçun işlendiği yeri belirlemiştir:

5237 sayılı TCK’nın 8. maddesine göre ‘Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.’ ve aynı Kanunun 9. maddesine göre ‘Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye’de yeniden yargılanır.’ Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; katılan şirketin İtalya’daki irtibat bürosunun fiilen Türkiye’den yönetildiği ve sanığın eyleminin neticesinin Türkiye’de gerçekleştiği, TCK’nın 8. maddesi bağlamında atılı suçun Türkiye’de işlendiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, sanığın eylemi nedeniyle Türkiye’de yargılanması gerektiği gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi (…)43

Daire davanın reddi hükmünü kanuna aykırı bulmuştur. Karar, neticenin Türkiye’de gerçekleşmesinin ve irtibat bürosunun fiilen Türkiye’den yönetilmesinin suçun Türkiye’de işlenmiş sayılması için yeterli görüldüğünü gösterir. Aynı kararda özel belgede sahtecilik suçunda dava zamanaşımının gerçekleştiği ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda uzlaştırma yapılması gerektiği de belirtilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.

3) Paylaşım sitesinin sunucusunun yurt dışında olması suçun yurt dışında işlendiği sonucunu doğurmaz, neticenin Türkiye’de gerçekleştiği hâllerde suç Türkiye’de işlenmiş sayılır

Filmlerin izinsiz olarak internet sitelerinde yayımlanması nedeniyle yapılan soruşturmada, sunucunun yurt dışında bulunması gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve itirazın reddini inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma istemindeki gerekçeyi yerinde bulmuş ve suçun işlendiği yeri TCK m. 8 çerçevesinde değerlendirmiştir:

(…) 5237 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan ‘Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.’ şeklindeki düzenleme nazara alındığında, suçun Türkiye’de işlendiğinin kabulü ile paylaşımların yapıldığı internet hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yaptırılması, anılan paylaşım sitesindeki profil bilgilerinin ve diğer hususların araştırılarak kullanıcının ve IP numarasının tespit edilmeye çalışılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespiti durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden (…)44

Başsavcılığın sunucunun yurt dışında bulunması nedeniyle suçun yurt dışında işlendiği ve TCK m. 14 uyarınca soruşturma yapılamayacağı yönündeki gerekçesi yeterli görülmemiştir. Karar, eksik soruşturmaya dayanan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve itirazın reddinin kanuna aykırı olduğunu, kullanıcı ve IP numarasının tespitine yönelik araştırma yapılması gerektiğini gösterir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.

4) Açık denizdeki bir olayda suçun Türkiye’de işlenip işlenmediği, suçta kullanılan geminin Türk gemisi olup olmadığına bağlıdır

Suriye açıklarında uluslararası sularda durdurulan balıkçı teknesinden denize atılan uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi olayında, sanıkların mahkûmiyetini inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, TCK m. 8’deki mülkilik ilkesinin uygulanabilirliğini geminin uyrukluğuna bağlamıştır:

(…) 5237 sayılı TCK’nın 8. maddesinde düzenlenen mülkililik ilkesinin uygulanabilirliği açısından ... isimli balıkçı teknesinin Türk gemisi olup olmadığı suçun Türkiye’de işlenip işlenmediğinin tespitinde önem arz ettiği, Dosya kapsamında suçun işlenmesinde kullanılan geminin hangi ülke uyrukluğunda olduğunun araştırılması gerektiği, açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarının bulunduğu yer farazi anlamda ülke olduğu, farazi anlamda ülkede işlenen suçlar da o ülkede işlenmiş sayılacağından Türkiye mahkemelerinin doğrudan yargılama yetkisinin olacağı, yargılama yapması için Adalet Bakanlığının talebi gerekmeyeceği (…)45

Daire, geminin yabancı devlet uyrukluğunda olduğunun tespit edilmesi hâlinde suçun Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen uyuşturucu ticareti suçunu oluşturacağını ve m. 13/2 gereği yargılamanın Adalet Bakanının talebine bağlı olacağını belirtmiştir. Karar, açık denizdeki bir olayda m. 8/2-b ile m. 13’ün birbirinden nasıl ayrıştığını ve ayrımın geminin uyrukluğuna bağlandığını gösterir. Gerekli araştırmalar yapılmadan karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Karar tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle verilmiştir.

Dipnotlar

  1. Türk Ceza Kanunu m. 8. ↩
  2. Türk Ceza Kanunu m. 9. ↩
  3. Türk Ceza Kanunu m. 10. ↩
  4. Madde 8 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
  5. Madde 9 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
  6. Madde 10 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
  7. Şahin, İlyas. “Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Türk Ceza Kanununda Esas Alınan İlkeler.” Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, Haziran 2015, s.107-144, I. Genel Olarak, B. Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Bağlama Noktası. ↩
  8. Şahin, İlyas. “Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Türk Ceza Kanununda Esas Alınan İlkeler.” Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, Haziran 2015, s.107-144, III. Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanmasında Türk Ceza Kanununun Kabul Ettiği İlkeler, B. Türk Ceza Kanununda Düzenlenen İlkeler, 1. Mülkilik İlkesi. ↩
  9. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.141-143. ↩
  10. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.137-141. ↩
  11. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.139-141. ↩
  12. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.143-145. ↩
  13. Karasuları Kanunu m. 1 ve m. 4. ↩
  14. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.147-148. ↩
  15. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.149-151. ↩
  16. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.151. ↩
  17. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.151-153. ↩
  18. Madde 8 (Gerekçe), 5237 sayılı Kanun, Taslağın Gerekçesi ve Komisyonun Değişiklik Gerekçesi. ↩
  19. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/10342, K. 2025/8983, T. 29.9.2025. ↩
  20. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.157-160. ↩
  21. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.160-163. ↩
  22. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.176-182. ↩
  23. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.176-179. ↩
  24. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.159 ve s.177-178. ↩
  25. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/29170, K. 2020/12054, T. 14.12.2020. ↩
  26. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.184-187. ↩
  27. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.187-189. ↩
  28. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.189-191. ↩
  29. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.207-210. ↩
  30. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.210-213. ↩
  31. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/30152, K. 2022/1133, T. 20.1.2022. ↩
  32. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.218-220. ↩
  33. Şahin, İlyas. “Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Türk Ceza Kanununda Esas Alınan İlkeler.” Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, Haziran 2015, s.107-144, III. Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanmasında Türk Ceza Kanununun Kabul Ettiği İlkeler, B. Türk Ceza Kanununda Düzenlenen İlkeler, 1. Mülkilik İlkesi. ↩
  34. Türk Ceza Kanunu m. 16. ↩
  35. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/134, K. 2015/48, T. 30.3.2015. ↩
  36. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.218. ↩
  37. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.220-221. ↩
  38. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.221-223. ↩
  39. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.239-240. ↩
  40. Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.240-242. ↩
  41. Şahin, İlyas. “Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Türk Ceza Kanununda Esas Alınan İlkeler.” Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, Haziran 2015, s.107-144, III. Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanmasında Türk Ceza Kanununun Kabul Ettiği İlkeler, B. Türk Ceza Kanununda Düzenlenen İlkeler, 2. Faile Göre Şahsilik İlkesi. ↩
  42. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/134, K. 2015/48, T. 30.3.2015. ↩
  43. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/29170, K. 2020/12054, T. 14.12.2020. ↩
  44. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/30152, K. 2022/1133, T. 20.1.2022. ↩
  45. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/10342, K. 2025/8983, T. 29.9.2025. ↩

Kaynakça

  • Külçür, Erdem İzzet. Ceza Hukukunda Yer Bakımından Uygulama. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017.
  • Şahin, İlyas. Ceza Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması ve Türk Ceza Kanununda Esas Alınan İlkeler. Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, Haziran 2015, s.107-144.
  • Türk Ceza Kanunu, 5237 Sayılı Kanun, m. 8, 9, 10, 16 ve Madde Gerekçeleri. Karasuları Kanunu, m. 1 ve 4. Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 223.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.